Lale Bahçesi

Öğretici Çocuk Hikayesi

Şehirden uzak, sakin ve bir o kadar da sevimli bir köy vardı. Bu köyde de Selma nine ve torunu Şeyma yaşıyorlardı. Selma nine gençliğinde gözüne aldığı bir darbeden dolayı artık göremiyordu. Şeyma, anne ve babasını kaybettiğinde 7 yaşındaydı. Bu durum her ne kadar onu çok üzse de ninesi Selma onu kimsenin yanına bırakmamış ve anne babasının yokluğunu hiç hissettirmemişti. Şeyma, ninesini çok seviyor ve yanında çok mutlu hissediyordu. Şeyma ve ninesi tüm vakitlerini beraber geçiriyor zaman böyle huzurla geçiyordu.

Bir gün Şeyma ile ninesi her zaman ki gibi dışarıda çay içiyorlardı. Selma nine, Şeyma'ya “biliyor musun eskiden evimizin arkasında annenin benim için yetiştirdiği bir lale bahçesi vardı. Gözlerim görmüyordu ama lalelerin kokusu benim gözlerim oluyordu. Onları kokladığımda o kadar mutlu oluyordum ki anlatamam...” Şeyma, ninesinin dedikleri üzerine bahçelerinin bir bölümünde küçük bir lale bahçesi yapmaya karar verdi. Bu hem onu hem de ninesini çok mutlu edecekti. Çünkü Şeyma da çiçekleri çok severdi.

Şeyma, ninesine çaktırmayarak lale bahçesini yetiştirecek ve laleler büyüyüp kokuları etrafı ele aldığında ona söyleyecekti. Şeyma hemen işe koyuldu. Öncelikle komşularından lale bakımı ve lalelerin nasıl yetiştirmesi gerektiğini öğrendi. Daha sonra lale bahçesini yapmaya başladı. Nasıl sulanması gerektiğini öğrenen Şeyma, her gün özenle lalelere bakım yaparak ninesine sürpriz lale bahçesini yapmaya başladı. Aradan aylar geçti, laleler uzamış ve mis gibi kokularını etrafa yaymaya başlamışlardı. Şeyma, ninesine söylemeye artık hazırdı. Ama ninesi zaten etrafa saçılan mükemmel koku ile lalelerin dikildiğini çoktan anlamıştı. Şeyma ninesine lale bahçesini onun için tasarladığını anlattı. Ninesi sevgili torununa sarılarak ona bu özel hediye için çok teşekkür etti.

Selma nine her gün lalelerin olduğu bölüme gelir ve demlediği çayı yavaşça yudumlardı. Lalelerin kokusuna hayran oluyor, onların olduğu bölümde oturmaya bayılıyordu. Zaman böyle akıp geçerken günlerden bir gün komşuları Zehra teyze, Selma nineyi ziyaret etmek için evlerine geldi. Selma nine her zaman ki gibi lalelerin olduğu bölümde masaya oturmuş çay içiyordu. Zehra teyze de onun yanına lale bahçesine gelerek oturdu. Yanında da Selma ninenin en sevdiği çorbayı getirmişti. Selma nine Şeyma’ya çorbayı götürüp Zehra teyzeye de bir bardak çay getirmesini istedi. Zehra teyze Selma nine ile birlikte çay içmiş ve güzel bir sohbet etmişti. Tam kalkmak üzereyken gözü lalelere takılmıştı.  Lalelerin renkleri ve kokuları o kadar güzeldi ki onlara hayran olmuştu. Şeyma’dan kendi bahçesine dikmek için de lale istedi. Fakat Şeyma ona vermek istemedi. Çünkü laleler köyde sadece onun bahçesinde vardı.  Bu durum nedense onun çok hoşuna gitmiş, kimseye lalelerinden vermek istemiyordu.

Zehra teyze Şeyma’nın lalelerden ona vermek istemediğini anlamış ve üzülerek  oradan ayrılmıştı. Şeyma için o laleler çok önemliydi hem annesinin geleneğini sürdürüyor hem de ninesini mutlu ediyordu. Bu yüzden doğru karar verdiğine inanıyordu. Selma nine bu durum üzerine Şeyma’ya ”Neden vermedin kızım? İyilik eden iyilik bulur. Ona laleleri vermen lazımdı. Bir gün ben öleceğim belki benden sonra seni sahiplenecek tek kişi o olacak. Hem kadın çok üzüldü keşke verseydin...”

Şeyma bu söylenenler üzerine biraz üzüldü ama gene de aldırış etmedi. Günlerden bir gün Selma nine hastalanmış artık yataktan kalkmaz hale gelmişti. Şeyma, ne yapacağını bilmez olmuş ve kendini Zehra teyzede bulmuştu. Çünkü köyde başka yardım isteyecek kimsesi yoktu.  Zehra teyze ilk önce bir tas çorba yaparak Selma nineye içirdi. Ardından onu hekime götürdü. Selma nine, Zehra teyze ve Şeyma’nın güzel bakması sonucu bir süre sonra iyice iyileşti. Şeyma buna hiç olmadığı kadar sevinmişti. Daha sonra yaptığı hatanın farkına vardı. Zehra teyze onlarla gerçekten çok iyi ilgileniyordu. Fakat Şeyma cimrilik etmiş ve lalelerden ona vermemişti. Şeyma, Zehra teyzeden özür dileyip ona bir demet lalelerinden verdi. Ayrıca ninesine ettiği yardım için de çok teşekkür etti.  Şeyma bu olay üzerine bir daha da asla cimrilik etmedi. Çünkü paylaşmanın ne kadar özel olduğunun farkına varmıştı.