Yayınlanma Tarihi
2/14/2026
Üyelere Özel İçerikler Yolda
Kocaman Bi' Site, yalnızca kullanıcılar için özel olarak sunulacak yayınlara başlıyor! Hemen kayıt ol ve şimdiden yerini kap. Beta süreci yalnızca ilk 500 kullanıcı ile yapılacaktır.
Topluluğun Bir Parçası Ol!
Kuzey Ormanı'nın kıyısında, rüzgârın şarkı söylediği küçük bir vadi vardı. Vadinin tam ortasında, dalları yere kadar sarkan eski bir söğüt ağacı duruyordu. Bu söğütün altında, minik taşlarla çevrili bir bahçe vardı; insanlar ona Yıldız Bahçesi derdi. Bahçe, geceleri ay ışığıyla parlar, gündüzleri böcekler ve kelebeklerle şenlenirdi.
Ormanda yaşayan Mira adında küçük bir kız vardı. Mira'nın saçları gecenin yumuşak kahverengisi gibiydi, gözleri ise merak dolu bir göl gibiydi. Her sabah erkenden kalkar, annesine yardım eder, sonra söğüt ağacının altına koşardı. Mira'nın en iyi arkadaşı, kuyruğu kabarık, kulakları uzun küçük bir tilkiydi. Tilkinin adı Pıt'tı. Pıt, sessiz adımları ve neşeli bakışlarıyla Mira'yı her zaman güldürürdü.
Bir sonbahar akşamı, güneş alçalmış, gökyüzü pembeye dönmüşken, Mira ve Pıt bahçede oyun oynuyorlardı. Söğüt ağacının gövdesinde parlak bir oyuk vardı. Oyuğun içinde, minik bir tohum kutusu duruyordu. Kutunun kapağında yıldız oyma figürleri vardı. Mira kutuyu alıp açtı. İçinde, küçük, parlak bir tohum parlardı; sanki içine küçük bir yıldız sıkışmış gibiydi.
Mira tohuma dokunduğunda yumuşak bir sıcaklık hissetti. Pıt başını eğip tohuma kokladı. 'Bu özel bir tohum,' dedi Mira, gözleri parlayarak. 'Büyürse neler olur dersin?' Pıt, kulaklarını dikti. İkisi de umut dolu bir heyecan hissetti. Gece yaklaşıyordu. Onlar, tohumun gece boyunca ay ışığıyla konuşacağını, sabaha kadar küçük bir mucize yaratabileceğini düşündüler.
Yapay zeka destekli masal oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et![]()
Mira ve Pıt, tohumun bir yere ihtiyaç duyduğunu biliyordu. Söğüt ağacının yanındaki yumuşak toprak parçası en iyi yer gibi görünüyordu. Mikaşıkları alıp toprağı hafifçe kazdılar. Tohumu nazikçe koydular ve üzerini kapadılar. Mira, 'Büyü için bir dilek tutmalıyız,' dedi. Gözlerini kapadı ve 'Dostlar her zaman beraber olsun,' diye mırıldandı. Pıt göz kırptı ve kuyruğunu salladı.
Gece ilerledikçe ay yükseldi. Ay ışığı, bahçenin üzerini gümüş bir battaniye gibi örttü. Tohum, yavaşça parladı. Bir rüzgâr esti; rüzgâr söğüt yapraklarını okşadı. Kısa bir süre sonra bahçede hafif bir hışırtı duyuldu. Yaprakların arasından küçük bir ses geldi: 'Merhaba, Mira. Merhaba, Pıt.' Mira gözlerini açtı. Söğüt ağacının dallarında küçük peri ışıkları belirmişti. Işıkların biri, minik elleri ve kanatları olan küçük bir peri gibi görünüyordu. Adı Lila'ydı. Lila'nın elinde minik bir fırça vardı; fırça, tohumun üstünde dans eden ışığı nazikçe yayıyordu.
