Bal Tenekesi

Halk Masalları

Yaş
6 Yaş Masalları
Okuma Süresi
12 dk
Kategori
Anadolu Masalları
Unsur
Paylaşmanın Tadı
Yayınlanma Tarihi
8/31/2026
Yazar
Kocaman Bi' Masalc�
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak mı uzak bir köyde, üstü asmalarla örtülü küçük bir avluda Tomris Nine yaşarmış. Tomris Nine'nin bir tek arkadaşı varmış: Tatlıdil adında, gözleri bal renginde, kuyruğu fırça gibi kabarık bir kedi. Bir de elbette, kilerin en yüksek rafında duran bir bal tenekesi...
Yapay zeka destekli masal oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken... Uzak mı uzak, yeşil tepelerin ardındaki küçük bir köyde, üstü asma yapraklarıyla örtülü bir avluda Tomris Nine yaşarmış. Tomris Nine'nin saçları kar gibi beyazmış, yanakları kırmızı elma gibi pembeymiş. Sabahları erkenden kalkar, tahta kaşığıyla bakır tencerelerine vurarak tavuklarına seslenirmiş. 'Gel gel gel, gelin bakalım yumurtacılarım!' dermiş. Tavuklar da telaşla koşar, ayaklarının dibine üşüşürmüş. Tomris Nine'nin koca dünyada bir tek can yoldaşı varmış: Tatlıdil adında, tüyleri bal renginde, gözleri iki sarı boncuk gibi parlayan, kuyruğu fırça gibi kabarık bir kedi. Tatlıdil sabahları Tomris Nine'nin omzuna sıçrar, akşamları onun yün şalının üstünde mırıl mırıl uyurmuş. İkisi öyle iyi anlaşırlarmış ki, Tomris Nine bir şey söylemeden Tatlıdil ne istediğini bilirmiş. Tatlıdil bir şey söylemeden Tomris Nine onun karnının acıktığını anlarmış. Ama bu küçük evin bir de sırrı varmış. Kilerin en yüksek, en ulaşılmaz rafında, bakırdan yapılmış kocaman bir bal tenekesi dururmuş. İçinde dağ çiçeklerinden toplanmış, altın gibi parlayan, kokusu burunları gıdıklayan bir bal varmış. Tomris Nine bu balı çok özel günlerde, mesela komşunun küçük kızı Elif geldiğinde, taze yufkanın üstüne sürer, ona ikram edermiş. 'Bu bal çok kıymetli Tatlıdil'im,' dermiş kedisine. 'Arıların bütün bir yaz boyu çiçek çiçek dolaşıp bizlere bıraktığı bir armağan. Onun için onu paylaşarak yeriz, savurarak değil.' Tatlıdil de büyük gözlerini kırpıştırır, sanki anlamış gibi başını sallarmış. Ama içten içe... O bal tenekesinin etrafında dönüp durur, raf çok yüksek olduğu için sadece kokusunu içine çekmekle yetinirmiş.
Günlerden bir gün, Tomris Nine sabah erkenden başına yemenisini bağlamış, sepetini koluna takmış. 'Tatlıdil'im,' demiş, 'ben dere kenarına gidip biraz nane ile kekik toplayacağım. Sen evi kolla, akşama börek yaparız.' Tatlıdil pencerenin önündeki minderine kıvrılmış, kuyruğunu burnunun ucuna dolamış, gözlerini yummuş. Tomris Nine'nin ayak sesleri uzaklaşınca bir gözünü açmış. Sonra ötekini... Sonra kulaklarını dikmiş. Ev sessizmiş. Tıkır bile yokmuş. O sırada burnuna tanıdık bir koku gelmiş. Kilerden... O altın kokusu... O çiçekli, sıcacık koku... Bal kokusu! Tatlıdil dayanamamış. Minderinden inmiş, patilerinin ucuna basa basa kilere yürümüş. Kilerin kapısı aralıkmış. İçeri süzülmüş. Yukarı bakmış. Bakır teneke orada, en yüksek rafta, sabah güneşinde parıl parıl parlıyormuş. 'Bir kerecik,' diye düşünmüş Tatlıdil. 'Sadece bir parmak ucu kadar tadına baksam kim bilir nasıl olur?' Önce un çuvalının üstüne sıçramış. Oradan turşu küpünün kapağına. Oradan da reçel kavanozlarının dizildiği rafa. Patileri bir kayar, bir tutunurmuş. Kuyruğunu denge için sağa sola savururmuş. En sonunda, tam bal tenekesinin yanına ulaşmış. Teneke kocamanmış, ağzı da geniş bir bezle kapalıymış. Tatlıdil pençesiyle bezi yana itmiş. İçeriden öyle güzel bir koku yükselmiş ki, kedinin başı dönmüş. Patisini içeri daldırmış. Yalamış. Bir kez daha daldırmış. Bir kez daha yalamış. Sonra bir daha, bir daha... Derken... Patisi kayıvermiş! Tatlıdil dengesini kaybetmiş, tenekenin içine düşmemek için çırpınırken tenekeye çarpmış. Teneke yan yatmış, raftan aşağı yuvarlanmış. 