Tacir ile İfrit Masalı

Klasik Çocuk Masalı

Tacir ile İfrit Masalı

Bahtı temiz Şah’ım dah asana anlatacaklarım var. Evvel zaman içinde tacirler eşrafında, tüm ülkelerde ticari ilişkileri olan bir tacir varmış.

Bir gün, atına atlayıp mal almaya bir yere gitmek üzere yola koyulmuş. Hava pek sıcak olduğundan, bir ağacın altında oturmuş; elini yiyecek torbasına sokarak oradan birkaç lokma yemek ve hurma çıkarmış; hurmaları yiyip bitirince çekirdeklerini ileriye fırlatmış;

Çekirdekleri attığı yerde birdenbire önünde uzun boylu, iri yarı bir Cin belirmiş. Cin kılıcını sıyırarak tacire savurmuş, “Ayağa kalk, çocuğumu öldürdüğün gibi ben de seni öldüreceğim!” demiş. Tacir, “Ben senin çocuğunu nasıl öldürebilirim?” diye bağırmış,. Cin “Hurmaları yiyince çekirdeklerini fırlattın. Çekirdekler oğlumun göğsüne çarptı; onu yaraladı ve hemen oracıkta öldü” demiş. Bunun üzerine tacir cine, “Bil ki ey Cin! Ben inanç sahibi bîr insanım, yalan nedir bilmem ve de çok zenginimdir; çocuklarım ve bîr de eşim var. Sonra, evimde bana emanet edilmiş mallar bulunuyor. Bana izin ver, evime gidip bende hakkı olanların hesaplarını göreyim; bunları tamamlayınca yıl sonunda sana geri dönerim. İşte sana işim bitince geri döneceğimi vaat ve yemin ediyorum. O zaman bana istediğini yapabilirsin. Allah bu söylediklerimin tanığıdır” demiş.  Cin ona güvenmiş ve tacirin ayrılmasına izin vermiş.

Tacir evine geri dönmüş; tüm bağlantılarından kurtulmuş, herkese hak ettiğini vermiş, sonra da karısına ve çocuklarına başına gelenleri anlatmış Sonra da tacir vasiyetini yazmış; o yılın sonuna kadar yakınlarıyla birlikte yaşamış; bu sürenin sonunda yola çıkmaya karar vermiş; kefenini koltuğunun altına sıkıştırarak yakınlarından, komşularından helallik istemiş. Söz verdiği için ailesi ne dese de burnunun dikine yola koyulmuş.

Tacir söz konusu olan bahçeye girmiş; o gün yeni yılın ilk günüymüş; oturup kötü bahtına ağlarken, yanında boynu zincirli bir ceylan sürükleyerek bir şeyh çıka gelmiş; taciri selamlamış ve ona mutlu bir yaşam diledikten sonra, “Cinlerin barındığı bu yerde tek başına oturmanın sebebi nedir?” diye sormuş. Bunun üzerine tacir Cinle olan anlaşmasını ona anlatmış. Ceylanın sahibi şeyh, buna çok şaşırmış ve “Vallahi! Senin inancın büyük bir inançmış. Öykün de öylesine olağanüstü ki, iğneyle gözün iç köşesine yazılsa, düşünceye saygı duyanlar için üzerinde durulmaya değer bir konu olurdu!” demiş. Sonra onun yanına oturup “Vallahi, ey kardeşim, Cinle hikayenizin sonunu görmedikçe yanından ayrılmayacağım” demiş; oturup onunla konuşmaya başlamış.

Ceylanın sahibi onunla oturup dururken, birdenbire siyah renkli iki tazıyla ikinci bir şeyh çıkagelmiş; yaklaşıp ikisini de selamlamış ve onlara, cinlerin uğrağı olan bu yerde ne yaptıklarım sormuş. Bunun üzerine ona öyküyü baştan sona anlatmışlar- Ancak o da yanlarına henüz oturmuşken yedeğinde doru renkte bir katır bulunan üçüncü bir şeyh onlara doğru gelmiş. Selam verip bu yerde oturmalarının nedenini sormuş. Onlar da başından sonuna kadar öyküyü anlatmışlar. Ama anlatılanı burada tekrarlamanın hiç yaran yok.

Tam o sırada bir toz çevrintisi yükselmiş ve çayırın ortasına doğru şiddetli bir fırtına esmiş. Sonra, toz dağılmış ve elinde iyice bilenmiş bir kılıçla söz konusu olan iri yarı cin ortaya çıkmış. Gözleri kıvılcım saçarak onlara yaklaşmış, aralanndan taciri çekip alarak ona “Gel” demiş; “Gel ki,çocuğumu nasıl öldürdüysen, ben de seni öylesine öldüreyim!” demiş. Bunun üzerine tacir ağlayıp yakınmaya başlamış; üç şeyh de onunla birlikte ağlayıp inlemeye ve hıçkırmaya başlamışlar.

Ceylanın sahibi ilk şeyh, sonunda yüreklenerek Cinin kılıç tutan eline sarılmış; “Ey Cin, ey Cinler alemi padişahlarının başı ve başlarının tacı! Sana bu ceylanla olan serüvenimi anlatır ve sen bundan etkilenirsen, karşılığında, beni bu tacirin kanının üçte birini bağışlayarak ödüllendirir misin?” diye sormuş. Cin, “Evet, hiç kuşkun olmasın, sayın şeyh! Bana öyküyü anlatır, ben de onu olağanüstü bulursam, tacirin kanının üçte birini bağışlarım” demiş..... İkinci ve üçüncü şeyh de ellerine atılıp hikayeler anlatmak istemişler.

Üçüncü şeyh üçünün en şaşırtıcı olan öyküsünü anlatınca Cin padişahı çok şaşırmış ve de zevkden ve heyecandan titreyerek, "Cinayetin bedelinin geri kalanını da bağışladım, taciri bırakıyorum" demiş. Bunun üzerine tacir mutluluktan uçarcasına şeyhlerin önüne gelmiş; onlara teşekkürler etmiş; onlar da kendilerince onun ölümden kurtulmasını kutlamışlar; sonra her biri ülkelerine gitmişler.

Çocuğuna bir masal oku, Onun hayatına dokun...

Uykuya dalarken ailelerinden masal dinleyen çocuklar, aileleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.

Öğretici çocuk masalları sayesinde, çocuklarınızı aile, sevgi, sorumluluk, disiplin, yardımlaşma, hoşgörü ve benzeri pek çok konuda kolayca bilinçlendirebilir ve en önemlisi de onlara masa okuyarak, çocuklarınızla kuvvetli sevgi bağları geliştirebilirsiniz. Araştırmalara göre, ailelerinden masal dinlemiş çocuklar, ebeveynleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.