Balıkçı Yunus

Öğretici Çocuk Hikayesi

Balıkçı Yunus kendi halinde Kumluca adlı küçük ve şirin bir sahil  kasabasında kardeşiyle beraber yaşıyordu. İki kardeş ailesini küçük yaşta kaybetmiş ve bu küçük kasabada geçimlerini balık tutarak ve çiftçilik yaparak sağlıyorlardı. Balıkçı Yunus'un babası da bir zamanlar balıkçıydı ve en sevdiği balık yunus olduğu için oğluna Yunus adını takmıştı. Küçük olan çocuğun Serkan ismini ise anneleri takmıştı. Yunus balık tutar Serkan da çiftçilik yapar ve günler böyle geçerdi. Balıkçı Yunus sabah güneşin ilk ışıklarıyla beraber  denize açılır ve balık tutmaya giderdi.

Akşam güneş batmaya  başladığı vakitte de  evine dönerdi. Fakat her gelişinde sadece akşam yemeğine yetebilecek kadar balık ile eve gelirdi. Diğer balıkçılar ise evlerine döndüklerinde hem günlük yemek için  hem de  satmak için balık yakalıyorlardı. Yunus’un kardeşi  Serkan bu durumdan pek hoşnut değildi. Hep ağabeyini sorguya çeker neden bu kadar az balık tuttuğunu sorardı.  Fakat balıkçı Yunus hiç ses çıkarmaz her gün aynı şekilde sadece yemek için balık getirirdi. Günler böyle geçip gitmeye devam etti. Günlerden bir gün Serkan artık  bu durumdan çok yorulduğunu ve ağabeyi ile beraber  balık tutmaya gitmek istediğini söyledi. Balıkçı Yunus Serkan'ın onunla gelmesini ilk başta istemedi çünkü Serkan gelirse tarla işleri aksayacaktı. Fakat Serkan o kabar çok ısrar etmişti ki Yunus onu kıramamış kendisi ile balık tutmaya götürmüştü. Serkan o geceyi zor geçirmişti çünkü nihayet ağabeyinin neden bu kadar az balık  tuttuğunu öğrenecekti. Sonunda sabah olmuş Serkan ile Yunus  birlikte oltalarını, ağlarını hazırlamış ve denize açılmışlardı. Serkan ve ağabeyi denizde biraz yol aldıktan sonra balık tutmak için uygun bir alan bulmuşlardı. Balıkçı Yunus ağını denize atmıştı Serkan da büyük bir merakla ağabeyini seyrediyordu.  Birden ağabeyinin ağı çektiğini gördü. Serkan ağabeyine daha çok  erken olduğunu söyledi. Çünkü ağın içerisinde herhangi bir balık görünmüyordu.   Fakat ağabeyi ses etmemiş ve ağı çekmeye devam etmişti. Ağın içinden bir sürü çer çöp çıkmıştı.

Serkan işte o zaman anlamıştı, ağabeyi balık tutmak için değil denizdeki çöpleri temizlemek için balığa çıkıyordu.  Serkan, ağabeyinin bu davranışını hiç beğenmemişti çünkü denizde bulunan çöp bitmek bilmez ve aç kalmaya değmez diye düşünmüştü. Ağabeyinden artık çöpleri boş vermesini ve normal bir balıkçı gibi balık tutmasını istemişti. Balıkçı Yunus ona; eğer denizden çöpleri toplamazsak balıkların yaşam alanları kalmayacak ve artık sadece yemek için bile balık kalmayacak.” Dedi. Serkan ağabeyinin bu sözlerine katıldığını fakat bu işin balıkçılara düşmediğini söyledi. Üstelik denizi düşünen sadece Yunus'tu. Diğer balıkçılar geliyor balıklarını tutuyor ve gidiyorlardı. Balıkçı Yunus kardeşinin sözlerine aldırış etmeden eve dönmek için teknenin yönünü değiştirmiş ve yola koyulmuştu.

Akşam eve yorgun geldiklerinde tuttukları birkaç balık kızartıp yediler. Birlikte sobanın başında oturmuşlardı. Serkan ağabeyine halâ anlam veremiyordu. Denizin kirlenmesine o da karşıydı fakat deniz sadece ağabeyinin temizlemesiyle temizlenemeyecek kadar büyüktü. Ağabeyi Yunus'un bu çabası ona anlamsız geliyordu. Yunus kardeşinin bu düşünceli hali karsısında ona denizi  temizlenmesinin gerçek sebebini anlattı. Ağabey Yunus, ona şöyle dedi “bak kardeşim belki de beni anlamamanın sebebi yine benim. Anne ve babamız öldüğünde sen küçüktün ve sana empatiyi kurmayı, yardımlaşmayı, sevgiyi yeterince açıklayamadım. Birinin başına bir olay geldiğinde onun yerine kendine koymalısın. Sadece insan da değil gerektiğinde bir bitkinin veya bir hayvanın da yerine kendini koymayı öğrenmelisin. Şimdi senden istediğim kendini  o balıkların yerine koyman. Tek yaşam  alanları, evleri deniz. Denizden başka yaşayacak bir yerleri yok ve insanlar orayı hunharca kirletiyorlar. Kendi yaşam alanlarını temizleyemedikleri için zamanla hayatlarını kaybediyorlar. Şimdi söyle böyle bir durumda olmak ister miydin? Benim çabamı anlamsız bulmana gelirsek, bir kişi isterse dünyayı değiştirir. Sen iyi ol ve yapman gerekeni yap, öbürleri yapmasa da önemli değil.

Çünkü sen sana düşeni yaptın. Zaten herkes bu bilinçte olsa dünya bambaşka bir yer olur öyle değil mi?” Ağabeyinin bu sözleri üzerine Serkan düşüncesinden utanmıştı. Çünkü ağabeyi gerçekten çok haklıydı. Ağabeyinden özür dilemişti. Ağabeyi bunun üzerine kendisinden özür dilemesine gerek olmadığını, sadece bundan sonra daha duyarlı olması gerektiğini söyledi. Serkan ağabeyine söylediklerini uygulayacağına dair söz verdi. O günden sonra Serkan tarladan kalan vakitlerde ağabeyi Yunus ile beraber balık tutmaya gidiyor, ağabeyi denizi temizlerken Serkan da balık tutuyordu. Bu sayede hem yiyecek hem de satacak kadar balık tutabiliyorlardı. Bu günden sonra Serkan çok değerli olan empatiyi öğrenmiş ve hayatının her alanında bunu kullanmayı sürdürmüştü.