'Tangır tungur!' diye bir ses... Bal yere dökülmüş, bakır teneke de yan yatıp uzun uzun dönmüş. Tatlıdil yere atlamış. Bakmış ki ortalık berbat. Altın gibi bal yerlere yayılmış, bakır teneke yamulmuş, kendisinin bıyıkları, patileri, hatta kuyruğunun ucu bile bal içinde kalmış. Tam o sırada avluda ayak sesleri duyulmuş. Tomris Nine dönmüş! Tatlıdil'in yüreği küt küt atmaya başlamış. Ne yapacağını bilememiş. Hızla mutfağa koşmuş, sobanın arkasına saklanmış. Patilerini diliyle yalamaya çalışmış ama bal her yere bulaşmış, bir türlü temizlenememiş. Tomris Nine kileri görünce şaşırıp kalmış. 'Aman yarabbi!' demiş. 'Benim güzel balım... Benim bakır tenekem...' Sesi titremiş. Yere çömelmiş, dökülen balı seyretmiş. Gözlerinde bir damla yaş birikmiş, ama düşmemiş. Sonra etrafına bakınmış. 'Tatlıdil'im?' diye seslenmiş. 'Tatlıdil, neredesin?' Kedi sobanın arkasında büzülmüş, hiç ses çıkarmamış. Ama Tomris Nine onu bulmakta gecikmemiş. Yere eğilmiş, bal içindeki küçük pati izlerini takip etmiş. İzler dosdoğru sobanın arkasına gidiyormuş. Tomris Nine sobanın arkasına bakmış. Bal içinde, utançtan başını öne eğmiş, bıyıkları yapış yapış olmuş küçük Tatlıdil'i görmüş.
Tomris Nine bir an hiç konuşmamış. Sadece bakmış. Tatlıdil ise gözlerini kaldırmaya bile cesaret edememiş. Kuyruğunu iki bacağının arasına sıkıştırmış, küçücük olmuş. Sonra Tomris Nine yavaşça elini uzatmış. Bağırmamış, kızmamış. Sadece kediyi kucağına almış. Tatlıdil'in bal içindeki tüyleri Tomris Nine'nin temiz önlüğüne bulaşmış ama o aldırmamış. 'Ah benim küçük yaramazım,' demiş usulca. 'Demek balı çok merak etmişsin.' Tatlıdil bir 'miyav' bile diyememiş. Sadece başını Tomris Nine'nin avucuna sürtmüş. Sanki 'Çok özür dilerim,' der gibi. Tomris Nine içini çekmiş. 'Bak yavrum,' demiş. 'Ben sana o balın kıymetli olduğunu söylemiştim, hatırlıyor musun? Kızdığım için değil. Çünkü o bal sadece benim değildi. Onu komşumuz Elif'le, hasta yatan Veli Dede'yle, kışın üşüyen Hatice Teyze'yle paylaşacaktık. Sen tek başına yemeye kalkınca, hem balı döktün hem de paylaşacağımız sevinci.' Tatlıdil'in bal renkli gözleri dolu dolu olmuş. Demek ki mesele bir kaşık bal değilmiş. Mesele, o balın taşıdığı sevgiymiş. Tomris Nine kediyi bir leğen ılık suya oturtmuş, tüylerini sabunla yıkamış, kurulamış. Sonra ikisi birlikte kileri temizlemeye koyulmuşlar. Tomris Nine paspasla yeri silmiş, Tatlıdil de küçük patileriyle bakır tenekeyi yuvarlayıp ona getirmiş. Teneke biraz yamulmuşsa da, hâlâ kullanılabilir hâldeymiş. İş bitince Tomris Nine bir tabağa, kilerin köşesinde kalan son bir parça pekmezli ekmek koymuş. 'Gel,' demiş, 'birlikte yiyelim.' İkiye bölmüş, yarısını kendisi, yarısını Tatlıdil'in tabağına koymuş. Tatlıdil ilk lokmayı ağzına alınca anlamış: Paylaşılan bir lokma, gizlice yenilen koca bir tenekeden bin kat daha tatlıymış. O akşam komşunun küçük Elif'i kapıya geldiğinde, Tomris Nine üzgün üzgün, 'Kızım, bal tenekemiz bu sefer biraz azaldı,' demiş. 'Ama gel, kalanını seninle paylaşalım.' Elif sevinçle içeri girmiş. Tatlıdil de masanın altına kıvrılmış, Elif'in ayaklarını sıcacık tüyleriyle ısıtmış. O günden sonra Tatlıdil, kilerin kapısının önünden her geçişinde başını hafifçe eğermiş, sanki bakır tenekeden özür dilermiş gibi. Tomris Nine ise her sabah bir kaşık balı önce komşunun küçük kızına, bir kaşığını da Tatlıdil'in tabağına koyarmış. Çünkü artık ikisi de biliyormuş: En tatlı şey balın kendisi değil, onu sevdiklerinle paylaşmakmış. Gökten üç elma düşmüş; biri Tomris Nine'ye, biri Tatlıdil'e, biri de bu masalı sonuna kadar dinleyen uslu çocuklara.
O günden sonra Tatlıdil, kilerin kapısının önünden her geçişinde başını hafifçe eğermiş. Tomris Nine ise her sabah, bir kaşık balı önce komşunun küçük kızına, bir kaşığını da Tatlıdil'in tabağına koyarmış. Çünkü en tatlı şeyin bal değil, paylaşmak olduğunu artık ikisi de öğrenmiş.
Pedagojik Analiz

