Birinci Şeyhin Öyküsü

Klasik Çocuk Masalı

Birinci Şeyhin Öyküsü

Şehrazat o gece Şehriyara anlatacağı masalına başlar.

Bundan asırlar evvel gecenin bir yarısı bir kadın doğum yapmış. Bebek bembeyaz suratlı, şişko yanaklı ve çok güler yüzlüymüş. Her bebek gibi doğar doğmaz ağlamaya başlamış. Sesinin tınısından bir farklılık olduğu belliymiş. Bunu annesi hissedince endişelenmeye başlamış. Ama çocuğuna bahşedilen güzelliklerin o zaman farkında değilmiş tabi.

Çocuk büyümüş, eli ekmek tutar olmuş. O vakitten sonra ailesinin bakımını, geçimini o üstlenmiş. İlime meraklı olan bu çocuk kendini her gün geliştirmek için uğraşıyormuş. Derken bir zamandan sonra kendi öğrendiklerini başkalarına da öğretmeye başlamış. Artık bu yola baş koyma kararı almış ve akşamları evde ilim dersleri vermeye başlamış. Yani bu meseleden sonra artık ona şeyh denmeye başlamış.

Dersler güzelce ilerlerken artık şeyhin evlilik çağının da gelmesiyle ailesi onu amcasının güzeller güzeli kızı ile evlendirme kararı almışlar. Güzel, sade bir tören ile evlenen şeyh ve eşinin mutlu bir yuvaları varmış. Şeyh bu yuvada çocuk sesleri de olsun, mutlu olan yuva daha da şenlensin istiyormuş. Ne kadar uğraşsalar da bir türlü olmamış. Şeyh sabretmiş, beklemiş, söylenenlere kulak asmamış. Yuvasını dağıtmamak için elinden gelen her şeyi yapmış. Fakat dışarıdan gelen kötülüklerin hepsinden koruyamamış kendini. Bazılarının farkında bile değilmiş.

Bir gün şeyhin annesi onların evine ziyarete gelmiş. Yüzündeki ifadeden memnun olmadığı şeylerin olduğu apaçık belliymiş. Konuşmak için de şeyh ile yalnız kalacağı bir zamanı kollamış. Şeyhin karısı odasına çıktığı zaman annesi oğlunun yanında oturup konuşmaya başlamış:

“Ey oğul, biliyorsun. Ben de baban da artık yaşlandık. Senin mürüvvetini gördük ama kucağımıza bir torun alamayacak mıyız? Hem baba olmak senin de hakkın. Gel sana bir eş daha bulalım.” diyerek oğluna sitemde bulunmuş. Fakat şeyh bu söyledikleri karşısında o kadar çok sinirlenmiş ki annesini kırmamak için hiçbir şey söylemeden orayı hemen terk etmiş. Oysa karısıyla evlenmesini isteyen onlarmış. Neden şimdi çocuk olmayınca böyle davrandıklarına anlam verememiş. Şeyh odaya geldiğinde karısını ağlarken bulmuş. Karısı da bu mesele yüzünden oldukça üzgünmüş. Hiçbir şey söylemeden sarılmış karısına ve uyumuşlar.

