Evvel zaman içinde, Kuzey adında bir çocuk trenle yolculuk etmeyi çok severmiş. Camlı koltukta oturup dışarıyı seyredermiş. Tarlalar ve köprüler pencereden hızla akıp geçermiş. Her yaz büyükannesini ziyarete trenle gidermiş. Yolculuk beş istasyon sürer, her seferinde farklı bir manzara görürmüş. Trenin düdüğünü duyunca yüreği hızlanırmış. Yanına küçük bir çanta alırmış, içinde defteri ve kalemi olurmuş. Bu yaz da bavulunu hazırlamış, istasyona annesiyle gitmiş. Sabah erkenden kalkmış, kahvaltısını çabucak yemiş. Peron kalabalıkmış, insanlar bir o yana bir bu yana koşuyormuş. Anonslar hoparlörden art arda duyuluyormuş.
Peronda kondüktör Kemal Amca ona gülümsemiş, üniforması ütülüymüş. Elinde kırmızı bir bayrak tutuyormuş. “Bu yolculukta üç bulmaca çözeceksin” demiş. Peronun kenarını göstermiş, orada üç şey durmuş, kırmızı bir çanta, sarı bir şemsiye, yeşil bir bisiklet. “Bunları iyi hatırla, sonra soracağım” diye eklemiş. Kuzey üçüne de dikkatle bakmış, sonra koltuğuna oturmuş. Defterini dizine koyup kalemini eline almış. Annesine el sallamış, tren düdük çalıp yola çıkmış. Vagon hafifçe sallanmaya başlamış, tekerlekler raylara uyum sağlamış.
İlk istasyonda tren durmuş. Peronda insanlar inip biniyormuş. Kuzey camdan bakmış, bindiği peron çoktan geride kalmış. Trenin içinde başka yolcular da sohbet ediyormuş, kimi gazete okuyormuş. İki istasyon sonra Kemal Amca geri gelmiş, elinde küçük bir defter tutuyormuş. Kuzey'in karşısına oturmuş, “sana istasyonda üç şey göstermiştim, üçüncüsü neydi?” diye sormuş.
Sen de dene. Kemal Amca istasyonda Kuzey'e üç şey göstermişti. Üçüncü gösterdiği şey neydi, hatırlıyor musun?
Kuzey gözlerini kapamış ve peronu düşünmüş. Önce çantayı, sonra şemsiyeyi hatırlamış. Üçüncü sırada bisiklet olduğunu anımsamış. Gözlerini açıp Kemal Amca'ya bakmış. “Yeşil bisiklet” demiş gururla. Kemal Amca başını sallayıp defterine yazmış. Kuzey rahatlamış, koltuğuna yaslanmış. Dışarıda kuşlar tellerin üstünde sıra sıra oturuyormuş. Tren bir sonraki istasyona doğru hareket etmiş, tekerlekler raylarda tıkırdamış.
İkinci istasyonda duraklarken pencereden bir tabela görünmüş. Tabela istasyon binasının duvarına asılıymış. Üç şekil çizilmiş, biri üç köşeli, biri dört köşeli, biri hiç köşesi olmayan yuvarlak bir şekil. Tabelanın boyası yer yer dökülmüş. Kemal Amca hangi şeklin yerde yuvarlanabileceğini sormuş. Kuzey şekillere dikkatle bakmış, parmağıyla camdan işaret etmiş. Aklından her şekli tek tek geçirmiş, birini diğeriyle karşılaştırmış.
Sen de dene. Üç köşeli, dört köşeli ve köşesiz bir şekil var, hangisi yerde yuvarlanır?
Kuzey köşeleri olan şekillerin takılıp kalacağını düşünmüş. Köşesi olmayan şeklin rahatça döneceğini anlamış. “Yuvarlak şekil yuvarlanır” demiş. Kemal Amca gülümseyip onaylamış, defterine bir işaret koymuş. Kuzey pencereden dışarı bakıp tabelanın uzaklaştığını görmüş. Rayların yanında uzun bir çayır uzanıyormuş. Çayırda birkaç at otluyormuş, başlarını kaldırıp trene bakmışlar. Kuzey defterine yuvarlak bir şekil çizmiş, kalemi parmakları arasında çevirmiş. Tren yeniden hareket etmiş, raylar üstünde hızlanmış.
Üçüncü istasyona yaklaşırken gökyüzü değişmeye başlamış. Bulutlar turuncuya dönmüş, ışık camdan içeri vurmuş. Kemal Amca üç kart göstermiş, güneşin doğuşu, güneşin tepede olduğu an, güneşin batışı. “Bunları sabahtan akşama sırala” demiş. Kuzey kartları eline alıp masaya yaymış, her birine tek tek dokunmuş. Hangisinin önce geldiğini düşünmüş.
Sen de dene. Güneş doğuyor, güneş tepede, güneş batıyor, bunları sabahtan akşama nasıl sıralarsın?
Kuzey sabah güneşin doğduğunu bilirmiş. Öğlen güneş tepede olurmuş. Akşam ise güneş batarmış. Kartları sırayla dizmiş, doğuş, tepe, batış. Elini masaya koyup kartları bir kez daha kontrol etmiş. Kemal Amca kartları toplamış. “Doğru sıra bu” demiş, gülümsemesi genişlemiş. Vagonun ışıkları usulca yanmış. Kuzey pencereden dışarı bakıp uzak tepeleri seyretmiş. Tren yavaşlamış, uzaktan büyükannenin istasyonu görünmüş.
Tren istasyona girip durmuş. Kuzey pencereden büyükannesini görmüş, elini sallamış. Bavulunu almış ve trenden inmiş. Büyükannesi onu sıkıca kucaklamış, yanağından öpmüş. Kemal Amca uzaktan gülümseyip el sallamış, şapkasını hafifçe kaldırmış. Kuzey son kez trene dönüp bakmış, düdük tekrar çalmış. Kuzey ve büyükannesi birlikte eve doğru yürümüşler. Yolda büyükanne torbasından kiraz çıkarmış, Kuzey'e uzatmış. Bahçe kapısından girerken köpekleri onları sevinçle karşılamış, kuyruklarını sallamışlar. Kuzey o gece büyükannesine yolculuğu baştan sona anlatmış, üç bulmacayı da tek tek tekrarlamış. Büyükannesi her birini hayranlıkla dinlemiş.
Bu masalda neler çalıştık
Bu masalda hatırlayarak, şekilleri tanıyarak ve zamanı sıralayarak üç bulmacayı çözdük.
Bir bulmaca da senden
Bir bulmaca da senden. Sabah kahvaltı ediliyor, öğlen top oynanıyor, akşam uyunuyor, hangisi en önce olur? (Kahvaltı)
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.