Oba meydanında oklar havada ıslık çalıyordu, erkek çocuklar sırayla nişan alıyordu. Bey kızı Selcen kenarda durmuş, elindeki küçük yayı sıkıca tutuyordu. Herkes gibi ok atmayı öğrenmek istiyordu ama sırası hiç gelmiyordu.
Selcen'in babası Tuğrul Bey her seferinde "Sana başka gün öğretirim" diyordu. Bu gün hiç gelmiyordu, işler hep araya giriyordu. Selcen meydanın kenarında saatlerce oturur, diğer çocukların oklarını gözleriyle takip ederdi. Her seferinde kendi elinde bir ok olsun isterdi.
Bir gün küçük kardeşi ona sordu. "Sen niye atmıyorsun" dedi. Selcen omuz silkti, cevap veremedi, yüzü kızardı. İçinde büyüyen bir istek vardı ama bunu kimseye anlatamıyordu.
O akşam kendi kendine denemeye karar verdi, kimseden izin istemedi. Yayını heybesinden çıkardı, gizlice çadırdan çıktı, obanın arkasındaki boş alana yürüdü. Ay ışığı toprağı aydınlatıyordu.
Boş alanın ucundaki ağaca yaklaştı, kabuğuna bir işaret kazıdı. Yayı iki eliyle gerdi, oku bıraktı. Ok işaretin çok üstünden geçip gitti. Bir daha denedi, bu kez ok işaretin gerisine düştü. Üçüncü ok da yere saplandı, işaretten uzakta kaldı.
Selcen dördüncü, beşinci oku da denedi. Hiçbiri işarete yaklaşmadı. Kolları yorulmaya başladı, parmakları kızardı, ama yayı bırakmadı. Okları tek tek toplayıp geri döndü, her denemede biraz daha kararlı durdu.
Oradan geçen yaşlı ozan durdu, elindeki kopuzu yere bıraktı. "Gözünle nişan alıyorsun" dedi. "Peki nasıl almalıyım" diye sordu Selcen, sesi yorgundu. "Nefesinle" dedi ozan. "Göğsün sakinleşmeden ok doğru gitmez."
Selcen kaşlarını çattı, sözü tam anlamadı, yayı elinde çevirip düşündü. Ozana bir şey daha soracaktı ama ozan kopuzunu alıp yavaşça uzaklaştı, sözünü geride bıraktı. Selcen yayı elinde tutarken bu tuhaf sözü tekrar tekrar aklından geçirdi.
Selcen ozanın sözüne şaşırdı, hemen anlamadı. Yayı yeniden gerdi, bu kez daha hızlı nefes aldı, elleri titredi. Ok yine hedefi ıskaladı, uzaktaki çalılığa saplandı.
Kolları ağırlaşmıştı, parmak uçları acıyordu, yayı tutmak bile zorlaşmıştı. Selcen bir kez daha denedi, ok bu sefer daha da uzağa gitti.
Selcen yayı otların üstüne bıraktı, iki eliyle yüzünü ovuşturdu. "Bu gece olmayacak" dedi kendi kendine. Çadıra girdi, örtünün altına girdi, dışarı çıkmak istemedi.
Gözlerini kapadı ama uykusu gelmedi, ozanın sözü kafasında dönüp durdu. Nefesinle demişti ozan, ama bu ne demekti? Selcen karanlıkta uzun süre bu soruyla kaldı.
Ertesi sabah Selcen yeniden meydana çıktı. Bu kez ozanın sözünü hatırladı, gözlerini kapadı, yavaşça nefes aldı. Göğsü sakinleşene kadar bekledi, sonra gözlerini açtı. Elindeki yayı bu kez farklı tuttu.
Yayı yavaşça gerdi, elleri artık titremiyordu. Nefesini verirken oku bıraktı. Ok dümdüz uçtu, ağaç kabuğundaki işarete saplandı. Selcen kendi gözlerine inanamadı, yerinde donup kaldı, sonra sevinçle yayı sıktı.
Bir daha denedi, sonuç aynıydı. Nefesini yavaşlattığında ok her seferinde doğru yere gidiyordu. Selcen elini göğsüne koydu, sonra yayı yeniden gerdi.
Bütün gün meydanda kaldı, her okla biraz daha ustalaştı, kolları yorulsa da durmadı. Öğleye doğru işaretin tam ortasına üç ok arka arkaya saplandı. Akşam olduğunda kolları yorgundu ama içi rahattı, ilk kez kendinden gurur duydu.
O hafta sonu yayla şenliği kuruldu, meydana hedef tahtaları dizildi. Selcen sırasını beklerken nefesini yavaşlattı, göğsünü sakinleştirdi. Herkes onu izliyordu, meydanda tam bir sessizlik vardı, yalnız bayrağın çırpınışı duyuluyordu.
Ok elinden çıktı, dümdüz gidip tahtanın tam ortasına saplandı. Oba alkışladı, babası Tuğrul Bey gülümseyerek yanına geldi. "Seni öğretmedim ama sen öğrendin" dedi. Selcen'in yanakları kızardı, gururla babasına baktı.
Küçük kardeşi koşarak yanına geldi, "Bana da öğret" dedi. Selcen gülümsedi, kardeşine yarın sabah meydanda buluşmaya söz verdi.
Çadırda yayının kirişini son bir kez elledi, sonra yastığının yanına koydu. Gözünü kapamadan önce ozanın sözünü tekrar düşündü, gülümseyerek uyudu. Dışarıda rüzgar çadırın örtüsünü hafifçe salladı.
Bu hikaye ne öğretir
Bir işi öğrenmenin yolu beklediğimiz yerden çıkmayabilir. Eller titrerken değil, nefes durulunca iş yoluna girer.
Çocuğuna sor
Sen zorlandığın bir işte sakinleşmek için ne yapıyorsun?

Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.