Yayınlanma Tarihi
31/8/2026
Yazar
Kocaman Bi' Hikayeci
Üyelere Özel İçerikler Yolda
Kocaman Bi' Site, yalnızca kullanıcılar için özel olarak sunulacak yayınlara başlıyor! Hemen kayıt ol ve şimdiden yerini kap. Beta süreci yalnızca ilk 500 kullanıcı ile yapılacaktır.
Topluluğun Bir Parçası Ol!
Güneşin, çatıların kiremitlerini portakal rengine boyadığı bir sonbahar cumartesi sabahıydı. Yaprakların ayak altında çıtırdadığı Gölkıyı Kasabası'nda, on bir yaşındaki Defne, anneannesinin evinin penceresinden saat kulesine bakıyordu. Kulenin akrep ve yelkovanı tam üç gündür kıpırdamıyordu ve kasabalılar bundan yakınıp duruyordu. Defne ise bu durağan saatin ardında bir gizem olduğuna emindi. Cebine küçük not defterini, kalemini ve anneannesinin pişirdiği üzümlü kurabiyelerden iki tanesini koyup kapıdan çıktığında, sonbahar rüzgârı saçlarını dağıttı; içinde tatlı bir merak kıpırdandı.
Yapay zeka destekli hikaye oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et![]()
Güneşin, çatıların kiremitlerini portakal rengine boyadığı bir sonbahar cumartesi sabahıydı. Yaprakların ayak altında çıtırdadığı Gölkıyı Kasabası'nda, on bir yaşındaki Defne, anneannesinin evinin penceresinden saat kulesine bakıyordu. Kulenin akrep ve yelkovanı tam üç gündür kıpırdamıyordu ve kasabalılar bundan yakınıp duruyordu. Bakkal Hayri Amca her sabah dükkânının önünde durup başını sallıyor, "Bu kule olmadan kasabamızın kalbi atmıyor sanki," diyordu. Fırıncı Naciye Teyze ise simitlerini fırına sürerken kuleye bakıp iç geçiriyordu.
Defne ise bu durağan saatin ardında bir gizem olduğuna emindi. Cebine küçük not defterini, kalemini ve anneannesinin pişirdiği üzümlü kurabiyelerden iki tanesini koyup kapıdan çıktığında, sonbahar rüzgârı saçlarını dağıttı; içinde tatlı bir merak kıpırdandı. Anneannesi arkasından seslendi: "Öğlene kadar dönersin değil mi, kuzum? Mercimek çorbası pişireceğim." Defne gülümseyerek başını salladı.
Kasabanın taş döşeli sokaklarında yürürken ayakkabılarının altında kuru yapraklar çıtırdıyordu. Havada ıhlamur ve uzaktan gelen taze ekmek kokusu birbirine karışmıştı. Meydana vardığında, saat kulesinin önünde küçük bir kalabalık birikmişti. Belediye başkanı Cemil Bey, elinde bir not defteriyle insanlara bir şeyler anlatıyordu.
"Usta Salim üç gündür kapısını açmıyor," diyordu yaşlı bir adam. "Saati o tamir etmezse kim tamir edecek?"
Defne kulaklarını dikti. Usta Salim'i tanırdı; uzun beyaz bıyıklı, gözlerinin kenarında gülümseme çizgileri olan, kasabanın tek saat ustasıydı. Geçen yaz anneannesinin duvar saatini onarmaya geldiğinde Defne'ye küçük bir dişli çark hediye etmişti. "Her çark," demişti o gün, "başka bir çarkla buluştuğunda zaman başlar." Defne o cümleyi defterine yazmıştı.
Usta Salim'in dükkânı saat kulesinin tam dibindeydi. Defne kalabalıktan sıyrılıp ahşap kapının önüne gitti. Vitrindeki tozlu saatler hâlâ tik tak ediyordu ama dükkânın perdeleri çekiliydi. Kapıyı usulca tıklattı. Cevap yoktu. Bir kez daha denedi. İçeriden hafif bir öksürük sesi geldi, ama kapı açılmadı.
![]()
Defne geri çekildi ve dükkânın yan tarafına yöneldi. Burada dar bir aralık vardı; küçük bir pencere, sokağa açılıyordu. Parmaklarının ucuna basıp içeri baktığında, loş ışıkta Usta Salim'i gördü. Yaşlı adam, koltuğunda oturmuş, dizlerinin üstüne bir battaniye örtmüştü. Yanındaki sehpada soğumuş bir çay bardağı vardı. Ama Defne'nin dikkatini en çok çeken şey, ustanın masasının üzerindeki dağınık çarklardı; sanki bir şeye başlayıp yarıda bırakmıştı.
Defne cesaretini topladı ve pencereyi nazikçe tıklattı. Usta Salim başını çevirdi. Defne ona el salladı ve cebinden kurabiyeleri çıkarıp gösterdi. Yaşlı adamın yorgun yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Ağır adımlarla pencereye yaklaşıp mandalı açtı.
