Sabırlı Adını Alan Oğlan

Dede Korkut Hikayeleri

Yaş
7-12
Okuma Süresi
5 dk
Kategori
Unsur
Dede Korkut Öyküsü
Yayınlanma Tarihi
3/9/2026
Yazar
Kocaman Bi' Site
Sabırlı Adını Alan Oğlan

Yayla sabah sisiyle örtülüydü, çadırların ipleri çiy ile ıslanmıştı. Bayındır Bey'in küçük oğlu, obanın önünde duran atların arasında dolaşıyordu. Kimse ona henüz bir ad koymamıştı, herkes ona sadece "oğlan" diyordu. Oğlan bu adı hiç sevmiyordu.

Her sabah babasının yanındaki beylere bakardı. Her birinin kendi adı, kendi hikayesi vardı. Kimi at yarışında, kimi avda kazanmıştı adını. Oğlan da bir gün böyle bir ad kazanmak istiyordu, obanın önünde artık başka bir sözle çağrılmak istiyordu.

Yaylada yağız bir kısrak başıboş dolaşıyordu, hiçbir çoban onu yakalayamamıştı. Kısrak rüzgar gibi koşuyor, kimseye yaklaşmıyordu. Oğlan bu kısrağı kendi elleriyle getirmek istiyordu. Onu getirirse belki beyler önünde bir ad kazanırdı, artık sadece oğlan diye çağrılmazdı.

Çadırın önünde durup kısrağın tepede koşuşunu uzun uzun izledi. Kısrağın yelesi rüzgarda uçuyor, toynakları toza karışıyordu. Oğlan aklından tek bir düşünce geçirdi, o kısrağı obaya getirecekti.

Yapay zeka destekli hikaye oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et

Oğlan kısrağın peşine düştü. Onu her gördüğünde koşarak yaklaştı, kısrak da ondan hızla uzaklaştı. Bu böyle üç gün sürdü, oğlan her akşam elleri boş, dizleri tozlu çadıra döndü. Annesi ona sıcak çorba verdi ama oğlan çorbaya bile bakmadı, kafası hâlâ kısraktaydı.

Üçüncü akşam oğlan çadırın önünde oturdu, tek başına düşündü. Kısrağı ne kadar hızlı kovalarsa kovalasın, hayvan ondan hep daha hızlıydı. Bu düşünce içini sıkıyordu, ama vazgeçmek de istemiyordu.

Dördüncü akşam yaşlı çoban yanına oturdu, elindeki değneği yere dayadı. "Kısrağı koşarak yakalayamazsın" dedi. "Peki nasıl yakalarım" diye sordu oğlan, sesi kırgındı. "Bunu kendin bulacaksın" dedi çoban, gülümseyip kalktı, çadırın önünden ağır ağır uzaklaştı.

Oğlan onun ardından baktı, cevabı anlamadı. İçinde bir sıkıntı büyüdü. Çobanın sözünü akşam boyunca kafasında evirip çevirdi, kısrağı yakalamanın koşmaktan başka bir yolu olabilir miydi diye düşündü.

Ertesi sabah oğlan erkenden kalktı, kısrağı görür görmez peşinden koşmaya başladı. Kısrak ürktü, taşlık yamaçtan yukarı kaçtı. Oğlan arkasından koştu, ayağı bir çukura girdi, otların üstüne düştü. Kalkıp yeniden koştu, nefesi kesilene kadar durmadı.

Öfkelendi, bir avuç otu kökünden kopardı, yere attı. Kısrak tepenin ardında gözden kayboldu. Oğlan yamaca oturdu, dizindeki toprağı avucuyla sildi. Kısrağı bir daha bulamayacağını düşündü, gözleri doldu ama ağlamadı.

Elleri titredi, dizleri titredi. Acele ettikçe kısraktan uzaklaştığını yavaş yavaş gördü. Attığı her adım kısrağı biraz daha ürkütüyordu, koştukça umudu da azalıyordu.

Bir kayanın üstüne oturdu, uzun süre kımıldamadan kaldı. Yaylada rüzgar sertçe esiyordu, otların arasından ince sesler çıkarıyordu. Oğlan bu sessizlikte kendi öfkesini dinledi, öfkesinin işine hiç yaramadığını gördü.

Oğlan eve döndü ama pes etmedi. O gece heybesinden bir dilim tuzlu ekmek aldı, sabah erkenden yaylaya çıktı. Bu kez koşmadı. Kısrağın sık göründüğü bir kayanın üstüne oturdu, ekmeği önüne koydu, kollarını dizlerine dayadı, bekledi.

Güneş yükseldi, sonra usulca alçaldı. Oğlan kıpırdamadan oturmaya devam etti, kuşları saydı, rüzgarın otları eğişini izledi. Karnı acıktı ama ekmeğe dokunmadı, ekmek kısrak içindi.

Öğleden sonra kısrak uzaktan başını kaldırdı, ekmeğin kokusunu aldı. Kulaklarını ileri geri oynattı, bir süre öylece durdu, sonra yavaşça yaklaşmaya başladı.

Kısrak yavaş adımlarla yaklaştı, önce durdu, kulaklarını oynattı, ardından birkaç adım daha attı. Oğlan yerinden kalkmadı, sesini çıkarmadı. Kısrak sonunda oğlanın elinden ekmeği aldı, burnunu avucuna sürttü.

Oğlan oturduğu yerden kalkmadan kısrağın boynunu okşadı, yelesini parmaklarıyla taradı. Sonra ayağa kalktı, yavaş yavaş obaya doğru yürüdü, kısrak peşinden geldi. Beyler bu görüntüyü uzaktan seyretti, kimse inanamadı, çobanlar bile şaşkın şaşkın baktı.

Dede Korkut haberi duyunca çadırdan çıktı, oğlanın yanına geldi. "Bu kısrağı koşarak değil, oturarak kazandın" dedi. Elini oğlanın başına koydu. "Bugünden sonra adın Sabırlı olsun, oba seni böyle bilsin."

Oba o akşam ateş yaktı, ozan kopuzunu çaldı. Sabırlı, kısrağın yanında sessizce oturdu, gökyüzündeki yıldızları saydı. Kısrağın burnu her seferinde omzuna dokunuyordu, bu ona iyi geliyordu.

Uyumadan önce annesine gülümsedi, artık bir adı vardı. Çadırın örtüsünü üstüne çekerken kısrağın dışarıda kişnediğini duydu, gülümseyerek gözlerini kapadı.

Bu hikaye ne öğretir

Kaçan bir şeyin peşinden koşmak onu daha da uzaklaştırır. Beklemek bazen koşmaktan daha hızlı sonuç verir.

Çocuğuna sor

Sen sabırsızlandığın bir anda ne yaparak sakinleşiyorsun?

Yaş Grubu Etiketi:
7 Yaş Hikayesi