Lila, 'Bu tohum yıldız tohumu,' dedi. 'Her yüz yılda bir Yıldız Bahçesi'ne düşer. Tohum, sevgiyle büyürse geceyi aydınlatacak küçük lambalar verir. Ama tohum yalnızsa, ışığı saklanır.' Mira heyecanlandı. 'O zaman ona arkadaşlık vereceğiz!' dedi. Pıt sevinçle havladı.
Tam o sırada, uzak dallardan bir kartal gibi büyük, siyah bir karga belirdi. Karga yüzünde biraz somurtkan bir ifade vardı. Karganın adı Karaboz'du. Karaboz, bahçeye kondu ve gözlerini parıltılı tohuma dikti. 'Ne güzel bir şey,' diye hırladı. 'Bunu alırsam gece bana hizmet eder. Yıldızlar benim için dans eder.' Karaboz'un sesi biraz kükreyemeyen bir rüzgâr gibiydi; soğuk ve çekiciydi.
Mira, Karaboz'un gözlerindeki hırsı gördü. 'Bu bizim dostumuzun tohumu,' dedi yumuşakça. 'Onu birlikte büyüteceğiz.' Karaboz hoşgörüsüzce kanat çırptı. 'Paylaşmak mı? Hayır. Güç paylaşılmaz.' Lila ise incecik bir sesle, 'Her sihir sevgi ile büyür. Paylaşmak ışığı çoğaltır,' diye uyardı.
Gece daha da karardı. Karaboz, keskin gagasını tohuma yaklaştırdı. Pıt, bir adım öne çıktı ve küçük göğsünü gerdi. 'Bu bizim,' dedi. 'Senin değil.' Karaboz karga kanatlarını açtı ve gözleri parladı. 'Küçük tilki, bana karşı duramazsın. Ben uçanım. Ben güçlüyüm.' Mira titredi, ama Pıt'ın cesareti onu da cesaretlendirdi.
O anda Lila, küçük fırçasını salladı. Işığı yaydı, ama sadece ılık bir ışık değildi; ışık, kalpten çıkan bir his gibiydi. Karaboz'un gözleri aniden yumuşadı. O, uzun zamandır yalnız kalmıştı. Göklerde dolaşıp kendi gölgesini izlemiş, diğer kuşların şarkılarını dinlemeyi unutmuştu. Karaboz'un içinde bir yerde bir boşluk vardı. Mira ve Pıt'ın samimiyeti ona bir şey hatırlattı: paylaşmanın sıcaklığını.
Karaboz gagasını geri çekti. 'Belki...' dedi. 'Belki birlikte olabiliriz.' Ancak karga hala biraz gururluydu. 'Fakat ben biraz uzaklarda bir yere konup gece beklemek istiyorum,' diye ekledi. Mira kabul etti. 'İstersen sen de bekleyebilirsin. Hep birlikte de olabiliriz.' Karaboz, yeni bir şarkı söyleyemeden önce, hafifçe başını salladı. Gece yavaşça bir uykuya hazırlanırken, üçü söğüt ağacının altında toplanıp beklemeye koyuldular.
![]()
Ertesi sabah güneş ilk ışıklarını vadinin üzerine serptiğinde, küçük bir mucize oldu. Topraktan minik filizler fışkırdı. Her filizin ucunda parlak minik kabarcıklar asılıydı; kabarcıklar, sanki küçük fenerler gibiydi ve hafifçe titreyerek sabaha gülümsediler. Lila’nın fırçası onları okşadıkça, kabarcıklar daha da parlak oldu. Mira ayağa fırladı ve Pıt’ın sırtına atlayıp torba dolusu sevinçle bahçede zıpladı.
Karaboz, filizlere bakarken birden tereddüt etti. 'Bunlar… ışık mı?' diye sordu. Lila başını salladı. 'Evet. Bu lambacıklar, dostluğun, paylaşmanın ve cesaretin ışıklarıdır. Birer dilek tutarsanız, geceleri size küçük hayaller fısıldarlar.' Mira hemen bir lamba tuttu ve gözlerini kapadı. 'Dostlar her zaman birlikte olsun,' diye yineledi. Lambacık hafifçe titreşip daha parlak oldu.
