Meyveler ve Sebzeler Ülkesi

Fantastik Çocuk Masalı

Meyveler ve Sebzeler Ülkesi

Bir varmış bir yokmuş...

Masalımızda Pamuk Prensesler, Kırmızı Başlıklı Kızlar, Karga ve Tilkiler olmasa da çok çok uzak bir yerde dünyamızdaki meyve ve sebzelerin hepsinin yaşadığı bir diyar varmış. Orada sebzelerin ve meyvelerin en doğal en lezzetli halleri bulunurmuş. Çileğin kokusu metrelerce uzaktan alınır, bir portakaldan bile bir bardak portakal suyu çıkarmış. İşte her insanın kendini içinde bulmak istediği bu mükemmel diyarda bir gün hiç de istenmeyen bir olay yaşanmış. Meyveler ve sebzeler arasında bir rekabet ortaya çıkmış. Bunun sebebi ise bu diyara bir yönetici seçilmesinin gerektiğiymiş. Burası çok harika bir yermiş ama bir lideri yokmuş. Bunun üzerine başlamışlar lider belirlemek için kavga etmeye. Herkes tek tek söz almaya başlamış. Ortaya ilk atılan domates olmuş. “Bence liderin kim olması gerektiği çok açık. Ben insanların her an yanında oluyorum. Sabah kahvaltılarında beni hiç eksik etmezler. Yemeklerinin bile vazgeçilmeziyim. Bensiz bir hayat düşünülemez. O yüzden lider ben olmalıyım’’ demiş. Bunu duyan soğan hemen ayağa kalkmış. "Benim domatesten arda kalır hiçbir yanım yok. O neredeyse ben de oradayımdır. Hem yemeklere asıl lezzeti de ben veririm. Şifa kaynağıyım, kokum bile mikropları kırmaya yeter bu yüzden liderliği en çok ben hak ediyorum” diye sesini yükseltmiş. Ortalık öyle karışıkmış ki her meyve sebzeden bir ses çıkıyormuş. Yine de birbirlerine öyle saygılılarmış ki birisi konuşmaya başladığı anda diğer hepsi susup cankulağı ile konuşanı dinliyorlarmış.

Bu sefer konuşma sırası portakala gelmiş. Herkesin gözü tupturuncu kabukları ile parlayan portakalın üzerindeymiş. “Söylesenize hanginiz benim kadar mükemmel olabilirsiniz! İnsanlar hasta olmasın diye onları vitaminlerim ile besliyorum. Hem de çok sulu ve lezzetliyim. Üstelik beni rahatça yiyebilsinler diye dilim dilimim. Tüm bunlara sahip bir meyve olarak liderlik kesinlikle benim hakkım.” diyerek o da kendini anlatmış kalabalığa. İşler iyice içinden çıkılamaz bir hale gelmiş. Hava da kararmaya başlıyormuş. Bugünlük bu kadar yeter demişler ve herkes evlerine doğru yola koyulmuş. Meyveler ve sebzeler gruplaşarak gitmeye başlamışlar. Kendi aralarında bu durumla böyle başa çıkamayacaklarını, bir birlik oluşturmaları gerektiğini konuşmuşlar. Meyveler bir tarafa sebzeler bir tarafa toplanmaya başlamışlar. Bu diyarın lideri ya meyveler ya da sebzeler olmalı demişler. Az önce kavga eden sebzeler kenetlenip tek bir hale gelmişler. Aynı şekilde meyveler de birlik oluşturmuşlar. Günün aydınlanması ile beraber yine hepsi meydanı doldurmaya başlamış. Bu sefer meydan iki parça halindeymiş. Bir tarafta meyveler, bir tarafta sebzeler varmış. Söz hakkını ilk meyveler almış. Onları temsilen büyük ve kudretli görüntüsüyle karpuz çıkmış meydana. “Biz meyveler olarak insanları sizden çok daha fazla mutlu ediyoruz. Öyle ki insanlar bizim yolumuzu bile gözlüyor. Hepimizin birer mevsimi var ve o mevsim gelse de yesek diye can atıyorlar bizim için. Hele ben! Kavurucu yaz sıcaklarında içim su dolu ve lezzetli halde çıkıyorum ortaya. Bu yüzden bizler sizlerden daha kıymetliyiz. Liderlik bizim hakkımız” diyerek haykırmış içindekileri.

Söz sebzelere geçmiş. Sert ve köklü duruşu ile patates konuşmaya çıkmış sebzeler adına. “İnsanlar karınlarını doyurmak için yemek yemek zorundalar ve o yemekler bizim sayemizde ortaya çıkıyor. Biz olmasak ne yapardı insanlar! Söyleyin bana, meyveler karın doyurur mu! Hem hanginiz bizim gibi çeşit çeşit lezzetler sunabiliyorsunuz insanlara! Bakın bana. İnsanlar beni dilediği gibi kullanabiliyor. Bu yüzden buraya bir lider seçilecek ise o da insanlara en faydalı olan olmalı ve o da biz sebzelerden olmalıdır” diyerek kendince haklılığını dile getirmiş. Bu böyle olmayacakmış işler iyice karışmaya başlamış. Bir türlü karar verilemiyormuş. Derken gökte bir ışık parlamış. Bütün meyve sebzeler gözlerini kısmış.  Herkes hayretler içerisindeymiş çünkü tam da o anda bu masalı okuyan kişi tüm bu kargaşanın arasına iniyormuş. Hemen burada neler olduğunu sormuş. Onlar da olanı biteni anlatmışlar gökten inen masalımızın kahramanına. Kahramanımız ise tüm bu olanları duyduktan sonra hem gülmüş hem de böyle bir kavga olduğu için üzülmüş. “Bu yaptığınızın ne kadar yanlış bir tartışma olduğunun farkında mısınız? Burada bir lider seçmeye gerek yok.

Çünkü hepiniz zaten birer lidersiniz. Benim geldiğim yerde her birinizi ayrı ayrı seven insanlar var. Kimisinin en sevdiği meyve muz, kimisinin elma iken kimisinin en sevdiği sebze enginar kimisinin patlıcandır. O yüzden hayatımızdan bir tanenizi bile çıkaramayız. Hepiniz bizim için çok değerlisiniz.” diyerek sebze ve meyvelerin yaptıkları hatanın farkına varmalarını sağlamış. Hepsi çok pişman olmuş. Oysa ne çok severlermiş birbirlerini ama son günlerde çok fazla kırıcı olmuşlar. O kadar kötü etkilemiş ki bu durum onları o güzel kokuları kaybolmaya renkleri solmaya başlamış. Tam da işler daha da kötüye giderken kahramanımız ortaya çıkmış ve onları düştükleri bu yanlıştan kurtarmış. Etraf tekrardan güzel kokularla dolmaya başlamış. Parlaklıkları gözleri kamaştırmaya başlamış ve bundan sonra bir söz vermişler. Bir daha asla birbirlerini kırmayacaklarmış ve güzeller güzeli diyarlarında huzur içinde yaşayıp gideceklermiş.

Çocuğuna bir masal oku, Onun hayatına dokun...

Uykuya dalarken ailelerinden masal dinleyen çocuklar, aileleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.

Öğretici çocuk masalları sayesinde, çocuklarınızı aile, sevgi, sorumluluk, disiplin, yardımlaşma, hoşgörü ve benzeri pek çok konuda kolayca bilinçlendirebilir ve en önemlisi de onlara masa okuyarak, çocuklarınızla kuvvetli sevgi bağları geliştirebilirsiniz. Araştırmalara göre, ailelerinden masal dinlemiş çocuklar, ebeveynleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.