Eşek, Öküz ve Çiftçi Masalı

1001 Gece Masalı Oku

Eşek, Öküz ve Çiftçi Masalı

Bir varmış bir yokmuş. Develer tellal iken pireler berber iken ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken soğuk kış vakitlerinde yemyeşil sulak bir arazinin yanındaki vadide  bir çiftçi, öküzü ile çiftliklerinde mutlu mesut yaşam sürmeye çalışırlarmış. Çiftçi farki olduğu için yokluk içinde tarım yapıyormuş ve emektar öküzü ile sürmeye az da olsa mahsül almaya çalışıyormuş. Fakat öküz tarlayı sürdükten sonra çok yorulup halsiz düşüyormuş ve tarlayı her sürüşünden sonra yorgun düşüp güç toplamaya çalışıyormuş. Çiftçi de emek verip yetiştirdiği mallarını köye götürüp satmakta güçlük çekiyormuş. Çiftçi artık bir çözüm bulması gerektiğini düşünerek, mallarını köye götürüp satabilmesi için bir eşek alma vaktinin geldiğine karar vermiş. Fakat nasıl alacağını, satış yapamadığı için hangi parayla alınacağını gerçekten hiç bilmiyormuş. Günler sonra kara gözlü, koca yürekli ve canı kadar çok sevdiği koca öküzünü üzülerek satması gerektiği gerçeğiyle yüzleşmiş.

Çiftçi, hem koca öküzünden vazgeçmek istemiyor, hem de ne yapacağını bilmiyormuş.Yapacak bir şeyi yokmuş ama satmak zorundaymış işte koca öküzü. Ertesi gün koca öküzü dinlendirip satmak için öğleden sonra yola çıkmaya karar vermiş ve sabah olup ahıra, koca öküzün yanına vardığında, koca öküzün ona sanki “ne olur beni satma, ayırma beni senden, ben senin her işine yardımcı olurum.” der gibi melül melül baktığını görmüş. Elinden bir şey gelmiyormuş ama yıllarını beraber geçirdiği koca öküzü satacak, tarlayı kendi elinden geldiği kadar sürüp masulünü çıkaracak, koca öküzün yerinede bir eşek alacakmış…

Elinden gelse koca öküzü satmazmış fakat elinden gelmiyormuş ve buna koca öküzün bu saatten sonra ağır çalışmasına gönlüde razı olmazmış…

Çünkü koca öküz artık yaşlanmış ve yorulmuştu. Bu yüzden uzun yürüyüşlere dayanamıyor ve hemen yoruluyormuş. Üstüne üstlük bir de üzerine ağırlık yüklenirse bu onun için daha zor oluyormuş… Artık çiftçinin koca öküzü satması gerektiği iyice netleşmiş. Derken çiftçinin vakitlice yola koyulması gerektiği aklına gelmiş ve öküz önde çiftçi arkada yola koyulmuşlar. Çiftçi az ileride bir hayvan alım satım pazarı olduğunu biliyormuş fakat oradakilerin daha çok genç ve dinamik hayvanlarla ilgilendiğini herkesler bilirmiş. Koca öküz ne kadar yaşlı olsa da, emeği ve sergilediği hüneriyle yaptığı iş küçümsenmeyecek derecede önemliymiş. Ama oradaki satıcılar ve alıcılar buna bakmazlar, ille de genç hayvanlar isterlemiş. Yine de çiftçi koca öküzün çok fazla yorulmasını istemediği için oraya uğramaya karar vermiş. Pazara ulaştıklarında, Çiftçi şöyle bir göz ucuyla etrafı incelemiş ve etraftaki dinç atları, tazı gibi koşabilecek ve insanı gerçekten çok iyi koruyacak görüntüsü veren köpekleri, bakımlı ve gösterişli koçları ve koyunları, etraftaki güzel ve süslü bir sürü hayvanı görünce umutsuzluğa kapılmış. Çiftçi az ileride ahır hayvanlarının, büyükbaş hayvanların olduğu tarafa doğru yönelmiş… 

Büyükbaşların başında bekleyen adama öküzünü satmak istediğini acil paraya ihtiyacı olduğunu söylemiş. Hayvan tüccarı, öküzü şöyle etraflıca bir inceleyip baktıktan sonra böyle yaşlı ve bitkin öküzlerin alıcısı olmadığını, bu yüzden de öküzü alamayacağını söylemiş. Çiftçi yüzü asık ve üzgün bir şekilde boynunu bükerek oradan ayrılmış. İleride bir pazarın daha olduğu aklına gelmiş ve öküz önde çiftçi arkada oraya doğru yola koyulmuşlar. Çiftçinin pek ümidi olmasa da, şansını denemek zorundaymış... 

