Az gittik uz gittik, bir ormanın kenarında altı yaşında Ege adında bir çoban çocuk yaşarmış, kuzuları çok severmiş.
Her sabah onları otlatmaya götürür, akşam eve getirirmiş.
Çiftlikte sekiz kuzu varmış, hepsi Ege'nin arkasından yürürmüş.
Sabah çimenler ıslakmış, kuzular otları büyük bir keyifle yalayıp yutmuş.
Ege her kuzuyu tek tek sayarmış, hiçbirinin eksik olmadığından emin olurmuş.
Bugün sayarken bir kuzu eksik çıkmış, Ege gözlerini ovuşturup tekrar saymış.
Yedi kuzu görmüş, biri hiçbir yerde yokmuş, Ege içini çekmiş.
Annesi kapıdan seslenip ne olduğunu sormuş, Ege kayıp kuzuyu anlatmış.
Sepetine bir dilim ekmek koymuş, sonra kuzuyu aramak için ormana girmiş.
Babası ona seslenmiş, "dikkatli ol, orman büyük" demiş, Ege başını sallamış.
Orman ağaçlarla doluymuş, dallar birbirine karışmış, Ege yolunu şaşırmamaya çalışmış.
Kuş sesleri ormanın içinden yankılanmış, Ege adımlarını yavaşlatmış.
Yaprakların arasından güneş ışığı süzülmüş, yol yer yer aydınlanmış.
Ege bir taşın üstüne oturmuş, nefesini toplamış, sonra yeniden kalkmış.
Yolda üç şey görmüş, kırmızı bir çiçek, yuvarlak bir taş, uzun bir dal.
Ege bu üç şeyi aklında tutmuş, kuzuyu bulmak için üç bulmaca çözmesi gerekmiş.
Ege biraz ilerlemiş, yaşlı bir baykuş dalın üstünde oturuyormuş.
Baykuşun tüyleri kahverengiymiş, gözleri büyükmüş, Ege durup ona bakmış.
Baykuş, "sana bir bilmece sorayım" demiş, Ege durmuş, dikkatle dinlemiş.
"Kökü toprakta, başı gökte, kollarını açar ama yürüyemez, nedir bu?"
Sen de dene. Kökü toprakta, başı göktedir, kolları vardır ama yürüyemez. Bu nedir?
Ege önce "kuş" demiş, sonra kuşun yürüyebildiğini fark edip vazgeçmiş.
Ege çevresindeki uzun gövdelere bakmış, dalları kollar gibi açılmış, kökü toprağa gömülüymüş.
"Ağaç" demiş, baykuş başını sallamış, cevap doğruymuş.
Baykuş kanadını germiş, ormanın derinliklerine doğru işaret etmiş.
Kuzunun dereye doğru gittiğini söylemiş, Ege ona teşekkür edip yola koyulmuş.
Baykuş arkasından seslenmiş, "dikkatli yürü, taşlar kaygan olabilir" demiş.
Ege elini sallayıp teşekkür etmiş, baykuş dalını sallayıp yeniden uykuya dalmış.
Ege dereye varmış, karşı kıyıya geçmek için bir köprüye ihtiyacı varmış.
Su sesi kayaların arasında çınlarmış, küçük balıklar akıntıda yüzermiş.
Ege kıyıda durmuş, karşı yakaya bakmış, kuzunun izi orada kaybolmuş gibi görünmüş.
Çakıl taşları ayağının altında hışırdamış, su serin bir koku yaymış.
Yerde iki dal bulmuş, biri kısa, biri uzunmuş, derenin genişliği iki adım kadarmış.
Kısa dal bir adım uzunluğundaymış, uzun dal üç adım uzunluğundaymış.
Ege hangisini seçeceğini düşünmüş, iki dalı da eline almış.
Sen de dene. Dere iki adım genişliğinde, kısa dal bir adım, uzun dal üç adım uzunluğunda. Hangi dal dereyi geçirir?
Ege kısa dalı derenin üstüne koymuş, dal karşıya ulaşmamış, uzun dalı denediğinde ise karşı kıyıya ulaşmış.
"Uzun dal" demiş, dal üç adımlık, dere iki adımlık, demek uzun dal yeterliymiş.
Ege dalı sıkıca bastırmış, sağlam durduğundan emin olmuş.
Kollarını iki yana açmış, dengesini korumuş, suyun sesi altından geçmiş.
Adım adım ilerlemiş, kısa dalı da yanına alıp Ege köprüden geçmiş.
Karşı kıyıda bir tilki oturuyormuş, "kuzunu gösteririm ama önce bir soru soracağım" demiş.
"Ormana girerken üç şey görmüştün, neydi onlar?" demiş tilki.
Ege durup düşünmüş, gördüklerini sırayla aklından geçirmiş.
Tilki kuyruğunu sallamış, sabırla bekliyormuş, Ege derin bir nefes almış.
Sen de dene. Ege ormana girerken üç şey görmüştü. Sen hatırlıyor musun, neydi onlar?
Ege gözlerini kapatmış, ormana ilk girdiği anı canlandırmış.
Yolun başı gözünde canlanmış, orada kırmızı bir çiçek, yuvarlak bir taş ve uzun bir dal varmış.
"Kırmızı çiçek, yuvarlak taş, uzun dal" demiş, tilki başını sallamış, cevap doğruymuş.
Tilki kuyruğuyla çalılık bir alanı işaret etmiş, kuzunun sesi oradan geliyormuş.
Kuzunun çalıların arkasında olduğunu göstermiş, Ege sevinçle o yöne koşmuş.
Ege çalıların arkasına koşmuş, kuzu orada otluyormuş, hiç korkmamış.
Ege kuzuyu kucağına almış, beraber dereyi geçip ormandan çıkmışlar.
Kısa dalı yanında getirmiş, bir gün başka bir işine yarayabilirmiş.
Güneş yavaşça batmaya başlamış, çiftlik uzaktan görünmüş.
Baba tepeden onları görmüş, elini sallamış, Ege ona doğru koşmuş.
Baba kuzuyu kucağına almış, yumuşak yününü okşamış, gülümsemesi genişlemiş.
Anne kapıda beklemiş, ikisini görünce ellerini çırpmış.
Yol boyunca Ege kuzuya konuşmuş, kuzu ise sessizce onu dinlemiş.
Ege kuzuyla eve varmış. Diğer kuzular etrafını sarmış, akşam sakin geçmiş.
Bu masalda neler çalıştık
Bu masalda bilmece çözme, uzunluk karşılaştırma ve hafızada tutma becerilerini çalıştık.
Bir bulmaca da senden
Bir ip iki adım, bir ip dört adım uzunluğunda. Hangisi daha uzun? (Dört adımlık ip)
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.