Unsur
Zamanlar Arası Dostluk
Yayınlanma Tarihi
31/8/2026
Yazar
Kocaman Bi' Hikayeci
Üyelere Özel İçerikler Yolda
Kocaman Bi' Site, yalnızca kullanıcılar için özel olarak sunulacak yayınlara başlıyor! Hemen kayıt ol ve şimdiden yerini kap. Beta süreci yalnızca ilk 500 kullanıcı ile yapılacaktır.
Topluluğun Bir Parçası Ol!
Eylül ayının son cumartesisiydi. Kasabanın eski taş kütüphanesinin pencerelerinden süzülen sabah ışığı, ahşap zeminin üzerinde altın renginde lekeler bırakıyordu. Defne, on bir yaşının verdiği o telaşlı merakla, kütüphanenin arka koridorundaki tozlu raflar arasında dolaşıyordu. Burası, yeni taşındıkları kasabada keşfettiği en sevdiği yerdi.
Yapay zeka destekli hikaye oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et![]()
Eylül ayının son cumartesisiydi. Kasabanın eski taş kütüphanesinin pencerelerinden süzülen sabah ışığı, ahşap zeminin üzerinde altın renginde lekeler bırakıyordu. Defne, on bir yaşının verdiği o telaşlı merakla, kütüphanenin arka koridorundaki tozlu raflar arasında dolaşıyordu. Burası, yeni taşındıkları kasabada keşfettiği en sevdiği yerdi.
Ailesi iki ay önce büyük şehirden bu küçük kasabaya taşınmıştı. Babasının işi gereği yapılan bu değişiklik, Defne için pek de kolay olmamıştı. Eski arkadaşlarını, alıştığı sokakları, hatta köşedeki simitçinin sesini bile özlüyordu. Yeni okulunda henüz kimseyle gerçek bir dostluk kuramamıştı. Teneffüslerde çoğunlukla bahçenin köşesindeki ıhlamur ağacının altında oturup kitap okuyordu.
Kütüphane, onun sığınağıydı. İçeri girdiğinde burnuna gelen o eski kâğıt, ahşap cila ve hafif bir lavanta kokusu karışımı, onu sakinleştiriyordu. Kütüphaneci Halil Amca, beyaz saçları ve kalın çerçeveli gözlükleriyle her zaman güler yüzle karşılardı onu. 'Bugün hangi maceraya yelken açıyoruz küçük hanım?' diye sorardı her seferinde.
O sabah Defne, daha önce hiç dikkat etmediği en uçtaki rafa yönelmişti. Burada, kapakları yıpranmış, isimleri zar zor okunan eski şiir kitapları duruyordu. Parmaklarını kitap sırtlarında gezdirirken, koyu yeşil ciltli ince bir kitaba takıldı gözü. Kitabı çekip eline aldığında, içinden sararmış bir zarf yere düştü. Defne eğilip zarfı aldı. Üzerinde özenli bir el yazısıyla yalnızca üç kelime yazıyordu: 'Bulan birine, sevgiyle.'
![]()
Defne'nin kalbi hızlandı. Zarfın ağzı açıktı. İçinden katlanmış bir kâğıt çıkardı. Kâğıdın üzerindeki tarih 1962 yılını gösteriyordu. Mektup şöyle başlıyordu:
'Sevgili yabancı, bu satırları okuyorsan, demek ki ben artık çok yaşlıyım ya da bu dünyadan göçmüşüm. Adım Melahat. Bu kitabı çok severdim. İçindeki şiirleri ezberlemiştim. Eğer sen de seversen, lütfen kasabanın eski çeşmesinin yanındaki badem ağacının altına bir taş bırak. Böylece bilirim ki, sevdiğim şeyler benden sonra da birilerine güzel gelmiş.'
Defne uzun uzun mektuba baktı. Altmış yıl önce yazılmış bir mektup, tam ona ulaşmıştı. Gözleri yaşardı ama nedenini bilemedi. Belki de kendini bu yabancı kasabada ilk kez birine bağlı hissetmesiydi sebep. Mektubu özenle katlayıp cebine koydu ve doğruca Halil Amca'nın yanına gitti.
Halil Amca mektubu okuyunca gözlüklerini çıkarıp camlarını gömleğinin ucuyla sildi. 'Melahat Hanım' dedi yumuşak bir sesle. 'Onu hatırlıyorum. Ben gençken o yaşlıydı. Çok kibar bir kadındı. Komşularına börek yapardı, çocuklara şiir okurdu. On beş yıl önce vefat etti. Hiç ailesi yoktu, biliyor musun?'
Defne'nin içi sızladı. 'Badem ağacı hâlâ duruyor mu?' diye sordu.
'Duruyor küçük hanım. Eski çeşmenin yanında, hâlâ orada.'
O öğleden sonra Defne, bisikletine atlayıp kasabanın eski mahallesine doğru yola çıktı. Sonbahar rüzgârı saçlarını savuruyor, yol kenarındaki çınar yapraklarının hışırtısı kulaklarına doluyordu. Eski çeşmeyi buldu. Suyu hâlâ akıyordu, tatlı bir şırıltıyla. Yanındaki badem ağacı yaşlanmış, dalları eğilmişti ama hâlâ ayaktaydı.
Defne yerden düzgün, beyaz bir taş aldı. Ağacın dibine eğildi ve taşı özenle yerleştirdi. Tam o sırada arkasından bir ses duydu: 'Sen ne yapıyorsun?'
Dönüp baktığında, kendi yaşlarında, kısa kahverengi saçlı bir kız gördü. Kızın elinde bir resim defteri vardı. 'Ben Ela' dedi kız. 'Şuradaki evde oturuyorum. Seni okuldan tanıyorum sanırım. Yeni gelen kızsın, değil mi?'
