Yayınlanma Tarihi
31/8/2026
Yazar
Kocaman Bi' Hikayeci
Üyelere Özel İçerikler Yolda
Kocaman Bi' Site, yalnızca kullanıcılar için özel olarak sunulacak yayınlara başlıyor! Hemen kayıt ol ve şimdiden yerini kap. Beta süreci yalnızca ilk 500 kullanıcı ile yapılacaktır.
Topluluğun Bir Parçası Ol!
Serin bir ekim akşamıydı. Rüzgâr, Ceviz Sokağı'nın kaldırımlarına düşmüş turuncu yaprakları hafifçe savuruyor, evlerin bacalarından tüten odun kokusu bütün mahalleye yayılıyordu. Sokağın en ucunda, sarmaşıklarla kaplı bahçe duvarının arkasında duran o büyük, ahşap köşkün pencerelerinden ise yumuşak, sarımsı bir ışık sızıyordu. Beş yaşındaki Mia, anneannesinin elini sımsıkı tutarak o köşkün önünde durmuş, gözlerini kısarak yukarı bakıyordu. Cadılar Bayramı'na sadece bir gün kalmıştı ve mahalledeki bütün çocuklar, o köşkün 'perili' olduğunu fısıldayıp duruyordu. Ama Mia, o akşam bir sırrın peşine düşecek ve korkunun aslında ne kadar tatlı bir şeye dönüşebileceğini öğrenecekti.
Yapay zeka destekli hikaye oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et![]()
Serin bir ekim akşamıydı. Rüzgâr, Ceviz Sokağı'nın kaldırımlarına düşmüş turuncu yaprakları hafifçe savuruyor, evlerin bacalarından tüten odun kokusu bütün mahalleye yayılıyordu. Sokağın en ucunda, sarmaşıklarla kaplı bahçe duvarının arkasında duran o büyük, ahşap köşkün pencerelerinden ise yumuşak, sarımsı bir ışık sızıyordu. Beş yaşındaki Mia, anneannesinin elini sımsıkı tutarak o köşkün önünde durmuş, gözlerini kısarak yukarı bakıyordu.
Mia, o hafta anneannesine misafirliğe gelmişti. Anneannesinin evi, köşkün tam karşısındaki küçük, pembe boyalı bir evdi. Bahçesinde kocaman bir ceviz ağacı, pencerelerinde ise kırmızı sardunyalar vardı. Mia buraya her geldiğinde önce ceviz ağacının altındaki tahta sallığa koşar, sonra da mutfaktan yayılan tarçın kokusunu içine çekerdi. Ama bu sefer, gelir gelmez dikkatini çeken şey, karşıdaki o büyük, sessiz köşk olmuştu.
Mahalledeki çocuklar, özellikle de yan komşunun oğlu Kerem, o köşk hakkında birbirinden tuhaf şeyler anlatıyordu. 'Orada bir hayalet yaşıyor,' demişti Kerem, gözleri kocaman açılarak. 'Geceleri pencerelerde gölgeler dans ediyor. Bazen de içeriden garip sesler geliyor. Kimse o kapıyı çalmaya cesaret edemiyor.' Mia bunları duyduğunda kalbi hafifçe hızlanmıştı. Cadılar Bayramı da yaklaşıyordu ve bu tür hikâyeler, ekim akşamlarının çıtırdayan yapraklarıyla birlikte daha da ürpertici bir hâl alıyordu.
O akşam, anneannesi Mia'ya sıcak bir bardak süt hazırlarken, Mia mutfağın penceresinden karşıya bakıyordu. Köşkün üst kat penceresinde gerçekten de bir şey kıpırdıyordu. Sanki uzun, ince bir gölge, perdenin arkasında bir ileri bir geri sallanıyordu. Mia'nın gözleri fal taşı gibi açıldı. 'Anneanne,' diye fısıldadı, 'bak, bak! Gölge yine oynuyor!'
