Komik ve Kısa Nasrettin Hoca Fıkraları - Derleme 12

Komik Nasrettin Hoca Fıkrası

Yaş
7-70
Okuma Süresi
10 dk
Kategori
Fıkra Oku
Unsur
Komik Fıkralar
Yayınlanma Tarihi
5/8/2022
Yazar
Halk Fıkraları
REKLAM

Sizler için en sevilen Nasrettin Hoca fıkralarını derledik!


İyi eğlenceler...

REKLAM

Cübbenin İçinde Ben de Vardım

Nasrettin Hoca şehre inmek için evinden çıkar. Bu sırada bahçe kapısında bir komşusuyla karşılaşır. Komşusu Hoca’ya;

“Hocam, geceleyin sizin evden gürültüler geliyordu, merak ettim, hayrola?”deyince Nasrettin Hoca da;

“Bir şey yoktu, hatunla biraz tartışmıştık, demek ki ağız dalaşımızı duymuşsun.” der. 

“Hoca Efendi, öyle küçük bir tartışma gibi değildi sanki…”

Bu defa Hoca şöyle bir sakalını sıvazladıktan sonra;

“Haa! Hanımın ayağı benim cübbeye takıldı, yırtıldı, demek ki o sesi duymuşsunuz.” der. 

 Komşusu ısrarlıdır, sormayı sürdürüp;

“Hocam, cübbeden hiç öyle ses çıkar mı?” deyince, Nasreddin Hoca dayanamaz;

“Yahu komşu, ne uzatıp duruyorsun, cübbenin içinde ben de vardım.” der.

Belki Ağaçtan Öteye Bir Yol Düşer

Nasrettin Hoca’nın yaşadığı köyde çocuklar ona bir şaka yapmayı düşünmüşler. Yoldan geçerken uçurtmalarının ağaca takıldığını söyleyip onu ağaca çıkarmaya ve ayakkabılarını alıp kaçmaya karar vermişler.

Beklemeye başlamışlar. Hoca yolun başına gelince uçurtmalarını ağaca takıp ağlamaya başlamışlar. Bunu gören Hoca:

– Ne oldu çocuklar?, demiş.

Çocuklar:

– Hocam uçurtmamız ağaca takıldı. Bize yardımcı olur musunuz?, demişler.

Hoca hemen:

– Tabii ki, demiş ve ayakkabılarını çıkarıp çantasına sokuşturmuş.

Bu duruma şaşıran çocuklar:

– Hoca’m neden ayakkabılarını yanına alıyorsun, diye sormuşlar.

Nasrettin Hoca gülerek:

– Belli mi olur çocuklar belki yaptığım bu iyiliğe karşı Rabbim, bana ağaçtan öteye bir yol ikram eder, demiş.

REKLAM

Ben Senin Gençliğini de Bilirim

Bir gün Nasrettin Hoca yolda güzel bir at görmüş. Sahibinden izin alarak üstüne binmeye çalışmış ama bir türlü binememiş. İnsanların etrafına toplanmaya başladığını görünce sesli bir şekilde:

– Ah Nasrettin ah! Yaşlandın artık, gençliğinde böyle miydin, demiş.

İnsanların ona hak verdiğini görünce bu sefer de sessiz bir şekilde kendi kendine:

– Ben senin gençliğini de biliyorum Nasrettin, demiş.

Çaylak Olmanız Gerekir

Birkaç adam, Hoca’ya takılmak amacıyla;

“Hocam, sen mürekkep yalamışsın, bilirsin. Bizim arkadaşlardan birkaçı kendi aralarında tartışmışlar ve tartışmayı bitirememişler.” derler. Hoca da merakla;

“Tartıştıkları konu nedir?” deyince, içlerinden birisi;

“Hocam, çaylak kuşu için altı ay erkek, altı ay dişi olur diyorlar, acaba doğru mu? Bu konuyu tartışıyorlar.” 

Nasrettin Hoca bu, böyle şeylerin altında kalacak değil ya! Adamlara cevabını veriverir:

“Bakın çocuklar! Bunun doğru olup olmadığını anlayabilmek için sizin bir yıl çaylak olmayı denemeniz gerekir!. .”

REKLAM

Çiğnediğini Sanırlar

Günün birinde bir adam Hoca’ya;

“Hocam, helada sakız çiğnenir mi?” diye bir soru sorar. 

Hoca, soruya hemen cevap veremediği için;

“Oğlum, bekle ben bir kara kaplı kitaba bakayım.” der. Bir süre sonra soru sahibinin yanına gelen Hoca;“Efendi, kara kaplı kitaba baktım, bununla ilgili bir bilgiye rastlayamadım, ama sen çiğnemesen iyi edersin.” der. Adam:

“Hocam, neden çiğnemeyeyim, madem kitapta yeri yok…” deyince Hoca;

“Oğlum nedeni var mı? Sen tuvalette sakızı çiğnerken kapının dışındakiler senin başka şey çiğnediğini sanırlar.” diye cevap verir


Daha Şimdiden Yolu Yarıladık

Nasrettin Hoca ile hanımı seyahate çıkarlar. Bir süre gittikten sonra Hoca, hanımına sorar:

“Hanım, daha ne kadar yolumuz var?”