Sonunda o pazara da ulaşmışlar ve çiftçi içerip girip öküzünü tanıttıktan sonra onu satmak istediğini söylemiş. Öküzün çalışkan olduğunu ve hala işe yarar olduğunu anlatmaya çalışmış olsa da, o pazardaki alıcılar da kabul etmezler öküzü. Çiftçi, eli boş üzgün bir şekilde buradan da ayrılmak zorunda kalmış. Artık ümidiyle sabrını da gitgide yitiriyormuş ve üstüne üstlük bu beyaz örtülü soğuğun üzerinde gücünü de kaybetmeye başlamıştır. Derken yolun kenarında bir üstü başı yırtık, fakir görünümlü düşkün bir adam onun yanına gelmiş ve “Benim hiçbir şeyim yok sadece bir oğlum var, ondan başka bir şeyim yok, ama onun da ayağı sakat ben onun yanından ayrılamıyorum ve bu yüzden de çalışamıyorum. Evladımın hergün okula gidip gelmesi gerekiyor ayağı sakat olduğu için kendisi gidemiyor. Beni de görüyorsun doğru yoluma zor yürüyorum. Senden ricam öküzünü bana versen öküzün oğlumu hergün okula götürüp getirse bende çalıştıkça sana para ödesem olur mu?” demiş. Çiftçi bu durum karşısında çok duygulanmış ve kabul etmek zorunda kalmış. Öküzü adama vermiş ve eli boş bi şekilde hem özlem hem de öküzü yanında olmadığı için üzüntüyle evine dönmüş. Ertesi gün sabah kalktığında kötü günler için biriktirdiği parası aklına gelmiş ve bu para ile bir eşek alıp çiftlik mahsullerini onunla  köye satmaya götürmeyi düşünmüş. Kahvaltısını yaptıktan sonra parasını alıp yola koyulmuş...

Yolda giderken yaşlı bir adamın yol kenarında eşeğiyle birlikte bitkin bir şekilde beklediğini görmüş. Çiftçi, yaşlı amcanın yanına gidip eşeği satmak istediğini öğrenmiş. Çiftçi hemen bu fırsatı değerlendirip eşeği satın almış ve eve dönmüş. Çiftçinin bir an önce işe başlaması gerekiyormuş. Tarladaki mahsülleri eşeğe yükleyecekken eşeğin üzerindeki eğerde yüklü bir para bulmuş. Yaşlı amcanın parasını unuttuğunu düşünüp, parayı kaptığı gibi eşeği aldığı yere gitmiş. Fakat amcayı oralarda bulamamış.Etraftakilere de sorduğunda öyle birinin hiç buralara gelmediği cevabını almış…

Çiftçi eve giderken bol bol düşünmüş ve bu parayı ne yapması gerektiğini sorgulayıp durmuş. Evine yaklaşmak üzereyken bu parayı değerlendirmenin en iyi yolunun ayağı sakat çocuğun babasına vermek olduğuna karar vermiş, bu kararından ötürü de oldukça duygulanmış.

Masal bu ya, çiftçi hemen ayağı sakat adamla çocuğunun evini bulmuş ve parayı ona teslim etmiş. Üstüne üstlük, bir de adama çiftliğinde çalışmayı ve emeğiyle, hakkıyla parasını kazanmasını önermiş. Böylece ayağı sakat çocuk ve babası refah içinde çalışıp yaşama şansı bulmuş. Ayağı sakat adam, çiftçinin bu önerisini duyduğunda mutluluktan havalara uçmuş, hem kendisi hem de çocuğu için harika olan bu haber karşısında ağlamış ve şükretmiş.

Çiftçi bu iyilik dolu hareketiyle birlikte, yaşlı ve emektar öküzüne de kavuşmuş. Çiftçi, eşeğin eğerinden bulduğu paralarla, çocuğun sakat ayağına en iyi sihirbazları tutup büyü yaptırmış ve çocuğun ayağı iyileşmiş. 

Gün yavaş yavaş aydınlanırken, Şehrazat masalı tam bitirecekken bu gecelik bu kadar yeter diyerek yarın devam etme sözü vermiş ve bir gece daha akmış gitmiş hayatlardan. Bir sondan daha mahrum kalan Şehriyar Şehrazat’a bir gecelik yaşam daha bahşetmiş ve bu masal burada bitmiş.

Şimdilik...

Çocuğuna bir masal oku, Onun hayatına dokun...

Uykuya dalarken ailelerinden masal dinleyen çocuklar, aileleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.

Öğretici çocuk masalları sayesinde, çocuklarınızı aile, sevgi, sorumluluk, disiplin, yardımlaşma, hoşgörü ve benzeri pek çok konuda kolayca bilinçlendirebilir ve en önemlisi de onlara masa okuyarak, çocuklarınızla kuvvetli sevgi bağları geliştirebilirsiniz. Araştırmalara göre, ailelerinden masal dinlemiş çocuklar, ebeveynleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.