Maymun ile Adil Hakim

Kelile ve Dimne Masalları

Yaş
9 Yaş Masalları
Okuma Süresi
13 dk
Kategori
Ders Verici Masallar
Unsur
Dinleyen Kalp
Yayınlanma Tarihi
8/31/2026
Yazar
Kocaman Bi' Masalc�
Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın henüz isim almadığı, ormanların kuşların şarkılarıyla uyandığı uzak diyarlarda, dallarından bal damlayan kocaman bir incir ağacı varmış. Bu ağacın en yüksek dalında, gözleri parlak fındık tanesi gibi ışıldayan, kalbi ise bir o kadar telaşlı küçük bir maymun yaşarmış. Adı Tospi'ymiş. Tospi, ormanın en hızlı tırmanıcısıymış ama bir huyu varmış ki, düşünmeden konuşur, dinlemeden karar verirmiş.
Yapay zeka destekli masal oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et
Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın henüz isim almadığı, ormanların kuşların şarkılarıyla uyandığı uzak diyarlarda, dallarından bal damlayan kocaman bir incir ağacı varmış. Bu ağacın en yüksek dalında, gözleri parlak fındık tanesi gibi ışıldayan, kalbi ise bir o kadar telaşlı küçük bir maymun yaşarmış. Adı Tospi'ymiş. Tospi, ormanın en hızlı tırmanıcısıymış. Daldan dala atlarken rüzgâr bile ona yetişemezmiş. Ama küçük maymunun bir huyu varmış ki, annesi her sabah onun kulağına fısıldarmış: 'Yavrum, gözlerin hızlı, ayakların hızlı, ama dilin onlardan da hızlı. Bir gün bu acelecilik başını ağrıtacak.' Tospi gülerek başını sallar, sonra yine ilk gördüğü şeye inanır, ilk duyduğu sözü doğru sanırmış. Ormanın derinliklerinde, yosun kaplı bir taşın üstünde Bilge Kaplumbağa Şefkat Dede yaşarmış. Onun kabuğu, yılların yağmurlarıyla yıkanmış, güneşleriyle ısınmış, sanki üzerine ormanın bütün hikâyeleri kazınmış gibiymiş. Hayvanlar arasında bir anlaşmazlık çıktığında herkes ona koşar, o da yavaşça başını uzatır, gözlerini kısar ve dinlermiş. Önce dinler, sonra konuşurmuş. O sabah Tospi yine incir dallarının arasında zıplarken, aşağıdan tatlı bir koku yükselmiş: olgun mangoların kokusu, ıslak toprağın kokusuna karışmış. Küçük maymun, burnunu havaya kaldırmış ve gülümsemiş. 'Bugün güzel bir gün olacak,' demiş kendi kendine. Ama ormanın bir köşesinde, onu çok şaşırtacak bir olay çoktan başlamış bile.
Tospi dalların arasından aşağı süzülürken, ceylan Mira'nın hıçkırarak ağladığını görmüş. Mira, ipeksi tüyleri sabah çiyiyle ıslanmış, koca siyah gözleri pırıl pırıl yaşlarla dolmuş halde, küçük bir açıklıkta duruyormuş. Yanında ise tilki Fitne varmış. Fitne'nin kuyruğu kabarmış, sesi ise bal gibi tatlıymış. 'Ah Tospi, iyi ki geldin!' demiş Fitne, gözlerini kısarak. 'Düşünebiliyor musun, bu sabah ırmak kenarında biriktirdiğim bütün cevizleri Mira yemiş! Bütün kış için sakladığım azığımı! Sen ormanın en akıllı maymunusun, söyle bakalım, bu doğru mudur?' Tospi, Fitne'nin sözlerini duyar duymaz kanı tepesine sıçramış. Cevizleri yemek! Hem de bütün kış azığını! 'Bu çok ayıp Mira!' diye bağırmış hemen. 'Senden böyle bir şey beklemezdim! Hemen özür dilemelisin!' Mira'nın gözleri büyümüş, dudakları titremiş. 'Ama Tospi, ben...' diye başlamış, fakat sesi boğazında düğümlenmiş. Konuşamamış. Tospi ise dinlemeden devam etmiş: 'Bahane yok! Fitne yalan söyler mi hiç? Bütün ormana duyuracağım bunu!' Küçük maymun daldan dala sıçrayarak haberi yaymaya başlamış. Sincaplar fısıldaşmış, kuşlar başlarını sallamış, tavşanlar birbirine bakmış. Az sonra Mira'nın adı bütün ormanda kötüye çıkmış. Zavallı ceylan, açıklıkta yapayalnız kalmış, gözyaşları yanaklarından otların üzerine damlıyormuş. Öğleden sonra haber Şefkat Dede'ye de ulaşmış. Yaşlı kaplumbağa başını yavaşça kabuğundan uzatmış ve usulca: 'Bana Tospi ile Mira'yı getirin,' demiş. 