Anneannesi yavaşça yaklaştı, gözlüklerini burnunun ucuna indirdi ve karşıya baktı. Sonra tatlı tatlı gülümsedi. Mia'nın saçlarını okşayarak, 'Sevgili kuzum,' dedi, 'bazen gördüğümüz şeyler, gerçekte olduklarından çok daha farklı görünürler. Gözlerimiz bize oyunlar oynayabilir, özellikle de akşam karanlığında.' Ama Mia ikna olmamıştı. Kaşlarını çatıp bardağını iki eliyle sıkıca tuttu. 'Ama Kerem dedi ki orada bir hayalet varmış. Perili köşkmüş orası!'
Anneannesi cevap vermedi, sadece göz kırptı. Sonra ocaktaki tenceresine döndü ve mırıldanarak şarkı söylemeye başladı. Mia, anneannesinin bu sessizliğinin arkasında bir şeyler olduğunu hissetti ama ne olduğunu çıkaramadı. O gece yatağına girdiğinde, örtüsünü çenesine kadar çekti ve pencereye doğru baktı. Karşı köşkün ışığı hâlâ yanıyordu. Yumuşak, altın sarısı bir ışık… Hayaletler böyle sıcak ışıklar yakar mıydı ki? Bu soruyla uykuya daldı.
![]()
Ertesi sabah güneş, anneannesinin pembe evinin perdelerinin arasından süzülerek Mia'nın yastığına düştü. Mia gözlerini açtığında mutfaktan gelen taze ekmek ve reçel kokusuyla karşılaştı. Aşağı indiğinde anneannesini önlüğüyle, elinde bir sepet tutarken buldu. 'Hadi bakalım küçük hanım,' dedi anneannesi neşeyle, 'bugün Cadılar Bayramı arifesi. Ben bir sürü kurabiye pişirdim. Mahalledeki komşulara birer tabak götüreceğiz. Sen de bana yardım eder misin?'
Mia hemen atladı. Kurabiye dağıtmayı çok severdi. Anneannesi ona küçük bir sepet uzattı. İçinde tarçınlı, ballı ve balkabaklı kurabiyeler vardı. Kokusu o kadar güzeldi ki Mia burnunu sepete iyice yaklaştırdı. 'Mmm, cennet gibi kokuyor anneanne!' Anneannesi güldü ve önlüğünü çıkardı. 'Önce Ayşe teyzeye, sonra Mustafa amcaya, sonra da…' Bir an durakladı, gözlüklerinin üzerinden Mia'ya baktı. 'Sonra da karşıdaki köşke gideceğiz.'
Mia'nın elindeki sepet neredeyse düşüyordu. 'Ne? Karşıdaki… köşke mi? Ama orası… orası perili anneanne!' Anneannesi kahkahayı bastı. Öyle içten, öyle sıcak bir kahkahaydı ki bu, Mia'nın korkusu bir anda küçüldü. 'Kuzum,' dedi anneannesi eğilerek, 'sen benimle geleceksin. Ve söz veriyorum, orada bir tek hayalet bile göremeyeceksin. Ama önce, sen kendi gözlerinle görmeden bana inanmanı istemiyorum. Hadi bakalım, atkını al.'
Mia isteksizce atkısını sardı. Kalbi tavşan gibi zıplıyordu. Sokağa çıktıklarında rüzgâr yine yaprakları savuruyordu. Önce Ayşe teyzeye uğradılar. Ayşe teyze onları güler yüzle karşıladı, kurabiyeleri aldı, karşılığında Mia'ya küçük bir çikolata verdi. Sonra Mustafa amcaya gittiler. O da bahçesinden topladığı kırmızı bir elmayı Mia'nın sepetine koydu. Her adımda Mia'nın kalbi biraz daha hızlanıyordu çünkü sıradaki durak o köşktü.
Köşkün büyük, siyah demir kapısının önüne geldiklerinde Mia anneannesinin eteğinin arkasına saklandı. Kapı gıcırdayarak açıldı ve iki kişilik taş bir yol, evin ahşap kapısına kadar uzanıyordu. Yolun iki yanında sararmış krizantemler, kurumuş güller ve kocaman, turuncu bir balkabağı vardı. Balkabağının üzerine gülümseyen bir yüz oyulmuştu ve içinde küçük bir mum yanıyordu. Mia bir an durdu. Hayaletli bir evin önünde böyle sevimli bir balkabağı olur muydu ki?