Defne başını salladı. Sonra, nedendir bilinmez, cebinden mektubu çıkarıp Ela'ya uzattı. 'Bunu sabah kütüphanede buldum' dedi. 'Bir taş bırakmaya geldim.'
Ela mektubu okudukça gözleri büyüdü. 'Vay canına' diye fısıldadı. 'Yani altmış yıl boyunca kimse bu kitabı açmadı mı?' Sonra başını kaldırdı ve gülümsedi. 'Ben de bir taş bırakayım mı?'
![]()
İki kız birlikte yerden iki güzel taş daha topladılar ve badem ağacının dibine, Defne'ninkinin yanına yerleştirdiler. Ela, resim defterini açtı ve hızlı hızlı bir şeyler çizmeye başladı. Defne merakla baktığında, Ela'nın badem ağacını ve dibindeki üç taşı çizdiğini gördü. 'Bunu sana vereceğim' dedi Ela. 'Mektubun yanında saklarsın.'
Güneş yavaş yavaş alçalıyor, kasabanın kiremit çatılarını turuncu bir ışıkla boyuyordu. Çeşmenin başına oturup uzun uzun konuştular. Ela'nın da resim yapmayı sevdiğini, okulda çoğunlukla yalnız oturduğunu öğrendi Defne. İkisi de aynı ıhlamur ağacının farklı taraflarında oturuyormuş meğer; sadece birbirlerini fark etmemişlerdi.
'Yarın kütüphanede buluşalım mı?' diye sordu Ela ayağa kalkarken. 'Belki başka eski kitaplara da bakarız. Kim bilir başka neler vardır içlerinde.'
Defne'nin yüzünde, aylardır olmayan bir gülümseme belirdi. 'Olur' dedi. 'Saat onda?'
Eve dönerken bisikletini yavaş sürüyordu. Cebindeki mektup ve elindeki çizim, sanki onu sıcacık bir battaniye gibi sarmıştı. Annesi kapıda karşıladığında, 'Bugün çok mutlu görünüyorsun' dedi şaşkınlıkla. Defne sadece gülümsedi ve mektubu anlattı. Annesi onu kucakladı, saçlarını okşadı.
'Bazen' dedi annesi yumuşak bir sesle, 'tanımadığımız insanlar bile bize en güzel hediyeyi bırakabilir. Yeter ki onları duymaya hazır olalım.'
O akşam Defne, anneannesinin verdiği eski defterin ilk sayfasına şöyle yazdı: 'Bazı hazineler altın değildir. Bazıları sadece, birinin hatırlanmak istediğini fark etmektir.' Pencereden içeri dolan serin sonbahar rüzgârı, perdeleri usulca dalgalandırdığında, Defne yorganın altında gülümseyerek uykuya daldı. Artık bu kasaba ona yabancı gelmiyordu; çünkü içinde, kendisinin de bir parçası olduğu sessiz bir hikâye taşıyordu.
![]()
O akşam Defne, anneannesinin verdiği eski defterin ilk sayfasına şöyle yazdı: 'Bazı hazineler altın değildir. Bazıları sadece, birinin hatırlanmak istediğini fark etmektir.' Pencereden içeri dolan serin sonbahar rüzgârı, perdeleri usulca dalgalandırdığında, Defne yorganın altında gülümseyerek uykuya daldı. Artık bu kasaba ona yabancı gelmiyordu; çünkü içinde, kendisinin de bir parçası olduğu sessiz bir hikâye taşıyordu.
Pedagojik Analiz
Defne'nin yeni kasabaya taşınma sonrası hissettiği yalnızlık gerçekti, eski arkadaşlarını, tanıdık sokakları, hatta simitçinin sesini özlemesi abartı değildi. Kütüphanenin sığınak olması da tesadüf değildi, tanıdık olmayan bir yerde en azından kitaplar tanıdıktı.
Altmış yıl önce yazılmış bir mektubu bulması, Defne'ye aslında aradığı şeyin arkadaşlık değil, bir bağ hissi olduğunu gösterdi. Melahat Hanım'ın kimsesi olmadan yaşamış olması, Defne'nin kendi yalnızlığını daha büyük bir resmin içine yerleştirmesini sağladı.
Ela ile tanışması bu duygunun doğal bir sonucuydu, çünkü Defne artık paylaşacak bir hikâyeye sahipti. Yalnızlık bazen konuşarak değil, ortak bir keşifle çözülür.
Bu tür yeni yer, yeni okul yalnızlığı sadece taşınmada görülmez, ilerleyen yaşlarda yeni bir sınıf, yeni bir iş ya da yeni bir şehir de aynı hissi farklı bir yoğunlukla geri getirebilir.
Soru & Cevap
Defne rafta hangi kitabı bulunca zarf düştü?
Defne koyu yeşil ciltli ince bir şiir kitabını çekince içinden sararmış bir zarf yere düştü.
Mektubu kim, ne zaman yazmıştı?
Mektubu Melahat adında bir kadın 1962 yılında yazmıştı ve kitabı bulan kişiye seslenmişti.
Melahat'ın mektubunda ne isteniyordu?
Melahat, mektubu okuyan kişinin badem ağacının altına bir taş bırakmasını istemişti.
Defne badem ağacının yanında kiminle tanıştı?
Defne badem ağacının yanında, resim defteri elinde taş bırakmaya gelen Ela adında bir kızla tanıştı.

Hikayelerden sıkıldıysan çocuğuna ışık olacak
çocuk masallarına göz atmanın tam zamanı! Onlarca farklı kategori ve türde, yüzlerce çocuk masalını keşfetmek için butona tıkla.
Masal OkuCopyright Uyarısı
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.