Gün boyunca bahçe bir oyun alanına dönüştü. Köyden gelen çocuklar, kelebekler, tavşanlar ve hatta uzak tepelerden gelen bir karınca yürüyüşü, hepsi lamba şovunu izlemek için toplandı. Herkes lambadan bir parça ışık aldı; kimisine umut, kimisine cesaret, kimisine de yumuşak bir uyku hissi verdi. Karaboz, köşede durup izledi; gözleri artık eskisi gibi soğuk değildi. Lila, kargaya yaklaşarak minik bir ışık sundu. 'Sen de bir parça ışık al,' dedi. Karaboz tereddüt etti ama sonra kanadını uzatıp lambayı kabul etti. Lambanın sıcaklığı içini ısıttı.
O günün öğleden sonrasında bir türlü beklenmeyen bir şey oldu. Vadinin öbür ucundan, hüzünlü bir ses geldi: 'Yardım edin!' Ses, küçük bir sincaptaydı. Sincap, bir dizi taşla dolu bir yoldan kaçmaya çalışırken ayağını burktu. Gözleri korkudan, dişleri titriyordu. 'Ben tek başımayım,' dedi. 'Evime gidemiyorum.'
Mira hemen koştu. 'Korkma, sana yardım ederiz,' dedi. Pıt, sincapı yumuşak bir battaniye gibi sardı ve Karaboz dikkatlice yerden küçük taşları kaldırdı. Lila hafifçe kanat çırparak sincapın üzerindeki tozları uçurdu. Birlikte çalıştılar. Sincap, güvenle yürüdüğü zaman kocaman bir gülümseme açtı. 'Teşekkür ederim,' dedi. 'Beni yalnız hissettiğim zaman kimse gelmiyor sanmıştım.' Karaboz, sincapın gözlerindeki minnettarlığı görünce kendi iç dünyasında daha da bir şey fark etti: Başkalarına yardım etmek kalbini hafifletti.
Akşam olunca, Bahçe daha da parladı. Lambaların ışığı ayın yumuşak ışığıyla dans etti. Lila, 'Tohum, gerçek bir yıldız ağacı olacak,' dedi. 'Ama yıldız ağacı toprağa sıkışmaz. O, insanların ve hayvanların yüreğinde büyür.' Mira, 'Yani her gece bize bir hatırlatma mı verir?' diye sordu. Lila gülümsedi. 'Evet. Kindness and care — yani iyilik ve özen, en güzel ışıkları verir.'
Fakat aynı gece ufak bir fırtına çıktı. Rüzgâr şiddetlendi; yapraklar hırçınlaştı. Birdenbire, lambalardan birkaç tanesi söndü; güçlü rüzgâr ışıkları söndürmüş gibiydi. Çocuklar korkup evlerine koştu. Sincap, titreyerek ağaçta sıkıştı. Karaboz, lambaların korumasız kalmasına üzüldü. 'Eğer ışıklar giderse, insanlar geceyi unuturlar,' dedi. 'Üzgün kalırlar.'
Mira, Pıt ve Lila, lambaları korumak için bir plan yaptılar. Pıt lambaların etrafına otlar ve yapraklar ördü; bunlar rüzgârı kesen küçük kalkanlardı. Karaboz kanatlarını açıp rüzgârın yönünü değiştirmeye çalıştı. Lila fırçasını sallayarak ılık bir koruyucu ışık ördü. Sincap da minik patileriyle sapları sıkılaştırdı. Hep birlikte canla başla çalıştılar.
Çalışmaları yavaş yavaş işe yaradı. Rüzgâr, karşılarında bir duvar hissiyle yavaşladı. Lambalar birer birer yeniden yanmaya başladı. Bahçe, yorgun ama mutlu bir sessizlikle doldu. O gece herkes birbirine teşekkür etti. Karaboz, Mira'ya yaklaşarak, 'Senin cesaretin ve kalbin, bana da yol gösterdi,' dedi. Mira, 'Sen de bize yardım ettin. Hepimiz bir aileyiz,' diye yanıtladı.