Ertesi gün şeyhin kapısına telaşlı bir şekilde sohbette bulunduğu bir talebenin annesi koşup gelmiş. Şeyh şaşkınlıkla onu izlerken kadın müsaade isteyerek evin içine girmiş. Şeyh de peşinden içeriye doğru yürümeye başlamış. Kadın biraz soluklandıktan sonra şeyhin şaşkın bakışları karşısında yavaşça konuşmaya başlamış, “Şeyhim, senin bizim üzerimizde emeğin çok büyük. Oğlumuz senin sayende ilim sahibi oldu. Fakat benim de gördüğüm, size maruzatta bulunmam gereken şeyler var. Kapı komşumuz, kızı size körkütük aşık durumda ve karınız ile aranızın bozulması için elinden geleni yapıyor. Ailesi artık engel olamıyor ona. Lütfen koruyun kendinizi. Gidin kızla konuşun, vazgeçirin bir şey yapın. Ve eminim ki çocuğunuzun olmamasındaki en büyük sebeplerden biri de o. Size kötülük yapıyor. Karınızdan boşanırsanız onunla evleneceğinizi düşünüyor. Belki o kötülüklerinden vazgeçerse, büyülerini bırakırsa hayatınız tekrardan yoluna girer.” demiş. Şeyh duydukları karşısında bir kere daha şaşkına dönmüş. O sırada arkasında olan biten her şeyi duyan karısını bile fark edememiş. Karısı sesli bir şekilde ağlamaya başlamış. “Lütfen, lütfen git konuş ve artık peşimizi bırakmasını söyle lütfen.” demiş. Şeyh ayağa kalkmış ve karısının alnına bir öpücük kondurmuş. Ardından kapıya doğru ilerlerken bir anda durmuş ve kadına ona eşlik edebileceğini sormuş. Kadınla birlikte bahsettiği kızın evinin önüne gelmiş. Şeyhin oraya doğru yürüdüğünü duyan herkes çoktan haberi uçurmuş bile. Kız kapının önünde şeyhin, aşık olduğu kişinin geçmesini beklemiş. Kadın kızı göstermiş. Şeyh karşısında durmuş ve konuşmaları gerektiğini söylemiş. Kız hevesle evin içine doğru yürümüş ve şeyh de peşinden içeri girmiş. Bir süre sessiz kaldıktan sonra şeyh yavaşça konuşmaya başlamış.

- “Duyduklarım doğru sanırım. Bana olan hisleriniz, yaptıklarınız…”

- “Evet. Evet, hepsi doğruydu. Hepsi sizin içindi. Size ve kalbinize sahip olabilmek içindi. Şimdi de beni almak için geldiniz değil mi? Hadi gidelim.”

Şeyh bir süre durmuş ve tekrardan konuşmaya başlamış.

- “Ben buraya ortada olan yanlış anlaşılmaları kaldırmaya geldim. Daha yeni yanlışlar çıkarmak için değil. Sizden rica ediyorum. Benim zaten güzel bir evliliğim ve güzel bir yuvam var. Ve bu hep böyle kalacak. Artık beni düşünmeyi, bana büyüler yapmayı bırakın. Ve yuvamın üzerinden bu kara bulutları kaldırın lütfen.”

- “Ne yani beni almaya gelmediniz mi? Bu kadar mutluluğu çok mu gördünüz bana? Bu zamana kadar sizi bekledim ben. Sizinle mutlu olmayı bekledim. Madem öyle bırakıyorum artık peşinizi. Size o karınız olacak kişiyle mutluluklar.” dedikten sonra çekmeceye ilerlemiş ve bir sürü şey çıkarmış içinden. Koskoca bir kazan getirerek çıkardıklarını içine atmış ve yakmaya başlamış. Onlar orada yandıkça şeyh yüreğinde bir hafifleme hissediyormuş. Şeyh müsaade isteyip evine doğru yürümeye başlamış.

Eve geldiğinde karısı korku içerisinde onu bekliyormuş. Şeyh içeri girer girmez ona sorular sormaya başlamış. Kimmiş bu kişi de onlara büyü yapmış, kimmiş de şeyhe bu kadar kafayı takmış, kimmiş de bu kadar aşık olmuş ona, büyüleri bozmaya karar vermiş mi, yoksa uzlaşamamışlar mı… Şeyh karısının alnından öperek büyüler bozuldu. Artık hiçbir engelimiz kalmadı demiş.

Şehrazat gün doğumunu görünce masalı bitirir ve uykuya dalarlar.

Çocuğuna bir masal oku, Onun hayatına dokun...

Uykuya dalarken ailelerinden masal dinleyen çocuklar, aileleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.

Öğretici çocuk masalları sayesinde, çocuklarınızı aile, sevgi, sorumluluk, disiplin, yardımlaşma, hoşgörü ve benzeri pek çok konuda kolayca bilinçlendirebilir ve en önemlisi de onlara masa okuyarak, çocuklarınızla kuvvetli sevgi bağları geliştirebilirsiniz. Araştırmalara göre, ailelerinden masal dinlemiş çocuklar, ebeveynleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.