"Sen anneannenin kızı değil misin?" diye sordu sesi kısık çıkarak.
"Defne benim adım," dedi kız. "Anneannem üzümlü kurabiye yaptı. Size de getirdim."
Usta Salim pencereyi biraz daha araladı. Defne kurabiyeleri uzattı. Yaşlı adam onları aldı, bir süre eline bakıp kaldı.
"Çok naziksin, kızım. Ama bugün misafir kabul edemem. Biraz yorgunum."
Defne başını yana eğdi. "Saat kulesi durdu, biliyor musunuz?"
Usta Salim'in gözlerine bir bulut indi. "Biliyorum," dedi alçak sesle. "Onu üç gündür düşünüyorum."
"Tamir edemiyor musunuz?"
Yaşlı adam başını salladı, sonra koltuğuna geri döndü. Defne pencereden içeri biraz daha eğildi. Dükkân soğuktu; sobada ateş yoktu. Masanın üzerinde sadece çarklar değil, eski bir fotoğraf da duruyordu. Fotoğrafta genç bir Usta Salim ve yanında ona çok benzeyen bir başka adam vardı; ikisi de saat kulesinin önünde durmuş gülümsüyordu.
"O kim?" diye sordu Defne fotoğrafı göstererek.
Usta Salim uzun bir süre sustu. Sonra derin bir nefes aldı. "Ağabeyim Kemal. Saat kulesini birlikte kurmuştuk, kırk yıl önce. Her sene bu hafta, ikimiz kuleye çıkar, büyük çarkı yağlardık. Bu, bizim geleneğimizdi." Sesi titredi. "Geçen kış onu kaybettim. Bu, onsuz ilk sonbaharım. Kuleye çıkmaya... yüreğim el vermiyor."
Defne bir an sessiz kaldı. Rüzgâr saçlarını yine dağıttı. İçinde bir şey yumuşadı. Anneannesinin geçen yıl dedesini kaybettiğinde nasıl günlerce bahçeye çıkmadığını hatırladı. Bazı acılar, insanın en sevdiği işi bile yapmasını zorlaştırıyordu.
"Usta Salim," dedi sakin bir sesle, "ben hiç saat tamir etmedim. Ama merdiven çıkmayı çok iyi bilirim. Çarkları siz söylersiniz, ben yaparım. Olur mu?"
Yaşlı adam başını kaldırdı. Gözleri parladı, ama tereddütlüydü. "Çok yüksektir oraya çıkmak, kızım."
"Anneannem izin verirse?" dedi Defne kararlılıkla.
Yarım saat sonra Defne, anneannesini de yanına almıştı. Anneannesi Usta Salim'in elini sıkıca tuttu. "Salim, sen bizim kasabamızın hafızasısın. Bugün biz seninleyiz." Ardından çantasından bir termos çıkardı, sıcak ıhlamur koydu bardağa. Usta Salim ilk yudumu aldığında gözleri yaşardı. Kasabanın iki sakini, fırıncı Naciye Teyze ve marangoz Hasan Amca da pencereden seslenmiş, yardım etmek için gelmişti. Sobaya odun atıldı, perdeler açıldı, dükkân yeniden ısındı.
![]()
Öğleden sonra Usta Salim, ağabeyinin eski tulumunu giydi. Elindeki alet çantasını sıkıca tuttu ve Defne ile birlikte saat kulesinin dar, döner merdivenlerini çıkmaya başladı. Her basamakta yaşlı adam duruyor, nefes alıyordu. Defne ona kurabiyelerden birini uzattı; ikisi gülüştü.
Kulenin tepesine vardıklarında, koca pirinç çarklar gün ışığında parıldıyordu. Toz kokusu, eski yağ kokusu ve açık pencereden gelen sonbahar havası birbirine karışmıştı. Usta Salim büyük çarkın yanına gitti, elini üzerine koydu ve bir süre öyle kaldı.
"Kemal," diye fısıldadı, "sensiz çıkacağımı sanmıyordum buraya. Ama bu küçük çark gelip beni buldu."
Defne gülümsedi. Usta Salim ona yağdanlığı uzatıp hangi çarka, nasıl damlatacağını gösterdi. Defne dikkatle, sabırla çalıştı. Yaşlı usta da büyük çarkın gevşeyen vidalarını sıktı. Yarım saat sonra, derinden bir çıtırtı duyuldu; sonra bir tıkırtı, sonra bir başka tıkırtı. Ve nihayet, koca yelkovan kıpırdadı.
Aşağıdaki meydandan bir sevinç çığlığı yükseldi. Defne pencereye koştu, aşağı baktı; bütün kasaba kuleye bakıyor, el çırpıyordu. Anneannesi onu görünce el salladı.