Fırtına dinmişken, vadinin üzerinde yeni bir huzur yayıldı. Lambaların ışığı, yalnızca geceyi aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda herkese 'birlikte daha güçlüyüz' mesajını fısıldıyordu. Lila, 'Bu tohumun mucizesi budur,' dedi. 'Sadece bahçede değil, yüreklerde de büyür.'
![]()
Günler haftalara dönüştü. Yıldız Bahçesi'nin ışıkları daha fazla insanın yolunu aydınlattı. Köyden olan küçükler, yaşlılar, maceracı gezginler hepsi gelirdi. Her gelen, bahçeden bir damla ışık alır ve kendi içinde saklardı. Işıklar, gecenin kuytularını umutla doldurdu.
Bir sabah beklenmedik bir misafir geldi: yaşlı bir çoban. Yüzünde yılların çizgileri, gözlerinde dingin bir bilgelik vardı. Çoban, elindeki bastonla yavaşça bahçeye geldi. 'Ben yoldan çok uzaklaştım,' dedi. 'İçimde bir kayıp var.' Mira ona bir Lamba uzattı. 'Alın,' dedi. 'Işık biraz ümit verir.' Çoban lambayı eline aldı, ceketinin cebine sakladı ve gözüyle uzaklara baktı. 'Bu ışık bana evimi hatırlattı,' dedi. 'Eskiden ben de bir bahçede çocuğumla yıldız sayardım.'
Çobanın anlattıkları, sakin bir gece sohbeti gibi vadiye yayıldı. İnsanlar kendi hikâyelerini anlattıkça, bahçe daha da zenginleşti. Her hikâye yeni bir lamba, her lamba yeni bir bağ yarattı. Karaboz, artık yalnız uçan, somurtkan bir kuş değildi. O, hikâyeleri dinleyen, kendi anılarını paylaşan bir dost olmuştu. Pıt, her akşam çocukların etrafında yuvarlanıp onlarla oyun oynamaktan çok memnundu.
Bir gün, bahçeye gelen bir grup çocuk, lambaların arasında bir hüzün fark etti. Bir köşede, küçük bir lamba solgun görünüyordu. Lila yaklaştı ve lambayı inceledi. 'Bu lamba unutulmuş bir dileğe ait,' dedi. 'Dilek, bir çocuğun yitirdiği cesaretine ait olabilir.' Mira, 'Kim onu unuttuysa, cesaretini geri vermek isterim,' dedi. Pıt başını salladı. 'Ben de.' Karaboz ciddileşti. 'Bazen cesaret, en küçük bir destekle geri gelir,' diye ekledi.
Üçü birlikte, lambanın ışığını canlandırmak için bir plan yaptılar. İlk önce, lambanın yanına bir hatırlatıcı diktirdiler: küçük bir taş yığını, her taşı bir hatıra için. Sonra köyün en küçük çocuklarını çağırdılar. 'Hepinizden bir cesaret hikâyesi istiyoruz,' dediler. Çocuklar, bir bir çıkıp kendi minicik cesaretlerini anlattı: karanlıkta bir gölgeyle konuşmak, alışverişe tek başına gitmek, yeni bir arkadaşla el sıkışmak. Her hikâye lambaya üflemeyle gelen bir nefes gibi ışık kattı.
Lamba yavaşça parlaklığını geri kazandı. İçinden çıkan fısıltı, eski bir şarkı gibi tatlıydı: 'Küçük adımlar büyük yoldur.' Çocuklar birbirine sarıldı. Bu olay bahçede yeni bir gelenek başlattı; her ay bir 'Cesaret Günü' düzenlediler. Bu günde herkes küçük bir cesaret anısını paylaşır, birbirini alkışlardı.