Anneannesi ahşap kapıyı üç kez çaldı. Tak. Tak. Tak. İçeriden önce bir 'miyav' sesi, sonra da tatlı, biraz titrek bir ses geldi. 'Geliyorum, geliyorum!' Kapı yavaşça açıldı ve karşılarında beyaz saçlı, yanakları pembe, gözleri ışıl ışıl parlayan yaşlı bir kadın belirdi. Üzerinde koyu mavi, çiçekli bir elbise, omuzlarında ise yumuşak bir yün şal vardı. Ayaklarının dibinde de siyah, tombul bir kedi kuyruğunu sallıyordu.
'Aaa, sen misin canım!' dedi yaşlı kadın, anneannesini görünce. 'Aylin, seni ne kadar özlemiştim!' İki kadın sarıldı. Mia şaşkınlıkla bakıyordu. Anneannesi bu 'perili köşkün' sakinini tanıyor muydu? Yaşlı kadın sonra Mia'ya döndü. Eğildi, gözlerinin içine baktı ve tatlı tatlı gülümsedi. 'Sen de küçük Mia olmalısın. Anneannen senden çok bahsetti bana. Ben Bayan Aylin. Aynı isim, gördün mü? Anneannenle biz çocukluk arkadaşıyız.'
Mia'nın ağzı bir karış açık kalmıştı. 'A-anneannemle mi?' Bayan Aylin güldü. 'Evet canım. Ama içeri girmez misiniz? Tam da fırından yeni bir şeyler çıkarmıştım.' Anneannesi Mia'nın elini tuttu ve birlikte içeri girdiler. Mia içeri adımını attığında bir anda bambaşka bir dünyaya girdiğini hissetti. İçerisi sımsıcaktı. Şöminede odunlar çıtırdıyor, alevler duvarlara turuncu gölgeler düşürüyordu. Duvarlarda eski fotoğraflar, raflarda kitaplar, köşede kocaman bir el dokuması halı vardı. Havada tarçın, elma ve balkabağı kokusu geziniyordu.
Mia, salonun ortasında durdu ve etrafına baktı. Şöminenin karşısındaki koltuğun yanında, uzun bir lambanın gölgesi duvarda hafifçe sallanıyordu. Mia gözlerini kıstı. İşte oydu! Gece gördüğü 'hayalet gölge' buydu! Sadece Bayan Aylin'in okuma lambasının, açık pencereden gelen rüzgârla salınan gölgesiydi. Mia gülümsemekten kendini alamadı. Sonra siyah kedi, Mia'nın bacağına sürtünerek 'miyav' dedi. Mia eğildi ve kediyi okşadı. 'Adı ne?' diye sordu. 'Adı Zeytin,' dedi Bayan Aylin. 'Çok konuşkandır. Ben ona kitap okurum, o da bana cevap verir.' Mia kıkırdadı. Demek Kerem'in duyduğu 'garip sesler' Bayan Aylin'in Zeytin'e kitap okumasıydı!
![]()
Bayan Aylin onları mutfağa götürdü. Uzun, tahta bir masanın üzerinde henüz fırından çıkmış balkabaklı kurabiyeler duruyordu. Yanında da buharı tüten bir demlik elma çayı vardı. 'Oturun bakalım,' dedi Bayan Aylin. 'Mia, sen bu kurabiyeleri tadana kadar buradan gidemezsin.' Mia güldü ve sandalyeye tırmandı. Kurabiyeyi ısırdığında ağzında tarçın, bal ve balkabağının o tatlı sıcaklığı patladı. 'Anneanne, bu dünyanın en güzel kurabiyesi!' dedi ağzı dolu.
