Akraba Ziyareti

Eğitici Çocuk Hikayesi

Yaz tatilinin ilk günüydü. Serhat’ın karne heyecanına bir de köye gitme heyecanı eklenince Serhat adeta mutluluktan uçmuştu. Tüm notları pekiyiydi ve bu tatili gerçekten hak etmişti. Köye anne ve babasıyla gidecek; ancak onlar çalıştıkları için iki gün sonra döneceklerdi. Serhat ise yaz tatilinin ilk bir ayını köyde anneannesi ve dedesiyle geçirecekti. Köyde teyzesi ve kuzenleri de vardı. Evleri de hemen bitişikteydi. Serhat’ın o gece gözüne uyku girmek bilmemiş; uyuduğundaysa rüyasında köye gittiğini görmüştü. Sabah yine annesinin o ipeksi sesiyle uyanmıştı.

-Serhat, günaydın oğlum.

-Günaydın anneciğim.

-Hadi kalk, kahvaltı hazır. Ellerini ve yüzünü yıkayıp mutfağa gel.

-Tamam anneciğim, hemen kalkıyorum.

Serhat ellerini ve yüzünü yıkayıp koşar adımlarla ve sevinçle mutfağa yöneldi. Kahvaltısını bir an evvel bitirmek istercesine hızlı hızlı yiyip içerken babası onu uyardı.

-Yavaş ye oğlum, hızlı yemek yemek çok zararlı.

-Çok heyecanlıyım babacığım. Bir an önce kahvaltımı bitirip yola çıkmak istiyorum.

Annesi ve babası gülümseyerek ona yola çıkmak için hala yarım saatleri olduğunu söyledi. Serhat kahvaltısını bitirdikten sonra ellerini yıkamak ve dişlerini fırçalamak için doğruca banyoya koştu. Son kontrolleri de yaptıktan sonra nihayet ailecek yola koyulmuşlardı. Dün geceki uykusuzluğun da etkisiyle Serhat bir müddet sonra uyuyakalmıştı. Onlar ailecek gidedursun Serhat rüyasında köye çoktan varmıştı bile. Rüyasında kuzenleri ve arkadaşlarıyla köy okulunun bahçesinde futbol maçı oynuyorlardı. Sınıf arkadaşları, öğretmeni ve anne babası da maçı izliyor ve Serhat’a tezahürat yapıyorlardı. Serhat kaleciden aldığı topu sürerek orta sahaya dek varmış ve verdiği paslarla karşı takımın kalesine dek ilerlemişti. Arkadaşı ona müthiş bir pas vermiş ve kaleciyle göz göze gelen Serhat tüm tezahüratların arasında enfes bir şut çekmişti. Top tam doksanlardan kaleye giriyordu ki yine annesinin o kadifemsi sesiyle uyanmış ve “Gooolll!” diye bağırmıştı.

-Aman dikkat et oğlum, koltuktan düşeceksin neredeyse.

-Gol attım anne, maçı biz kazandık.

-Ne golü oğlum, rüya mı görüyordun?

-Sanırım evet. Ama olsun, rüya da olsa maçı biz kazandık.

Arabadan indiklerinde Serhat hemen dedesinin ve anneannesinin evine doğru koşmaya başladı. Tıpkı rüyasında attığı son golün şutunu çekmek üzere koştuğu gibi…

-Dedeee, dedeciğiiim, anneanneee, biz geldik!

Annesiyse Serhat’ın arkasından ona sesleniyordu:

-Oğlum yavaş, dikkat et.

Tam o sırada Serhat’ın anneannesiyle dedesi kapıya çıkmıştı.

-Ah benim güzel torunum mu gelmiş? Hoş geldin canım torunum.

-Hoş bulduk anneanne, dur elini öpeyim.

-Hoş geldin oğlum.

-Hoş bulduk dedeciğim, sizi çok özledim.

-Biz de seni çok özledik.

-Aaa, Minnoş da burada. Anneanne, bu yavru kediler kimin?

-Onlar Minnoş’un yavruları Serhatcığım.

-Birazcık sevebilir miyim?

-Tabii ki de…

Serhat hemencecik Minnoş’u ve yavrularını sevmeye başlamıştı. O sırada anne ve babası da arabadan eşyaları getirmiş, birlikte hasret gidermiş ve Serhat’ı da çağırarak eve girmişlerdi. Serhat dedesi ve anneannesini çok seviyor, onlar da Serhat’ı çok seviyorlardı. Serhat onlara büyük bir sevinçle karnesini göstermiş ve bir takdir de onlardan almıştı. Hatta ona birazcık harçlık ve şeker de vermişlerdi. O sırada kapı çalmış ve kapıyı büyük bir heyecanla Serhat açmıştı. Gelenlerse Serhat’ın teyzesi ve kuzenleriydi. Birinin adı Dilara, diğerininki ise Ahmet’ti.