Zaman akıp giderken, Mira büyüdü ama kalbi hep çocuk kaldı. Pıt yanından hiç ayrılmadı. Karaboz, ara sıra uzak göklerde süzülsa da her gece geri dönerdi. Lila ise söğüt dalında yeni peri yavruları yetiştiriyordu. Yıldız Bahçesi, artık sadece bir bahçe değil, hatıraların, cesaretin ve paylaşmanın bir hazinesiydi.
Fakat bir akşam, vadinin içinden bir duman tütmeye başladı. Köyün birkaç evinden çıkan halk, bahçeye doğru koştu. Duman kısa süre içinde yüksek bir tepeyi sarmıştı; yaşlı bir kulübenin bacası kıvılcımlıydı. İnsanlar panikledi. 'Kulübeyi kimse fark etmedi!' dediler. 'Yaşlı ana kaçacak yer bulamaz!' Mira derhal koştu. Birlikte hareket etmenin vakti gelmişti.
Pıt ve çocuklar ipler getirdi, Karaboz yüksekten bakıp yön gösterdi, Lila ise ışıkları ateşin rüzgârını karşılama konusunda yönlendirdi. İnsanlar yaşlı anayı güvenli bir yere taşıdılar. Küçük eller, büyük kalpler... Hep birlikte, kulübeyi güvenli mesafeden söndürmeye çalıştılar. Duman içinde kalan minik bir kitap bulundu; bu kitap, oradaki anıların biriktiği bir hazineydi. Çocuklar kitabı soğuk su ve dikkatle korudular.
Sabah olduğunda, kulübe zarar görmüştü ama kimse yaralanmamıştı. Köy halkı birbirine bağlandı. Mira, 'Biz birlikteyken, her yangını söndürürüz,' dedi. Karaboz başını salladı. 'Işık sadece geceyi değil, zor zamanları da aydınlatır.' O andan sonra köyde bir söz yayıldı: 'Yıldız Bahçesi'ne dokunan el, yalnız kalmaz.'
![]()
Geceler yine sakinleşti. Bahçe daha da güzelleşti. İnsanlar, hayvanlar ve periler, hep birlikte daha güçlü bir aile oluşturdular. Mira artık büyümüş ama yüreği hep çocuk kalmıştı; o, istese bile unutmazdı nasıl paylaşılır, nasıl sevilir, nasıl yardım edilir. Pıt geceleri onun yanında kıvrılır, Karaboz yükseklerde nöbet tutar, Lila ise yeni peri hikâyeleri fısıldardı.
Masalın Türü: Büyülü Dostluk Masalı
Kategori: Dostluk, İyilik, Eğitici, Peri, Uyku, Halk
Unsurlar: dostluk bağları, peri sihri, cesaret denemesi, paylaşma dersi, gece lambaları, köy dayanışması
Mesaj: paylaşma değeri
Altı anahtar kelime (Tür): dostluk, sihir, iyilik, peri, eğitim, uyku
Altı anahtar kelime (Kategori): arkadaşlık, yardımseverlik, cesaret, topluluk, huzur, gelenek
Altı anahtar kelime (Unsurlar): peri-ışıkları, söğüt-ağacı, yıldız-tohumu, küçük-lambalar, köy-hikâyeleri, cesaret-günleri
Mesaj (ana fikir): paylaşma değeri
Kapanış: Bu masalın kalbinde, küçük bir tohumun nasıl büyük bir ışığa dönüştüğü, bir araya gelmenin, paylaşmanın ve yardımlaşmanın insanları nasıl güçlü kıldığı yatar. Çocuklar bu masalı dinlediklerinde, içlerinde sıcak bir his, uykuya dalarken bir umut ve sabah uyandıklarında küçük bir cesaret bulacaklar. Yıldız Bahçesi, herkesin kalbinde bir parça ışık bırakır. İyi geceler, tatlı rüyalar.

Masallardan sıkıldıysan çocuğuna ışık olacak
çocuk hikayelerine göz atmanın tam zamanı! Onlarca farklı kategori ve türde, yüzlerce çocuk hikayesini keşfetmek için butona tıkla.
Hikaye OkuCopyright Uyarısı
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.