Yayınlanma Tarihi
8/31/2026
Üyelere Özel İçerikler Yolda
Kocaman Bi' Site, yalnızca kullanıcılar için özel olarak sunulacak yayınlara başlıyor! Hemen kayıt ol ve şimdiden yerini kap. Beta süreci yalnızca ilk 500 kullanıcı ile yapılacaktır.
Topluluğun Bir Parçası Ol!
Çok ama çok eskilerde, gökyüzünün her sabah taze bir simit gibi koktuğu, kuyuların dibinde küçük yıldızların uyukladığı bir kasaba varmış. Bu kasabanın tam ortasında, çınar ağacının altında küçük bir bakkal dükkânı bulunurmuş. Dükkânın sahibi, beyaz sakallı, yumuşak gülüşlü Dede Mercan'mış. Dede Mercan'ın bir de tahtadan, iki kefeli, küçük bir tartısı varmış. Bu tartı sıradan değilmiş; çünkü Dede Mercan ona her sabah 'Günaydın canım tartım, bugün de doğruluktan şaşma.' dermiş. Tartı da sanki anlarmış gibi, kefelerini hafifçe sallayıp ona göz kırparmış.
Yapay zeka destekli masal oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et![]()
Çok ama çok eskilerde, gökyüzünün her sabah taze bir simit gibi koktuğu, kuyuların dibinde küçük yıldızların uyukladığı bir kasaba varmış. Bu kasabanın tam ortasında, kocaman bir çınar ağacının altında küçük bir bakkal dükkânı bulunurmuş. Dükkânın sahibi, beyaz sakallı, yumuşak gülüşlü Dede Mercan'mış.
Dede Mercan'ın bir de tahtadan, iki kefeli, küçük bir tartısı varmış. Bu tartı sıradan değilmiş; çünkü Dede Mercan ona her sabah 'Günaydın canım tartım, bugün de doğruluktan şaşma.' dermiş. Tartı da sanki anlarmış gibi, kefelerini hafifçe sallayıp ona göz kırparmış.
Dede Mercan'ın bir de küçük bir torunu varmış: Pamuk. Adı gibi yumuşacık saçları, elma yanakları olan, meraklı mı meraklı bir kız çocuğu. Pamuk her sabah erkenden dükkâna koşar, dedesinin yanında oturur, müşterileri seyredermiş. Kimine bir avuç ceviz, kimine bir kâse zeytin, kimine de bir parmak bal tartılırmış.
Dede Mercan tartarken hep aynı şeyi yaparmış: Kefeye bir tutam fazla koyarmış. Bir tutam zeytin, bir tutam ceviz, bir damla bal... 'Az olsun bizden olsun, eksik olmasın canlarımdan.' dermiş. Müşteriler güler, dua eder, dükkândan gönülleri tok ayrılırmış.
Ama Pamuk bir gün dedesine dönmüş, kaşlarını çatmış: 'Dedeciğim, sen hep fazla veriyorsun. Böyle giderse dükkânımızda hiçbir şey kalmayacak. Ben büyüyünce tartıyı ben tutarsam, tam tartacağım, ne bir gram fazla ne bir gram eksik!'
Dede Mercan tatlı tatlı gülmüş, ama cevap vermemiş. Sadece sakalını sıvazlamış, gözlerini kısmış ve uzaklara, çınar ağacının yapraklarına bakmış.
![]()
Aradan günler geçmiş. Bir sabah Dede Mercan, 'Bugün biraz yorgunum canım Pamuk'um, dükkânı sana emanet ediyorum.' demiş. Pamuk sevinçten zıplamış. Önlüğünü bağlamış, başına küçük bir tülbent takmış ve tahta tezgâhın arkasına geçmiş.
İlk müşteri, sırtı kambur, elleri çatlamış bir nine olmuş. 'Kızım, bana yarım ölçek un verir misin?' demiş titrek sesiyle. Pamuk tartıyı kurmuş, unu özenle koymuş. Kefeler tam dengelenince durmuş. 'İşte ninem, tam yarım ölçek!' demiş gururla. Nine teşekkür etmiş, ama gözlerinde bir gölge varmış. Sessizce kapıdan çıkmış.
Sonra bir çoban gelmiş. Yanında küçük, gözleri ıslak bir kuzu varmış. 'Bana biraz tuz lazım.' demiş. Pamuk yine tam tartmış. Çoban parasını uzatmış, ama yüzü asılmış. Çünkü Dede Mercan ona her seferinde bir avuç da kepek hediye edermiş, kuzusu için. Pamuk bunu bilmiyormuş.
Derken bir kelebek avcısı çocuk gelmiş, eli boş. 'Bir parça ekmek alabilir miyim? Param yok ama yarın babam pazardan dönünce getiririm.' demiş. Pamuk başını sallamış: 'Olmaz, önce para, sonra ekmek. Adalet budur.'
Çocuk başını öne eğmiş, gözleri dolarak çıkmış. Pamuk kendi kendine 'Ne kadar düzgün iş yapıyorum.' diye düşünmüş. Akşam olduğunda kefelere bakmış: Her şey yerli yerindeymiş, hiçbir şey eksik değilmiş. Ama dükkân bir tuhafmış. Sanki içine soğuk bir rüzgâr girmiş gibi.
Ertesi gün kimse gelmemiş. Ne nine, ne çoban, ne de başka biri. Çınar ağacının yaprakları bile hışırdamayı kesmiş. Pamuk şaşkın, tezgâhın arkasında oturup beklemiş, beklemiş...
Üçüncü gün dayanamamış, dedesinin yanına koşmuş. 'Dedeciğim, ben her şeyi tam tarttım, kimseyi aldatmadım, kimseden eksik almadım. Ama dükkâna kimse gelmiyor. Adalet bu değil mi?'