-Hoş geldin teyzeciğim.

-Asıl sen hoş geldin Serhatcığım. Nasılsın bakalım? Bak, kuzenlerin de geldi seni görmeye.

-Teşekkür ederim, iyiyim. Siz de hoş geldiniz.

-Serhat, kim geldi oğlum?

-Teyzemler geldi anneciğim.

Hep birlikte hasret giderdikten ve sohbet ettikten sonra bahçeye kocaman bir sofra kurarak yemek yemişlerdi. Yemekten sonra büyükler çay içerken Serhat ve kuzenleri de bahçedeki kediler, horoz ve tavuklarla oynamaya başlamışlardı. Beş tane de civciv vardı bahçede ama anne tavuk civcivlerine pek yaklaştırmıyordu. Serhatlar da onu daha fazla rahatsız etmek istememişlerdi. Geçen seneki yaz tatilinde kurdukları salıncağın hala durduğunu gören Serhat sevinçle ona binmeye başladı. O gün akşama dek kuzenleriyle oynayan Serhat, teyzesi ve kuzenleri gittikten sonra anneanne ve dedesinin divanında uyuyakalmıştı. Annesi hemen Serhat’ın yatağını hazırlamış ve babası da şefkatle kucağına alarak onu yatağına kadar götürmüştü. Sabah olduğundaysa güneş Serhat’ı annesinden önce uyandırmıştı. Uyuduğu yerle uyandığı yer farklı olan Serhat bir an için etrafı incelemiş ve neyse ki kısa sürede nerede olduğunu hatırlamıştı. Pencereye doğru yaklaştığında bahçede tavukları yemleyen dedesini gördü. Anneannesi de bahçeden kahvaltı için domates ve biber topluyordu. Onların yanına gitmek üzere odadan çıktığındaysa annesinin kahvaltı hazırladığını gördü.

-Günaydın Serhatcığım, iyi uyuyabildin mi?

-Evet anneciğim, hem de çok iyi uyudum. Üstelik bu sabah kendi başıma uyandım.

-Aferin sana. Hadi ellerini ve yüzünü yıka. Sonra da gidip babanı uyandır.

-Tamam anneciğim.

Serhat ellerini yüzünü yıkayıp babasını da uyandırdıktan sonra salona dönmüştü. Dedesi ve anneannesi de bahçedeki işlerini bitirip gelmişlerdi. Sonra kapı çalmış ve teyzesiyle kuzenleri de gelmişti. Hep birlikte güzelce kahvaltı yapmışlar ve ardından çocuklar oynamak üzere bahçeye çıkmışlardı. Derken Serhat’ın anne ve babası dönmek zorunda olduğu için Serhat’ı anneannesi ve dedesine emanet ederek yola koyulmuşlardı. Serhat ertesi gün köydeki arkadaşlarıyla da maç yapmış ve tıpkı rüyasındaki gibi karşı takıma doksanlardan gol atmıştı. Her günü birbirinden güzel ve eğlenceli geçen Serhat diğer günlerini de maçtan saklambaca daha bir sürü oyun oynayarak geçirmişti. Hem kuzenleri ve köydeki arkadaşlarıyla eğlenceli vakitler geçiren Serhat hem de dedesi ve anneannesiyle bolca hasret gidermişti. Köyde yaşadıkları tatilinin en güzel günleriydi.

Geçen bu güzel bir ayın ardından anne ve babası Serhat’ı almaya gelmişlerdi. Anne ve babasını gördüğüne çok sevinen Serhat koşarak onlara sarıldı. Tatilinin ilk iki haftasını akraba ziyareti ve bolca oyun oynayıp eğlenerek geçiren Serhat herkesle vedalaştıktan sonra evine dönmüştü. Her ne kadar ara ara dedesi ve anneannesiyle telefonda konuşsa da yaptığı bu ziyaretin onları ve kendisini ne kadar da çok mutlu ettiğini fark etmişti. Yaz tatili bitmeden onları tekrar görmeye geleceğini söyleyerek dedesi, anneannesi, teyzesi ve kuzenleriyle vedalaştı. Köyde geçirdiği bu güzel günleri okul başladığında öğretmenine ve sınıf arkadaşlarına da anlatmak için yaşadıklarını defterine güzelce yazmıştı ve çok mutluydu.