Usta Salim yanına geldi, omzuna elini koydu. "Biliyor musun Defne," dedi yumuşak bir sesle, "ağabeyimle her çıkışımızda, kuleden aşağı bakar, kasabamızı seyrederdik. Bugün, çok uzun zamandır ilk kez, yine aynı şeyi yapıyorum. Sen olmasaydın belki bu pencereye hiç gelemezdim."
Defne bir şey söylemedi. Sadece yaşlı ustanın elini tuttu. Bazı sözlerin yerini sessizlik daha iyi doldururdu.
Akşamüstü kasabanın meydanında toplanan herkes, saat kulesinin yeniden tıkırdadığını duyunca alkışladı. Defne, anneannesinin yanında durmuş, Usta Salim'in pencereden el sallayışını izliyordu. Anneannesi sıcak elini omzuna koyduğunda, Defne kulağına eğilerek fısıldadı: "Bazen bozulan şey saat değil, anneanne, insanın içindeki bir çark oluyor." Anneannesi gülümsedi ve onun alnından öptü. O akşam yatağına girdiğinde Defne, tavandaki ay ışığının gölgelerini izleyerek düşündü: Bir gizemi çözmek, çoğu zaman birinin yalnızlığını fark etmekle başlıyordu. Ve bu, dünyadaki en güzel keşiflerden biriydi. Gözleri ağırlaşırken saat kulesinin uzaktan gelen tıkırtısı, ona en tatlı ninni gibi geldi.
![]()
Akşamüstü kasabanın meydanında toplanan herkes, saat kulesinin yeniden tıkırdadığını duyunca alkışladı. Defne, anneannesinin yanında durmuş, Usta Salim'in pencereden el sallayışını izliyordu. Anneannesi sıcak elini omzuna koyduğunda, Defne kulağına eğilerek fısıldadı: "Bazen bozulan şey saat değil, anneanne, insanın içindeki bir çark oluyor." Anneannesi gülümsedi ve onun alnından öptü. O akşam yatağına girdiğinde Defne, tavandaki ay ışığının gölgelerini izleyerek düşündü: Bir gizemi çözmek, çoğu zaman birinin yalnızlığını fark etmekle başlıyordu. Ve bu, dünyadaki en güzel keşiflerden biriydi. Gözleri ağırlaşırken saat kulesinin uzaktan gelen tıkırtısı, ona en tatlı ninni gibi geldi.
Pedagojik Analiz
Defne'nin saat kulesinin durmasını bir gizem olarak görmesi, aslında bir çocuğun karmaşık bir yetişkin durumunu kendi diliyle anlamlandırma çabasıydı. Usta Salim'in kapısını çalıp cevap alamadığında pes etmeyip yan pencereye yönelmesi, meraklı bir keşfin sabırlı bir gözleme dönüştüğü andı.
Kurabiyeleri gösterip, sormadan önce fotoğraftaki adamı sorması, Defne'nin farkında olmadan iyi bir dinleyicinin izlediği sırayı takip ettiğini gösterir; önce fark et, sonra nazikçe yaklaş, sonra dinle. Usta Salim'in ağabeyinin hikâyesini anlatabilmesi, kimsenin ona bunu anlat demeden, sadece güvenli bir alan açıldığında oldu.
Defne'nin ben hiç saat tamir etmedim ama merdiven çıkmayı iyi bilirim demesi dikkat çekicidir; o, Usta Salim'in eksikliğini tamamlamaya değil, yanında olmaya teklif etti. Bazen bir yetişkinin ihtiyacı olan şey çözüm değil, sadece birinin yanında merdiven çıkmasıdır.
Bir çocuğa, üzgün görünen birine nasıl yaklaşılacağını anlatırken ona yardım etmek zorunda değilsin, sadece yanında durabilirsin demek, Defne'nin Usta Salim'e sezgisel olarak sunduğu şeyi çocuğa da bir cümleyle açar.
Soru & Cevap
Defne, saat kulesinin durma nedenini kimden öğrenmeye çalıştı?
Defne, kasabanın tek saat ustası olan Usta Salim'in dükkânına gidip onunla konuşmaya çalıştı.
Usta Salim neden saat kulesini tamir etmiyordu?
Kırk yıldır kuleyi birlikte bakımını yaptığı ağabeyi Kemal'i geçen kış kaybettiği için Usta Salim'in yüreği kuleye çıkmaya el vermiyordu.
Defne, Usta Salim'e ne teklif etti?
Defne, saat tamir etmeyi bilmese de merdiven çıkmayı iyi bildiğini söyleyip ona yardım etmeyi teklif etti.
Kule yeniden çalışmaya başladığında kasabalılar ne yaptı?
Aşağıdaki meydanda toplanan kasabalılar büyük yelkovanın kıpırdadığını görünce sevinç çığlıkları atıp alkışladı.

Hikayelerden sıkıldıysan çocuğuna ışık olacak
çocuk masallarına göz atmanın tam zamanı! Onlarca farklı kategori ve türde, yüzlerce çocuk masalını keşfetmek için butona tıkla.
Masal OkuCopyright Uyarısı
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.