Sihirli Kelimeler

Eğitici Çocuk Hikayesi

Ali ilkokula henüz yeni başlamıştı. Bu Ali için adeta babası gibi işe gitmek anlamına geliyordu. Çünkü artık onun da erkenden uyanıp belli bir saatte evden çıkmış olması gerekiyordu. Bu, Ali için aslında oldukça eğlenceli görünüyordu. Üstelik yeni okulu evlerinin birkaç bina ötesindeydi. Ama tabi buna rağmen onu okula annesi götürüp getirecekti. Yine de artık o da babası gibi belli bir saatte evden çıkıp eve gelecek ve annesi ona da tıpkı babasına sorduğu gibi “Günün nasıl geçti?” diye soracaktı. O da o gün okulda olup bitenleri anlatabilecekti. Tabi Ali’nin işi eve geldiğinde de devam edecek ve böylelikle babasından daha çok çalışmış olacaktı. Tıpkı babası gibi sabah evden çıkmak ve kendi iş yeri gibi gördüğü okulunda olanları anlatacak olmak onu son derece gururlandırıyordu. Çünkü Ali artık büyümüştü.

Okulun ilk günleri o kadar eğlenceli geçiyordu ki bazen hiç bitmesin istiyordu. Çünkü burada yepyeni arkadaşları olmuştu ve birçok yeni oyun ve şarkı öğrenmişti. Hele resim ve beden derslerinde adeta zil çalmasın istiyordu. İlk zamanlar hep böyle eğlenceli geçse de artık yavaştan harfleri de öğrenmeye başlamışlardı. Tabi bu oyun oynamak veya şarkı söylemek kadar eğlenceli değildi. Çünkü harfleri öğrenmek ve yazmak birazcık yorucu oluyordu. Ama Ali bu durumdan pek de şikayetçi değildi. Hatta bir an önce tüm harfleri öğrenmek istiyordu. Çünkü bu sayede anne ve babasına mektup yazabilir hale gelecekti. Bu onun için son derece heyecan vericiydi.

Ali okulda her gün yeni bir şeyler öğreniyordu. Çünkü okul sadece harflerden ve sayılardan ibaret değildi. Mesela bazı sorunlarla karşılaştığında nasıl davranması gerektiğini, kime başvurması gerektiğini ve bir hata yaptığında ne yapması gerektiğini öğrenmişti. Arkadaşlarıyla iyi geçinmenin, paylaşmanın önemini, hayatın her alanında uyulması gereken kurallar olduğunu yaşayarak öğreniyordu. Ali, arkadaşlarını ve öğretmenini çok seviyordu.