Dede Mercan onu kucağına almış, alnından öpmüş. 'Gel canım, sana bir şey göstereyim.' demiş. Tartıyı önüne koymuş. 'Bu tartının iki kefesi var, görüyor musun? Birine 'hak' koyarız, diğerine 'gönül'. Sadece hakkı tartarsan, kefeler dengelenir ama gönüller boşalır. Adalet, sadece eşit ölçmek değildir Pamuk'um. Adalet, bazen ihtiyacı olana bir tutam fazla vermek, gücü yetmeyene bir gün mühlet tanımak, üşüyene sıcak bir söz katmaktır. Yaratan bize bunu öğretmiş: 'Ölçtüğünüzde tam ölçün, ama kalbinizi de tartıya koymayı unutmayın.''
![]()
Pamuk'un gözleri dolmuş. O nineyi, çobanı, küçük kelebek avcısı çocuğu hatırlamış. Yanaklarından iki damla yaş süzülmüş tartının kefesine düşmüş. Tartı, sanki bu damlaları tartıyormuş gibi hafifçe sallanmış.
'Dedeciğim, ben şimdi ne yapacağım? Onları nasıl bulacağım?' demiş Pamuk titreyen sesiyle. Dede Mercan gülümsemiş: 'Pişmanlık, en güzel başlangıçtır canım. Hadi, kalk bakalım.'
Birlikte küçük bir sepet hazırlamışlar. İçine un, tuz, kepek, taze ekmek ve bir kavanoz da bal koymuşlar. Pamuk sepeti koluna takmış, kasabanın sokaklarına çıkmış. Önce yokuş başındaki ninenin kapısını çalmış. Nine kapıyı açtığında Pamuk eğilmiş: 'Ninem, geçen gün sana sadece unu verdim. Oysa senin elin titriyordu, belki bir tatlı söze de ihtiyacın vardı. Affeder misin beni?' Nine'nin gözleri parlamış, Pamuk'u içeri buyur etmiş.
Sonra çobanı dağ eteğinde bulmuş. Kuzusuna bir avuç kepek uzatmış, çobana da bir somun ekmek. En son kelebek avcısı çocuğu çınarın altında otururken görmüş. Yanına oturmuş, sepetindeki en güzel ekmeği ona vermiş: 'Borç değil, hediye. Sen bana çok şey öğrettin.'
Çocuğun yüzü güneş gibi açılmış. O an çınar ağacının yaprakları yeniden hışırdamaya, kuyunun dibindeki yıldızlar yeniden parlamaya başlamış.
![]()
O günden sonra Pamuk, her sabah dükkâna ilk gelen olurmuş. Tartıyı yumuşak bir bezle siler, ona 'Günaydın canım tartım, bugün de doğruluktan şaşmayalım.' dermiş. Dede Mercan ise torununa bakıp gülümser, sakalını sıvazlarmış. Kasabalılar yine dükkâna akın etmeye başlamış. Çünkü biliyorlarmış ki o küçük tahta tartı, sadece elmayı, cevizi, balı tartmıyormuş; içeri giren her kalbin niyetini de usulca tartıyormuş. Ve gökyüzü, her sabah yine taze simit gibi kokmaya, kuyuların dibindeki yıldızlar da Pamuk'a göz kırpmaya devam etmiş. Çünkü adaletin küçük bir kıvılcımı bile, koca bir kasabayı ısıtmaya yetermiş.
Pedagojik Analiz
Pamuk'un mantığı aslında çok haklı görünüyor, tam ölçmek, kimseyi kandırmamak, dedesinin fazladan tutam alışkanlığını israf saymak. Beklenen sonuç, herkesin memnun kalacağı kusursuz bir adalet.
Ama gerçekte olan tam tersi, dükkân sessizleşiyor, müşteriler uzaklaşıyor. Çünkü Pamuk sadece unu tartmış, ninenin titreyen ellerini, çobanın kuzusunu, çocuğun boş cebini görmemiş. Dede Mercan'ın anlattığı gibi tartının bir kefesi hakkı, öbürü gönlü taşıyormuş, ikisi birden olmadan denge kurulamıyormuş.
Kuralına harfiyen uymak bazen yetmediğini gösteriyor. Çocuğunuzla oyuncak paylaşımı ya da sıra bekleme gibi bir tartışmada sorabileceğiniz güzel bir soru şu olabilir, kural adil ama karşındaki ne hissediyor, onu da düşündün mü?
Soru & Cevap
Pamuk, dükkânı tek başına tutarken nineye tam olarak ne vermiş?
Nineye tam yarım ölçek un vermiş ama dedesinin her zaman kattığı fazladan bir tutamı katmamış.
Pamuk, parası olmayan kelebek avcısı çocuğa ne söylemiş?
Önce para sonra ekmek diyerek, adalet budur diye düşünüp çocuğu eli boş geri çevirmiş.
Pamuk'un tam ve eksiksiz tarttığı günden sonra dükkâna ne olmuş?
Ertesi gün dükkâna hiç kimse gelmemiş, çınar ağacının yaprakları bile hışırdamayı kesmiş.
Dede Mercan, Pamuk'a tartının iki kefesi için ne söylemiş?
Bir kefeye hak, diğerine gönül konulduğunu, adaletin sadece eşit ölçmek olmadığını anlatmış.

Masallardan sıkıldıysan çocuğuna ışık olacak
çocuk hikayelerine göz atmanın tam zamanı! Onlarca farklı kategori ve türde, yüzlerce çocuk hikayesini keşfetmek için butona tıkla.
Hikaye OkuCopyright Uyarısı
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.