Kitapların Çocuklarla Büyüsü

Fantastik Çocuk Masalı

Kitapların Çocuklarla Büyüsü

Bir varmış bir yokmuş. Çok güzel bir şehirde yapılan çok güzel bir kütüphane varmış. Kütüphane o kadar güzelmiş ki, bazen sadece bakmak için geliyorlarmış. Bu kütüphanede o kadar çok kitap varmış ki, insanın aklı karışıyormuş. Kütüphanede ki kitaplar her zaman birbirleriyle konuşurlarmış. Çocuk kitapları her zaman daha mutlu konuşup, heyecanla çocukların onları okumasını beklermiş. Çocuklar onları okuduktan sonra gelip yerine geri bırakırlarmış ve bıraktıktan sonra da kitaplar aralarında neler yaptıklarını konuşur, eğlenirlermiş. Çocuklar kitaplarına o kadar güzel ve özenli davranırmış ki, yetişkinlerin okuduğu yaşlı kitaplar onları kıskanırmış. Yetişkinlerin okuduğu yaşlı kitaplar da tam tersi çok mutsuzmuş. Çünkü yetişkinler onları sürekli okumuyor ve hiç de güzel bakmıyorlarmış onlara. Çocuk kitapları da onların bu haline üzülüyorlarmış. Bir gün Mavi yaşlı kitap konuşmuş ve demiş ki:

“Beni en son alan okuyucu kadın, beni düzgünce okumadı bile. İçimdekileri hiç merak etmiyormuş gibi sadece bir göz attı. Oysaki ben bir dünya klasiği’ yim. Birde bana bakınca sayfalarımı o kadar yıprattı ki, çok üzüldüm böyle olmasına. Bakın çocuklara, nasıl da güzel bakıyorlar kitaplarına. Çocukların yetişkinlerden örnek alması gerekirken, kitap bakma konusunda yetişkinler çocuklardan örnek almalı. O kadar tatlılar ki, kitaplarına kıyamıyorlar. Çok şanslısınız çocuk kitapları.” Bu sözleri duyan çocuk kitapları da ona üzülmüş ve yaşlı kitaplar da Maviye hak vermişti. Çocuk kitaplarından Kırmızı olan konuştu bu sefer:

“Gerçekten haklısınız. Bizde sizin için üzülüyoruz. Acaba bu durumda ne yapabiliriz? Yetişkinleri size doğru çekmek ve size daha güzel bakmaları için belki de bir şeyler yapmalıyız. Ne dersiniz?” diye konuşan çocuk kitaplarını duyan yaşlı kitaplar:

“Aslında harika olur ama ne yapmalıyız ki bu durumda. Onlarla konuşacak halimiz yok ya.” Diye söyleyince tüm kitaplar birbirlerine bakmışlar. Kırmızı çocuk kitap tekrar konuşmuş ve demiş ki:

“Mavi yaşlı kitap, aslında bu imkânsız değil. Belki de bizi almaya gelen tüm çocuklarla konuşabiliriz. Ne de olsa çocuklar bize yetişkinlerden daha da çok inanırlar ve bize bu konuda yardım ederler. Onların gönlü çok geniştir, düşünceleri de büsbütün rengarenktir. Onlar bize yardım edebilirler. Evet, bunu yapabiliriz. Ben inanıyorum. Yetişkinleri buraya toplayacağız, bak göreceksiniz. Hem de o güzel çocuklar sayesinde.” Bu sözleri duyan yaşlı kitaplar bir anda heyecanlanmaya başladılar. Böyle bir şey gerçekten mümkün olabilir miydi onlar için? Eğer olacaksa bile, çocuk kitapları gibi mutlu olabilecekler miydi acaba? Yaşlı kitaplar öylesine çok umut etmeye başlamışlardı ki. Çünkü en iyi onlar biliyordu umut etmeyi ve kendilerine şunları söylediler:

“Umut etmek ve inanmak başarmanın yarısıdır. Başarmak için yaptıklarına inanman gerekir.” Hemen hemen tüm yaşlı kitapların içinde yazan bir yazıydı bu. Yapacakları bu işi inanarak ve umut ederek yapacaklardı. Onlar o kadar çok konuşmuşlardı ki aralarında, kütüphanenin açılış saati gelmişti ve fark etmemişlerdi bile. Her zamanki gibi çocuklar daha çok gelmişti. Yaşlı kitaplar bir kez daha üzüldü bu duruma ama inançları hala içlerinden okunuyordu. Gün boyunca çocuk kitaplarını almaya gelen birçok çocuk oldu ve herkes aklında ki planı gerçekleştirecekti. Onlarla konuşup, etraflarında ki yetişkin insanları bu kütüphaneye getirtecek ve kitapların dünyasında bulacaklardı kendilerini. Kararlarını vermişlerdi. Kırmızı kitap’ ı almaya gelen bir çocuk oldu. Bu çocuğu artık tanıyordu. Kırmızı kitap’ı en az 3 kere okumuştu. Kırmızı kitap bu çocuğun onu ne kadar sevdiğini biliyordu. Bu çocuk ile gönül rahatlığıyla konuşabilirdi. Diğer tüm çocuk kitaplarının yapacağını o da bugün yapacaktı. Çocuk, sevdiği Kırmızı kitap’ ı yerinden aldı ve evine götürdü. Onu güzelce masasına koydu. Elini yüzünü yıkadıktan sonra onu okumak için masaya geçti. Tam ona dokunduğu sırada Kırmızı kitap konuşmaya başladı:

“Merhaba, mert.” dedi. Kırmızı kitap onun ismini de biliyordu. Dediği gibi artık onu tanımıştı ve iyi bir çocuk olduğunu da biliyordu. Kitap’ı duyan Mert bir anda şok olmuştu bu kitap’ ın konuşmasına. Mert her zaman kitapların konuştuğuna inanıyordu fakat seslenmesi onu şaşırtmıştı. İnandığı şey, başına gelmişti. Mert’te Kırmızı kitap’ a:

“Merhaba.” dedi. Hala şaşkındı tabii ama çok mutlu olmuştu. 