Günler geçtikçe Ali okumaya ve yazmaya başlamıştı. İlk zamanlar harfleri tek tek okuyabilirken şimdi heceleri ve kelimeleri de okuyabiliyordu. Hatta öğrendiği beş harfle ne kadar çok hece ve kelime oluşturabildiğini fark etmişti. Eve gittiğinde o gün derste öğrendiklerini tekrar ediyor ve annesine de gösteriyordu. Hatta annesine yakında bir sürprizi olacağını söylemişti. Çünkü öğretmenleri onlara “Size sihirli bir kelime yazmayı öğreteceğim ve anneleriniz bu sihirli kelime karşısında çok mutlu olacak.” demişti. Derken o gün nihayet gelip çatmıştı. O gün öğretmeni onlara bugün “n” harfini öğreneceklerini, böylelikle artık “ANNE” yazabileceklerini ve o günkü resim dersinde de kalp içinde anne yazarak bu hediyeyi annelerine verebileceklerini söylemişti. Tüm öğrenciler o gün son derece heyecanlanmış ve mutlu olmuştu. Her biri sanki en çok bu harfi yazabilmeyi istiyordu. Derken nihayet bu yeni harfi de öğrenmişler ve resim dersinde annelerine sürpriz hazırlayabilmişlerdi. Öğretmenleri onlara o gün zarf yapmayı da öğretmişti. Tabi herkes yine de öğretmeni gibi düzgün bir zarf yapamamıştı ama yine de başarmışlardı. Ve hepsi de ertesi gün “b” harfine geçip “baba” yazmayı da öğrenmek istiyordu; ama öğretmenleri henüz “b” harfine sıra gelmediğini söylemişti. Ali okul başladığından beridir ilk kez zilin bir an evvel çalmasını istemiş ve eve gidip annesine hediyesini verebilmek için son derece heyecanlanmıştı. Evet, Ali annesine hep anne diyordu; ama anne yazmak Ali için çok farklı bir duyguydu. Annesi Ali’nin heyecanını fark edip “Ne oldu Aliciğim, neden bu kadar heyecanlısın?” diye sordu. Ali de annesine eve gittiklerinde ona bir sürprizi olduğunu söyledi. Ali de annesi de son derece heyecanlı ve meraklı eve gitmişti. Annesi Ali’nin sürprizini merak ediyor; Ali de annesinin, ona yaptığı sürprize vereceği tepkiyi merak ediyordu. Aslında annesine daha önceleri de hediyeler vermiş ve sürprizler yapmıştı. Hatta her Anneler Günü ona hem çiçek hem de hediye vermişti. Ama bu hediyelerin hepsi hazırdı ve hep de babası annesine vermesi için işten gelmeden alıp getirirdi. Nihayet eve varmışlardı ve Ali odasına gitmişti. Ardından lavaboya giden Ali, ellerini ve yüzünü yıkayıp saçlarını da taradıktan sonra dolabından en güzel elbiselerini giyindi. Annesi bir taraftan Ali’nin yemeğini masaya koyuyor bir taraftan da heyecanla Ali’nin sürprizini bekliyordu. Ali biraz gecikince ona seslenerek yemeğinin hazır olduğunu söyledi. Annesi odasından bayrama gider gibi saçlarını tarayıp giyinerek çıkan oğlunu görünce gülümsedi ve ona ne sürpriz yapacağını sordu. Ali heyecanını ve neşesini gizlemeye çalışırcasına annesine yaklaşıp her yerini kalplerle ve çiçeklerle süslediği zarfı uzattı. O kadar heyecanlıydı ki elleri titriyordu. “Bu senin için anneciğim.” dedi. Annesi başını hafifçe eğerek şefkatle gülümsedi ve “Teşekkür ederim Aliciğim. Açabilir miyim?” diye sordu. Ali kafasını yavaşça salladı. Annesi zarfı büyük bir heyecan ve özenle açtı. Dörde katlanmış resim kağıdını açtığındaysa kağıdın ortasında kocaman bir kalp içinde “Anne” yazısını gördü. Kalbin etrafı renkli ve daha küçük başka kalpler ve çiçeklerle süslüydü. Ali gözlerini annesinin yüzünden ayırmıyordu. Annesi sevinç ve heyecanla başını kaldırıp “Aliciğim, bu çok ama çok güzel bir hediye. Gerçekten çok ama çok mutlu oldum. Sana ne kadar teşekkür etsem az.” deyip tüm şefkati ve sevgisiyle Ali’ye sarıldı. Onu yanaklarından, saçlarından ve ellerinden öptü. Annesi o kadar mutlu olmuştu ki gözlerinden yaşlar süzüldü. Uzun bir süre kucaklaştılar. Ve sonra annesi ona “Bunu daima saklayacağım.” dedi. Ali “Ama şimdilik babam görmesin. Onun harflerini de öğrenip yazdığımda gösterirsin olur mu anneciğim?” dedi. Annesi de “Tamam, bu bizim aramızda şimdilik bir sır.” diyerek gülümsedi. O gün ikisi de hiç olmadıkları kadar mutlu ve huzurluydu. Hatta babası “Bakıyorum da bugün çok mutlusunuz. Hayırdır, ne oldu?” diye sorunca annesi Ali’ye göz kırparak “Çünkü çok güzel bir ailemiz var.” dedi. Ertesi gün tüm öğrenciler öğretmenine ve arkadaşlarına olanları anlattı. Hatta bir çoğu da Ali ve annesi gibi şimdilik bu sürprizi saklamayı planlamıştı. Ali “b” harfini öğreneceği günü sabırla bekledi ve o güne dek okumasını ve yazmasını daha da ilerletti.

Nihayet Ali’nin ve arkadaşlarının beklediği gün gelmiş ve o gün derste “b” harfini yazmayı öğrenmişlerdi. Yine aynı şekilde resim dersinde bu defa da babaları için aynı hediyeyi hazırlamışlardı. Ali o gün annesine “Nihayet babam için de bir hediye ve sürpriz hazırladım.” dedi. Anne oğul sevinç ve heyecanla eve gidip akşamı bekledi. Babası eve geldiğinde evde ayrı bir heyecan ve sevinç olduğunu fark etmişti bile. Annesi babasına “Ali’nin sana bir sürprizi var.” diyerek Ali’yi çağırdı. Ali yine heyecandan hafif titreyerek babasına zarfı uzattı. Bu defaki zarf daha düzgün yapılmıştı. Babası zarfı açtığında “Bu, bugüne dek aldığım en güzel ve anlamlı hediye. Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum aslan oğlum benim.” diyerek Ali’ye sıkıca sarıldı. Annesi Ali’nin kendisi için yaptığı resmi getirip gösterdi ve “O gün sormuştun ya hani bakıyorum da bugün çok mutlusunuz, hayırdır, ne oldu diye, işte bu yüzdendi.” dedi. Babası “Hımm, mesele şimdi anlaşıldı.” diyerek gülümsedi ve ailecek sarıldılar.

Ali öğretmeninin öğrettiği her harfi kısa zamanda öğrenerek çok güzel bir şekilde okur yazar hale geldi. Ve hatta annesiyle babasına sık sık mektuplar yazıyordu. Okulda düzenlenen Okuma Bayramı programında da anne ve babasına kendi yazdığı şiirini okumuştu. Okumak ve yazmak Ali için dünyanın en güzel ve en sihirli şeyiydi. Ali birinci sınıfını başarıyla bitirmiş, ailesini çok mutlu etmişti. Ayrıca okulunu, öğretmenini, arkadaşlarını ve ailesini çok seviyordu.