Mutfak masasının üstünde kocaman turuncu bir kabak duruyordu. Zehra sandalyeye çıkıp kabağa yaklaştı, elini kabuğuna koydu. Cadılar Bayramı için kendi kabağını oymak istiyordu. Kafasında üçgen gözlü bir fener vardı. Komşu sokakta kabaklar günlerdir oyulmuş, kapı önlerine dizilmişti. Geçen yıl kardeşinin oyduğunu uzaktan izlemişti, bu yıl sıra kendindeydi.
Masanın kenarında duran bıçağı aldı, kabağın yanına koydu. Elini kabağın üstüne koyup nereden başlayacağını düşündü. Tam o sırada annesi mutfağa girdi, elinde bir tepsi vardı. Bıçağı görünce hızlı adımlarla yanına geldi, bıçağı yavaşça elinden aldı. Zehra'nın dudakları büzüldü, omuzları düştü.
Zehra mutfakta oyalandı, kabağın çevresinde dönüp durdu. Sapını tuttu, ağırlığını denedi, tek başına kaldıramadı. Cadılar Bayramı'na üç gün kalmıştı, vakti azdı, bunu biliyordu.
Zehra annesinin yanına oturdu, dizlerini kucakladı. "Bıçağı ben kullanmak istiyorum" dedi. Annesi başını salladı. "Bıçak küçük eller için tehlikeli" dedi. "Peki kabağımı nasıl yapacağım" diye sordu Zehra, sesi kırıktı.
Annesi dolaptan bir kutu boya çıkardı, masaya koydu. Kutunun içinde sarı, mor ve turuncu boyalar vardı, fırçalar da yanındaydı. "Kabağa fırçayla yüz yapabiliriz" dedi. Zehra kutuya baktı, boyalar parlak renklerdeydi. Yine de aklında hâlâ oyulmuş bir kabak vardı, boyayı yeterli bulmadı.
Zehra boyaları tek tek eline aldı, kutuları çevirip renklerine baktı. Sarı boya güneş gibiydi, mor boya gece gibiydi. Yine de kutuyu kapatıp masanın kenarına itti, aklı hâlâ oyulmuş kabaklardaydı.
Zehra masaya oturdu, boya kutusunu kenara itti. "Oyulmuş kabak istiyorum, boyalı değil" dedi. Kollarını kavuşturdu, pencereye döndü, dışarıya baktı. Sokakta komşu çocukların kabakları pencerelerde duruyordu, hepsi oyulmuştu, gözleri üçgen üçgen parlıyordu.
Annesi yanına oturdu, omzuna dokundu. "Acele etme, biraz düşün" dedi. "Belki başka bir yol buluruz." Zehra hâlâ somurttu, cevap vermedi, ayaklarını masanın altında sallamaya başladı. Sesi titredi, gözleri nemlendi ama ağlamadı.
Zehra'nın içi burkuldu. Herkes gibi oyulmuş bir kabak göstermek istiyordu, ama bıçağı kullanamayacağını biliyordu.
Pencereden komşu kabaklarına yeniden baktı, her birinin farklı bir yüzü vardı. Bazısının dişleri sivriydi, bazısının gözü yuvarlaktı. Kendi kabağı hâlâ bomboş duruyordu, üstünde tek bir çizgi bile yoktu.
Zehra boya kutusuna tekrar baktı, sarı boyayı aldı. Fırçayı boyaya batırdı, kabağın üstüne büyük bir gülümseme çizdi. Mor boyayla iki yuvarlak göz ekledi, turuncu boyayla kaşları çizdi. Fırçanın ucundan sarı damlalar süzüldü, masaya küçük lekeler bıraktı. Zehra lekeleri parmağıyla yaydı, onlar da birer yıldız oldu. Kabağın yanağına iki nokta daha koydu.
Geri çekilip kabağa baktı. Yüz komik ve neşeliydi, oyulmuş kabaklardan farklıydı ama kendine göre güzeldi. "Bu benim kabağım" dedi, gülümsedi, elleri boya içindeydi.
Fırçayı tekrar batırdı, bu kez yeşil boyayla kabağın tepesine küçük bir şapka çizdi. Kabağın sapını da boyadı, sap kahverengiye döndü. Artık kabak şapkalı bir fener gibi görünüyordu.
Annesine döndü. "Oymasam da kendi fenerim oldu" dedi. Kendi kararıyla boyayı seçmişti, kimse onu zorlamamıştı. Annesi başıyla onayladı, gülümsedi, kabağı birlikte kaldırdılar.
Boya iki günde kurudu. Cadılar Bayramı akşamı kabağı kapının önüne koydular, içine küçük bir pilli ışık yerleştirdiler. Kabağın gülen yüzü karanlıkta parlamaya başladı.
Zehra elinde ışığıyla mahalleyi gezdi, komşu kapılarını çaldı. Boyalı kabağını herkese gösterdi, komşular gülümsedi, bazıları kendi kabaklarını da gösterdi. Bir çocuk "Benimki de boyalı" dedi, kendi kabağını getirip yan yana koydular, ikisi birlikte güldü.
Yolda üç komşu kapısı daha çaldılar, her kapıda birer şeker topladılar. Bir komşu "Ne neşeli bir kabak bu" dedi, Zehra gururla gülümsedi. Sokak lambaları yanmıştı, ışıkları kabağın rengiyle karışıyordu. Ay ışığı da üstüne düşüyordu, turuncu renk daha da canlı görünüyordu.
Eve dönünce kabağı pencere kenarına koydu. Işığı söndürdüler, oda karardı. Kabağın gülen yüzü karanlıkta hâlâ seçiliyordu. Zehra battaniyesine sarıldı, gözlerini kapadı.
Bu hikaye ne öğretir
Bir işi yapmanın tek bir yolu yoktur, elimizdeki başka bir araç da iş görür. Herkesinkine benzemeyen sonuç bazen daha çok sevilir.
Çocuğuna sor
Sen bir işi kendi yönteminle yapmak istediğinde ne buluyorsun?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.