'Bir de Fitne'yi.' Hayvanlar toplanmış. Tospi, kendinden emin bir şekilde Şefkat Dede'nin önüne çıkmış. 'Dede, ben adaleti sağladım! Fitne'nin cevizlerini Mira yemiş, ben de herkese söyledim.' Şefkat Dede gülümsemiş. Ama gözlerinde hafif bir hüzün varmış. 'Söyle bakalım küçük dostum, cevizleri yerken Mira'yı sen mi gördün?' diye sormuş. Tospi duraksamış. 'Hayır ama Fitne gördüğünü söyledi.' 'Peki Mira'ya sordun mu, ne diyeceğini dinledin mi?' Tospi'nin yüzü kızarmış. 'Yani... tam olarak değil. Ama Fitne öyle eminceydi ki...' Bilge Kaplumbağa başını Mira'ya çevirmiş. 'Anlat bakalım yavrum,' demiş yumuşacık bir sesle. Mira derin bir nefes almış. 'Ben bu sabah ırmak kenarına su içmeye gitmiştim. Fitne'nin cevizlerini gördüm ama elimi bile sürmedim. Çünkü ceylanlar ceviz yemez ki Dede, bizim dişlerimiz buna uygun değil.' Ortalığa bir sessizlik çökmüş. Tospi'nin kulakları kıpkırmızı olmuş. Şefkat Dede başını şimdi Fitne'ye çevirmiş. 'Peki Fitne, ceylanların ceviz yemediğini sen bilmez misin?' Fitne'nin kuyruğu birden inmiş. Gözlerini yere dikmiş, kekelemeye başlamış. Sonunda mırıldanmış: 'Aslında... cevizleri ben başka bir yere saklamıştım, sonra unuttum. Bulamayınca da... birinin yemiş olduğunu sandım. Mira'yı ırmak kenarında görmüştüm, o yüzden...'
Tospi, dalın üstünde olduğu yerde küçülmüş, kıvrılmış, sanki bir incir yaprağının arkasına saklanmak istermiş. Mira'ya bakmaya utanıyormuş. Küçük ceylanın hâlâ ıslak gözleri, küçük maymunun kalbine bir iğne gibi batmış. Şefkat Dede yavaşça konuşmuş: 'Tospi, gel buraya yavrum.' Tospi titrek adımlarla yaklaşmış. 'Sen kötü bir maymun değilsin, bunu biliyorum. Kalbin temiz, niyetin iyi. Ama adalet, sadece iyi niyetle olmaz. Adaletin iki kanadı vardır: biri dinlemek, diğeri düşünmek. Tek kanatla uçulmaz, küçük dostum.' Tospi başını eğmiş. Gözlerinden iri bir damla yere düşmüş. 'Mira'dan özür dilemek istiyorum,' demiş kısık bir sesle. Ceylanın yanına gitmiş, küçük elini onun yumuşak burnuna dokundurmuş. 'Çok özür dilerim Mira. Seni dinlemedim. Bir daha asla, kimseyi dinlemeden hakkında konuşmayacağım. Söz veriyorum.' Mira gülümsemiş. Ceylanların kalbi ormanın en affedici kalbidir; uzun süre kızgın kalamazlarmış. 'Tamam Tospi,' demiş usulca. 'Ama bir dahaki sefere, önce bana sor, olur mu?' Fitne de utançla öne çıkmış, o da özrünü dilemiş. Şefkat Dede ona da ders olsun diye, bütün hafta boyunca ormandaki yaşlı hayvanlara meyve toplamasını söylemiş. Fitne bu görevi seve seve kabul etmiş; çünkü içinden ağır bir yük inecekmiş gibi hissetmiş. O günden sonra Tospi, incir ağacının en yüksek dalına çıktığında artık hemen bağırmazmış. Önce dinler, sonra bakar, en sonunda konuşurmuş. Ormanın diğer hayvanları da Tospi'nin bu değişimini fark etmiş ve ona eskisinden çok daha fazla güvenmeye başlamışlar. Bilge Kaplumbağa ise hâlâ aynı taşın üstünde, güneşin altında usulca gülümsermiş; çünkü bilirmiş ki, gerçek adalet, kulakların kalple birleştiği yerde başlarmış.
O günden sonra Tospi, incir ağacının en yüksek dalına çıktığında artık hemen bağırmazmış. Önce dinler, sonra bakar, en sonunda konuşurmuş. Ormanın diğer hayvanları da Tospi'nin bu değişimini fark etmiş ve ona eskisinden çok daha fazla güvenmeye başlamışlar. Bilge Kaplumbağa ise hâlâ aynı taşın üstünde, güneşin altında usulca gülümsermiş; çünkü bilirmiş ki, gerçek adalet, kulakların kalple birleştiği yerde başlarmış.
Pedagojik Analiz