Tatlıdil'in kilere gizlice girmesi kötü niyetten değil, dayanamadığı bir merakın cazibesinden gelir. Balın kokusunu bir kez alan kedi, sadece bir tadına bakmayı düşünür ve kendini durduramaz; sonra da yaptığından utanıp sobanın arkasına saklanır.

Tomris Nine'nin tepkisi hikâyenin asıl gücüdür. Kediye bağırmaz, onu kilerden kovmaz; balın neden paylaşılması gerektiğini anlatır ve dökülen balı birlikte temizlerler. Utanç yerine onarımı öne çıkarır, kediyi suçlu değil öğrenen biri olarak görür.

Küçük çocuklarda dürtü kontrolü henüz gelişmekte olan bir beceridir; bir çocuğun yasak bir şeye uzanmadan önce durup düşünmesini beklemek çoğu zaman erken bir beklentidir. Asıl önemli olan, o an geldiğinde evde nasıl karşılandığıdır.

Soru & Cevap
Tatlıdil'in en sevdiği koku hangi tenekeden geliyormuş?

Kilerin en yüksek rafındaki bakır bal tenekesinden geliyormuş; içinde dağ çiçeklerinden toplanmış altın renkli bal varmış.

Tatlıdil bal tenekesine ulaşmak için nereleri kullanmış?

Un çuvalının üstünden, turşu küpünün kapağından ve reçel kavanozlarının dizili olduğu raftan sırayla atlayarak tenekeye ulaşmış.

Teneke devrilince Tatlıdil nereye saklanmış?

Korkup sobanın arkasına saklanmış, patilerini yalayarak balı temizlemeye çalışmış ama bir türlü temizleyememiş.

Tomris Nine dökülen balı görünce Tatlıdil'e ne yapmış?

Kızmamış, onu kucağına almış, birlikte yıkayıp kurulamışlar ve balın neden paylaşılması gerektiğini sevgiyle anlatmış.