Bayan Aylin memnun bir şekilde gülümsedi. Sonra Mia'ya döndü. 'Biliyor musun küçük hanım, mahalledeki çocuklar benim evimden korkuyor.' Mia utanarak başını eğdi. Bayan Aylin devam etti, sesi hâlâ tatlıydı. 'Ama ben kimseye zarar vermem. Sadece yaşlıyım ve dışarı fazla çıkamıyorum. O yüzden evim biraz sessiz görünür belki. Bahçemdeki çiçekleri Zeytin'le birlikte suluyoruz, akşamları da şöminenin karşısında kitap okuyoruz.'
Mia başını kaldırdı. 'Ben de artık korkmuyorum,' dedi cesurca. 'Hatta ben… ben mahalledeki çocuklara sizi anlatmak istiyorum. Kerem'e de anlatacağım. Belki onlar da gelip kurabiye yerler.' Bayan Aylin'in gözleri ışıldadı. 'Aa, bu ne güzel bir fikir! Zaten yarın Cadılar Bayramı. Ben bütün gün kurabiye pişireceğim ve kapımı çalan her çocuğa bir tabak vereceğim. Ama tek başıma kapıyı çalacak kimse yok korkarım.'
Mia bir anda ayağa fırladı. 'Ben onları getiririm! Ben Kerem'i, Elif'i, küçük Deniz'i çağırırım! Hep beraber geliriz!' Anneannesi ve Bayan Aylin birbirine bakıp güldüler. Anneannesi Mia'nın saçını okşadı. 'Bak işte,' dedi yumuşakça, 'en güzel keşifler böyle olur. Kapıyı çalmadan bilemezsin arkasında ne olduğunu.'
O öğleden sonra Mia, Bayan Aylin'in bahçesinde Zeytin'le koşturdu, yaprakları topladı, balkabağının içinden çıkardıkları çekirdekleri küçük bir bez torbaya doldurdu. Bayan Aylin, 'Bunları bahara ekersen kendi balkabağını yetiştirebilirsin,' dedi. Mia torbayı büyük bir hazine gibi cebine koydu.
Akşamüstü, güneş batmaya yakın, Mia ve anneannesi köşkten ayrıldılar. Mia geri dönüp el salladığında Bayan Aylin de penceresinden ona el salladı, yanında Zeytin de kuyruğunu havada tutuyordu. Mia içinden 'yarın görüşürüz' diye fısıldadı.
Eve döner dönmez Mia bahçenin çitine tırmandı ve karşı evdeki Kerem'e seslendi. 'Kerem! Kerem, bil bakalım nereden geliyorum!' Kerem penceresinden başını uzattı. 'Nereden?' Mia gururla, 'Perili köşkten!' dedi. Kerem'in gözleri kocaman açıldı. 'Yalan söylüyorsun!' 'Söylemiyorum. Hem orası perili falan değil. Orada Bayan Aylin yaşıyor ve dünyanın en güzel kurabiyelerini yapıyor. Yarın hep beraber gideceğiz, tamam mı?' Kerem önce inanmadı, ama Mia'nın cebindeki bir kurabiyeyi ona uzatınca ağzına attı ve gözleri parladı. 'Tamam,' dedi başını sallayarak. 'Yarın hep beraber gideriz.'
Ertesi gün, Cadılar Bayramı akşamı, mahalledeki bütün çocuklar kostümlerini giydiler. Mia küçük bir baykuş oldu, Kerem korsan, Elif peri, küçük Deniz de bir kedi yavrusu. Hep beraber Ceviz Sokağı'nın ucundaki köşkün kapısına yürüdüler. Kapıyı çaldıklarında Bayan Aylin, üzerinde mor bir cadı şapkasıyla kapıyı açtı ve kahkahayı bastı. 'Aa, ne kadar da güzel misafirlerim varmış!' Her çocuğa bir tabak kurabiye, bir avuç kestane ve küçük bir balkabağı çekirdeği torbası verdi. Çocuklar kıkırdayarak, birbirlerine 'meğer perili değilmiş' diye fısıldayarak sokağa döndüler.
