Yayla çiçek açmıştı, sürü otlakta yavaşça yayılıyordu. Kardeşler Kayı ile Tuğrul babalarından sürüyü güz yaylasına çıkarma görevini almışlardı. İkisi de bu ilk görevde kendi sözünün geçmesini istiyordu, obadaki büyükler bu işi bir onur sayardı.
Kayı büyüktü, önden gitmeye niyetliydi, elindeki değneği yere vurarak yürüyordu. Tuğrul küçüktü ama yolu kendi bildiği gibi göstermeye kararlıydı. İkisi de babasının gözünde iyi görünmek istiyordu. Yayla yolunda ilk adımlarını atarken bile aralarında küçük bir yarış başlamıştı.
Babaları erkenden kalkmış, sürüyü sabırla hazırlamıştı, onlara sürüyü teslim ederken tek bir söz söyledi. "Sürüyü birlikte götürün" dedi. Kardeşler başlarını salladı ama ikisi de bu sözü kendi aklından geçirmedi bile.
Kayı koyunları parmaklarıyla saymaya başladı, Tuğrul da kendi bildiği gibi saymaya çalıştı. İkisi farklı sayı buldu, daha yola çıkmadan aralarında ilk anlaşmazlık başladı.
Otlağın ucundaki ayrıma geldiklerinde Kayı dereden geçmek istedi. "Bu yol daha kısa" dedi. Tuğrul karşı çıktı. "Kayalıktan gidersek koyunlar yorulmaz" dedi. İkisi durdu, koyunlar da onlarla birlikte durdu, otların arasında beklemeye başladı.
Yanlarından geçen çoban durup baktı, başını salladı, bir şey demeden yoluna devam etti. Kardeşler onun sessizliğinden bir şey öğrenmedi, tartışmayı sürdürdü, sesleri gittikçe yükseldi. Kayı değneğini dereye doğru uzattı, Tuğrul kayalığı gösterdi, ikisi de geri adım atmadı.
Koyunlar bu bağırışmadan huzursuz oldu, birkaçı otlamayı bıraktı, kulaklarını dikti. Kardeşler birbirini duymuyor, kendi haklılığını tekrarlıyordu.
Güneş yükseldikçe ikisinin de boğazı kurudu ama tartışma bitmedi. Koyunlar bu arada kendi yolunu bulmaya başlamıştı bile.
Kayı ile Tuğrul birbirine bağırırken sürü kendi başına yürümeye başladı. Koyunlar iki yana ayrıldı, bazıları dereye indi, bazıları kayalıklara tırmandı. Kardeşler kavgayı bırakınca etraflarında tek koyun kalmadığını gördüler.
Kayı koştu, Tuğrul da koştu, ama ayrı ayrı koştukları için hiçbirine yetişemediler. Güneş alçalırken ikisi de yorgun, sesi kısık, otların üstüne çöktü, nefes nefese kalmışlardı. İkisi de kendi hatasını değil, kardeşinin hatasını düşünüyordu.
Gökyüzü kızıla dönmeye başlamıştı, karanlık çökmeden sürüyü bulmaları gerektiğini biliyorlardı. Ama tek başlarına araştıkça daha da uzaklaşıyorlardı, koyunların melemesi her yönden geliyordu.
Tuğrul bir kayanın üstüne çıktı, uzaklara baktı, koyunlardan tek bir iz göremedi. Kayı da tam ters yöne koştu, sesi kısılana kadar bağırdı durdu. İkisi de yorgun, ikisi de babalarının yüzüne nasıl bakacağını düşünüyordu.
Tuğrul önce konuştu. "Ayrı ayrı toplayamayız" dedi. Kayı başını salladı, ilk kez kardeşine hak verdi. "Sen sağdan seslen, ben soldan seslenirim" dedi Kayı.
İkisi birlikte saymaya başladı, her bulduklarını yüksek sesle söylediler, sesleri yayla boyunca yankılandı. Kayı sağdan sürdü, Tuğrul soldan sürdü, koyunlar yavaş yavaş aynı yöne döndü. Dereye inen üçünü Tuğrul çıkardı, kayalıktakileri Kayı indirdi. Akşama doğru sürü yeniden bir araya geldi, iki kez saydılar, sayı tuttu.
Son koyunu da bulduklarında ikisi birbirine baktı, hafifçe gülümsedi. Birlikte çalışmanın ayrı ayrı koşmaktan çok daha kolay olduğunu ilk kez görmüşlerdi.
Sürüyü topladıktan sonra yan yana yürüdüler, uzun uzun konuştular, yol boyunca hiç tartışmadılar, obaya doğru birlikte ilerlediler.
Kardeşler sürüyü obaya getirdiğinde güneş çoktan batmıştı, babaları onları sayarak karşıladı, tek koyun eksik değildi. Dede Korkut o akşam çadıra geldi, kardeşlerin anlattığını sabırla dinledi.
"Siz sürüyü ayrı ayrı değil, birlikte topladınız" dedi Dede Korkut, sesi ateşin sesine karışıyordu. Elini yavaşça ikisinin omzuna koydu. "Bugünden sonra ikinize obada tek bir ad, Bir Yürek diyeceğiz."
Oba bu adı duyunca sevinçle bağırdı, ozan kopuzunu alıp hemen bir türkü tutturdu, ateşin etrafında el çırpıldı, kızlar halka oldu. Kardeşler birbirine baktı, ikisi de utangaç bir gülümseme takındı.
Kayı ile Tuğrul o gece yan yana uzandı, ateşin yavaşça sönmesini birlikte izlediler. İkisi de artık aynı adı gururla taşıyordu.
Bu hikaye ne öğretir
İki kişi ayrı ayrı koşunca iş ikiye bölünmez, ikiye katlanır. Aynı işi bölüşmek onu hem hızlandırır hem kolaylaştırır.
Çocuğuna sor
Sen kardeşin ya da arkadaşınla anlaşamadığında nasıl uzlaşıyorsun?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.