“Beni çok seviyorsun galiba, en az 3 kere okudun beni. Tanıyorum artık seni.” diye söyledi Kırmızı kitap. Mert’te ona:

“Evet, en sevdiğim kitap sensin. Seni okumak beni heyecanlandırıyor ve mutlu ediyor. Seninle konuşunca, yani okuyunca içim kıpır kıpır oluyor.” demiş. Kırmızı kitap gülmüş ona ve demiş ki:

“Peki, ondan önce sana bir şey söylemek istiyorum. Çocuk kitaplarını almaya gelen bir sürü çocuk oluyor. Sende her geldiğinde mutlaka görüyorsundur. Ama fark ettiysen yetişkinler okuması gereken kitapları okumuyorlar. Bu duruma da bizim yaşlı kitaplarımız çok üzülüyor. Hem okumuyorlar hem de aldıkları zaman da onları yıpratıyorlar, hiç iyi bakmıyorlar. Bunun için bizde siz çocuklardan yardım istemeye karar verdik. Tüm çocuk kitap’ı arkadaşlarımla bir karar verdik. Çocuklarla konuşarak yetişkinlerin kitaplara özenli davranmasına ve okumasına karşı onlarla konuşacaksınız. Mesela ilk olarak anne ve babandan başlayabilirsin. Ne dersin Mert?” Mert bunları duyunca o kadar heyecanlanmış ki:

“Tabii ki de size yardım ederim. Hem de böyle bir şey yapmayı çok çok isterim. Yaşlı kitaplar da üzülmezler artık.” diye söyleyince de Kırmızı kitap heyecanlanmış bu sefer. Mert koşarak anne ve babasına kütüphaneye beraber gitmek istediklerini ve onların uzun zamandır kitap okumadıklarını söylemiş. Bunları çocukları tarafından duymak, onların hatalarının farkında olmalarına sebep olmuş tabii. Mert anne babasının elinden tutup, Kırmızı kitabını da yanına aldıktan sonra kütüphaneye doğru yola çıkmışlar. Kütüphaneye vardıklarında Kırmızı kitap’ ta, Mert’ te gördüklerine inanamamışlar. Kütüphane tıklım tıklım doluymuş. Sadece çocuklar değil, bir sürü de yetişkin varmış ve yaşlı kitaplar yetişkinlerin ellerindeyken çok mutlu görünüyorlarmış. Bir adamın elinde Mavi yaşlı kitap varmış ve Kırmızı kitapla Mavi yaşlı kitap göz göze gelmişler. Mavi yaşlı kitap giderken Kırmızı kitap’ a göz kırpmış ve demiş ki:

“İşe yaradı Kırmızı kitap. Çocuklar dünyanın geleceği olacaklar her zaman.” diyerek gitmiş. Kırmızı kitap’ ta o kadar mutlu olmuş ki Mert’ e bakarak gülümsemiş. Çocukların hepsi aralarında fısır fısır konuşuyorlarmış ellerinde ki kitaplarla. Her kitap ’ın yaptığı gibi Kırmızı kitap’ ta Mert’e bakarak:

“Çok teşekkür ederim Mert. Bana yardım ettiğin için.”

“Bende sana teşekkür ederim Kırmızı kitap. Sana ve tüm arkadaşlarına. Böyle güzel bir planı gerçekleştirdiğiniz için. Kütüphane şu an olması gerektiği gibi, dolu dolu yetişkinler ve çocuklar var. İşte şimdi herkes daha da mutlu.” diyerek Kırmızı kitap’ ı yerine bırakmış. Onu daha sonra tekrar alacağını söyleyerek ondan ayrılmış. Ondan sonra ki tüm günlerde hem yetişkinler hem de çocuklar sık sık kütüphaneye gelmişler. Bu sefer hem yaşlı kitaplar hem de tüm çocuk kitapları mutlu bir şekilde okunmuş ve içlerinde yazanlarla yaşamaya devam etmişler. 

Çocuğuna bir masal oku, Onun hayatına dokun...

Uykuya dalarken ailelerinden masal dinleyen çocuklar, aileleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.

Öğretici çocuk masalları sayesinde, çocuklarınızı aile, sevgi, sorumluluk, disiplin, yardımlaşma, hoşgörü ve benzeri pek çok konuda kolayca bilinçlendirebilir ve en önemlisi de onlara masa okuyarak, çocuklarınızla kuvvetli sevgi bağları geliştirebilirsiniz. Araştırmalara göre, ailelerinden masal dinlemiş çocuklar, ebeveynleri ile daha mutlu ilişkiler kurabiliyor.