O gece Mia, anneannesinin pembe evinin penceresinden karşıya baktı. Köşkün ışığı yine yanıyordu. Ama artık o ışık ona ürpertici gelmiyordu. Tam tersine, sanki bir dost ona 'iyi geceler' diyordu. Yatağına uzandı, cebindeki balkabağı çekirdeklerini avucuna aldı ve gülümsedi. Anneannesi yanına oturdu, saçını okşadı. 'İyi uykular kuzum,' dedi usulca. Mia uyumadan önce mırıldandı: 'Anneanne, ben bugün çok şey öğrendim.' Anneannesi eğildi, alnından öptü. 'Biliyorum canım. Biliyorum.' Ve dışarıda, ekim rüzgârı Ceviz Sokağı'nın yapraklarını bir kez daha usulca savurdu.
![]()
Mia eve döndüğünde yanaklarına ılık bir mutluluk yayılmıştı. Cebinde Bayan Aylin'in verdiği küçük balkabağı çekirdeği torbası, elinde ise henüz fırından çıkmış tarçınlı kurabiye vardı. Yatağına uzandığında tavana bakarak gülümsedi. Meğer o büyük köşkün penceresindeki dans eden gölgeler hayalet değil, sadece şöminenin alevleriymiş. Meğer duyulan o tuhaf sesler, yaşlı bir kadının kedisiyle konuşmasıymış. Mia, bilmediği bir şeyden korkmak yerine, önce yaklaşıp bakmanın ne kadar güzel olduğunu anlamıştı. Ertesi sabah anneannesine sarılırken, 'Anneanne,' dedi usulca, 'bazen en korktuğumuz kapıların arkasında en tatlı kurabiyeler bizi bekliyormuş.' Anneannesi güldü ve onun alnından öptü. Dışarıda rüzgâr yine yaprakları savuruyor, köşkün penceresinden yine o sıcak ışık süzülüyordu. Ama artık o ışık, Mia için bir sırrın değil, yeni bir dostluğun işaretiydi.
Pedagojik Analiz
Mia'nın köşkten korkmasının sebebi hayaletler değildi aslında, sessizlik ve bilgisizlikti. Kerem'in anlattığı hikâyeler, kapalı perdeler ve tek başına oturan yaşlı bir kadının gölgesi, çocuğun zihninde kolayca bir canavara dönüşebiliyordu. Bayan Aylin'in evine adım attığında ise orada bekleyen şey bambaşkaydı, tarçın kokan bir mutfak, konuşkan bir kedi ve arkadaş arayan yalnız bir komşu.
Çocuklar genelde bilmedikleri şeyleri en karanlık ihtimalle doldururlar, çünkü boşluk kafalarını rahatsız eder. Bir evin neden sessiz olduğunu bilmemek, orada hayalet var demekten daha az huzur verir. Mia'nın hikâyesinde asıl değişen şey köşk değil, ona dair anlatılan hikâyeydi. Bu akşam evde, çocuğunuza gerçekten korktuğu bir yer ya da kişi olup olmadığını, ve bunun hakkında ne kadar az şey bildiğini sorabilirsiniz.
Soru & Cevap
Mia karşıdaki köşkte kimi buldu?
Mia karşıdaki köşkte anneannesinin çocukluk arkadaşı Bayan Aylin'i ve onun kedisi Zeytin'i buldu.
Kerem'in bahsettiği garip sesler aslında neydi?
Garip sesler, Bayan Aylin'in kedisi Zeytin'e kitap okurken çıkardığı sesti, hayalet falan yoktu.
Mia gece gördüğü hareket eden gölgeyi nasıl açıkladı?
Gölge, Bayan Aylin'in okuma lambasının rüzgârla sallanan gölgesiydi, hayalet değildi.
Bayan Aylin Cadılar Bayramı'nda çocuklara ne ikram etti?
Bayan Aylin her çocuğa bir tabak kurabiye, kestane ve balkabağı çekirdeği torbası verdi.

Hikayelerden sıkıldıysan çocuğuna ışık olacak
çocuk masallarına göz atmanın tam zamanı! Onlarca farklı kategori ve türde, yüzlerce çocuk masalını keşfetmek için butona tıkla.
Masal OkuCopyright Uyarısı
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.