Hanımı şöyle bir düşündükten sonra;

“Efendi, bugün ve yarın da gidersek iki günlük yolumuz kaldı.” der. 

Bunun üzerine hanımına dönen Hoca;

“Desene hanım, daha şimdiden yolu yarıladık.”

Tarhana Çorbası

Günlerden bir gün Nasrettin Hoca’nın canı tarhana çorbası çekmiş. Üzerine ekmek doğrayıp çorba içme hayali kurarken kapısı çalınmış.

Yan komşunun oğlu gelmiş,

– Hocam annem çok hasta, yemek yapamadık. Bir tas çorban varsa verebilir misin?, demiş.

Bunu duyan Hoca kendi kendine:

!Kurduğum hayalin bile kokusunu almayı beceriyorlar, demiş.

REKLAM

Damdan Düşenin Hâlinden Damdan Düşen Anlar

Hoca evinin damında çalışırken, olacak bu ya, aşağıya düşüverir. Haberi duyan komşuları;

“Hocam, geçmiş olsun, damdan düşmüşsün, çok üzüldük.” derler ve ardından soru üstüne soru sorarlar:

“Nasıl oldu?”

“Neden dikkat etmedin?”

“Bir daha dikkatli ol…”

Sorular uzadıkça, Hoca’nın da canı sıkılmaya başlar. Düşünür, taşınır ve bunların hepsini birden susturmak için komşularına;

“Komşular, sizin içinizde damdan düşeniniz var mı?” deyince, misafirler hep bir ağızdan;

“Yook…” diye cevap verir. Bu defa Hoca;

“Öyleyse boşuna konuşmayın, benim hâlimden ancak damdan düşen anlar!” der.


Denizin Suyu Niçin Tuzludur?

Günün birinde Hoca'nın da içinde bulunduğu toplulukta yarenlik edilirken, hazır bulunanlardan biri Hoca'yı imtihan edercesine bir soru sorar:

"Hocam, denizlerin suyu niçin tuzludur?"

“Aaa, bunu bilmeyecek ne var, balıklar kokmasın diye.”


Dokuz Yüz Doksan Dokuzu Veren Allah Birini de Verir

Hoca’ya rüyasında dokuz yüz doksan dokuz akçe verirler, ancak Hoca;

“Bin olmazsa kabul etmem.” diye direnirken uyanmaz mı? 

Elinin boş olduğunu gören Hoca tekrar yatar ve avuçlarını açarak;

“Verin, kabulümdür, dokuz yüz doksan dokuzu veren Allah birini de verir!” deyiverir.


Dünyanın Merkezi Neresidir?

Günün birinde üç papazın yolu Akşehir’e uğrar. Burada Nasrettin Hoca ile sohbet eden papazlar, Efendi’nin bilgisini denemek isterler. İlk soruyu birinci papaz sorar:

“Hocam, dünyanın merkezi neresidir?” 

Hoca hiç tereddüt etmeden eşeğini göstererek;

“Eşeğimin sağ ön ayağını bastığı yerdir.” diye cevap verir. 

İçlerinden biri itiraz eder:

“Bunu nereden biliyorsun?” 

“İnanmıyorsanız ölçün.” 

Bu defa ikinci papaz sorar:

“Hocam, gökte kaç yıldız vardır?”

 Hoca bu soruya da tereddüt etmeden yine eşeğini göstererek cevap verir:

“Gökyüzünde, eşeğimin kuyruğundaki kıl kadar yıldız vardır.” 

“Bunu ispatlayabilir misiniz?” denildiğinde Nasreddin Hoca;

“Arzu ederseniz sayabilirsiniz.” der. 

Hoca’nın sorulan sorulara verdiği cevaplar, papazları şaşırtınca üçüncü soruyu sormaktan vazgeçerler.


Elbette Şükredeceğim

Günün birinde Hoca’nın bir çocuğu olur. Bu sırada Hoca da bir yolculuktan dönmektedir. Komşularından birisi Hoca’yı karşılar;

“Hoca Efendi, oğlun oldu; müjdemi ver.” der. 

Haberi alan Hoca;

“Çok şükür ya Rabbi.” diye karşılık verir. 

Bunun üzerine komşusu;

“Hocam, şükredeceğine müjdemi versen.” deyince o, da;

“Yahu komşu, doğduysa benim çocuğum doğdu, sana ne, elbette şükredeceğim.” der.

REKLAM