Tospi'nin hatası, kötü niyetten değil aceleden doğar. Fitne'nin sözünü duyar duymaz kanı tepesine sıçrar ve dinlemeden, sormadan bütün ormana haber yayar. Bu, küçük çocuklarda sık görülen bir örüntüdür: bir iddia duyulur duyulmaz gerçek sayılır, çünkü duygunun hızı düşüncenin önüne geçer.

Şefkat Dede'nin yaptığı şey bir ceza değil, bir yöntem öğretmektir. İki soru sorar sadece: gördün mü, dinledin mi. Bu iki soru, Tospi'nin zihninde kalıcı bir alışkanlığa dönüşür ve hikayenin sonunda ormanın en hızlı maymunu artık önce dinleyen, sonra bakan, en sonunda konuşan biri olur.

Mira'nın Tospi'yi çabucak affetmesi ile Fitne'nin bir haftalık meyve toplama görevini seve seve kabul etmesi, hikayenin ikinci bir katmanını oluşturur, hata yapmak kadar hatanın karşılığını üstlenmek de öğrenilecek bir beceridir. Tospi özür dilerken utanır ama kaçmaz, bu da ormanın ona yeniden güvenmesini kolaylaştırır.

Evde bu alışkanlığı desteklemek isteyen bir yetişkin, bir anlaşmazlık anında çocuğa şunu sorabilir: 'Bunu kendi gözünle mi gördün, yoksa biri mi anlattı?' Bu tek cümle, Şefkat Dede'nin yönteminin küçük bir yansımasıdır.

Soru & Cevap
Annesi Tospi'nin kulağına her sabah ne fısıldarmış?

Annesi ona gözlerinin ayaklarının hızlı olduğunu ama dilinin onlardan da hızlı olduğunu, bunun başını ağrıtacağını söylermiş.

Fitne, Tospi'ye Mira hakkında ne iddia etti?

Fitne, ırmak kenarında biriktirdiği bütün cevizlerin sabah Mira tarafından yendiğini söyledi ve Tospi'den destek istedi.

Şefkat Dede Tospi'ye hangi soruyu sordu?

Şefkat Dede, cevizleri yerken Mira'yı kendi gözleriyle görüp görmediğini ve onu dinleyip dinlemediğini sordu.

Fitne sonunda ne itiraf etti?

Fitne, cevizleri kendi başka bir yere sakladığını, sonra unutup Mira'yı haksız yere suçladığını itiraf etti.