Terazinin Sırrı

İlham Verici Masallar

Yaş
12 Yaş Masalları
Okuma Süresi
7 dk
Kategori
Ders Verici Masallar
Unsur
Paylaşılan Adalet
Yayınlanma Tarihi
8/31/2026
Yazar
Kocaman Bi' Masalc�
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak bir diyarın eteklerinde, taş döşeli sokakları kestane ağaçlarıyla gölgelenen küçük bir kasaba varmış. Bu kasabanın tam ortasındaki meydanda, yıllardır kimsenin elini sürmediği bir terazi dururmuş. Halk arasında bu teraziye 'Doğru Söyleyen Terazi' derlermiş; çünkü söylenenlere göre, kefelerine konulan şeylerin ağırlığını değil, sahiplerinin niyetini tartarmış.
Yapay zeka destekli masal oluşturucumuzu denedin mi?
Hemen Test Et
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak bir diyarın eteklerinde, taş döşeli sokakları kestane ağaçlarıyla gölgelenen küçük bir kasaba varmış. Bu kasabanın tam ortasındaki meydanda, yıllardır kimsenin elini sürmediği bir terazi dururmuş. Pirinçten yapılmış kefeleri sabah çiyiyle parlar, üzerine konan her yaprak farklı bir ezgiyle salınırmış. Halk arasında bu teraziye 'Doğru Söyleyen Terazi' derlermiş; çünkü söylenenlere göre, kefelerine konulan şeylerin ağırlığını değil, sahiplerinin niyetini tartarmış. Kasabada Mira adında, gözleri fındık kabuğu rengi, saçları iki örgülü bir kız yaşarmış. Babası fırıncıymış, her sabah Mira'nın eline sıcak bir somun tutuşturur, 'Bunu meydandaki teraziye götür yavrum, kim aç kalmışsa onun olsun,' dermiş. Mira da koşa koşa giderken sıcak ekmeğin kokusu burnunu doldurur, yufkanın altındaki çıtırtıyı parmaklarında hissedermiş. Yıllardır bu böyle sürer, kasabada kimse aç yatmazmış.
Ne var ki bir gün, kasabaya yeni bir tüccar gelmiş. Kırmızı kadife yeleği, parmağında kalın bir yüzüğü olan bu adam, meydandaki teraziyi görünce kaşlarını çatmış. 'Bu kadar değerli bir pirinç, böyle ortada durur mu?' demiş. Ertesi sabah teraziyi alıp kendi dükkânının önüne koymuş ve etrafına bir ip çekmiş. 'Bundan böyle,' demiş, 'kim ekmek bırakmak isterse, bana üç bakır verecek; kim almak isterse, beş bakır ödeyecek.' Kasabalılar önce şaşırmış, sonra üzülmüş. Bakırı olmayan yaşlı dokumacı kadın, o sabah elindeki yün yumağıyla terazinin önüne gelmiş ama geri dönmek zorunda kalmış. Değirmencinin küçük oğlu, bıraktığı ekmeğin başkasına ulaşmadığını görünce alnını kırıştırmış. Mira da o sabah ekmeğini götürmüş, fakat tüccar 'Önce bakır,' deyince elindeki somunu sıkıca göğsüne bastırıp geri dönmüş. O gece Mira uyuyamamış. Yatağında dönüp dururken, terazinin pirinç kefelerinin ay ışığında nasıl parladığını düşünmüş. Sabah olunca babasına koşmuş. 'Babacığım,' demiş, 'terazi bizim değil ki, hepimizinmiş. Bir kişinin onu kilitlemesi doğru mudur?' Babası gülümsemiş, kızının saçını okşamış ama bir şey söylememiş; sadece 'Sen ne düşünüyorsan, onu yap yavrum,' demiş. Mira o sabah meydana gitmiş. Tüccarın dükkânının önünde durmuş, ama kavga etmemiş, bağırmamış. Sadece kendi küçük tahta sandığını yere koymuş, üzerine temiz bir bez sermiş ve babasının verdiği somunu oraya bırakmış. Yanına da elinde kalemle yazdığı küçük bir kâğıt iliştirmiş: 'Açsan al, tok isen bırak. Karşılığı, bir gün başkasına iyilik etmektir.' Önce kimse yaklaşmamış. Sonra yaşlı dokumacı kadın gelmiş, gözlerinde yaşlarla ekmeği almış ve yerine örgüsünden çıkardığı yumuşak bir atkı bırakmış. Ardından çoban gelmiş, bir parça peynir koymuş. Demirci, bir çift küçük at nalı bırakmış. Akşama doğru Mira'nın küçük sandığı, kasabanın yeni terazisi olmuş.
Tüccar bunu pencereden izliyormuş. Önce öfkelenmiş, sonra şaşırmış, en sonunda da uzun uzun düşünmüş. Çünkü onun terazisinin önünden kimse geçmiyor, kendi kefeleri bomboş duruyormuş. Geceleyin dükkânından çıkmış, ay ışığında parlayan pirinç teraziye dokunmuş. O an anlamış ki bir şeyin değeri, onu sahiplenmekte değil, paylaşmakta saklıymış. Sabah olduğunda kasabalılar meydana indiklerinde, terazinin eski yerine geri konulduğunu görmüşler. Yanında küçük bir not varmış: 'Beni affedin. Ben ağırlığı bilirdim, değeri bilmezmişim.' Mira teraziye yaklaşmış, üzerindeki çiyi parmağıyla silmiş. Tüccar da utangaç bir gülümsemeyle yanına gelmiş, elindeki taze ekmeği kefeye bırakmış. Ertesi sabah meydan, kuş cıvıltılarıyla birlikte uyanmış. Terazinin kefeleri yeniden dengelenmiş, üzerine konan ekmekler eşit pay edilmiş. Mira, fırının önünde durup gülümseyen yaşlı kadına bakmış. Anlamış ki adalet, herkese aynı şeyi vermek değil; herkesin ihtiyacını görebilmekmiş. Ve o günden sonra terazi, sadece ekmekleri değil, kasabalıların kalplerindeki inceliği de tartmaya devam etmiş.
Ertesi sabah meydan, kuş cıvıltılarıyla birlikte uyanmış. Terazinin kefeleri yeniden dengelenmiş, üzerine konan ekmekler eşit pay edilmiş. Mira, fırının önünde durup gülümseyen yaşlı kadına bakmış. Anlamış ki adalet, herkese aynı şeyi vermek değil; herkesin ihtiyacını görebilmekmiş. Ve o günden sonra terazi, sadece ekmekleri değil, kasabalıların kalplerindeki inceliği de tartmaya devam etmiş.
Pedagojik Analiz

Tüccarın ilk hamlesi beklenen bir mantıkla ilerler, değerli bir şey kilit altına alınmalı ve karşılığı ödenmelidir. Mira'nın tepkisi ise bu mantığın tam tersini gösterir, kavga etmeden, sadece kendi küçük sandığını koyarak paylaşımın hâlâ mümkün olduğunu ispatlar.

Mira'nın sandığına iliştirdiği kağıt hiçbir kuralı zorlamaz, sadece bir imkan sunar, açsan al, tok isen bırak. Bu ölçülü davet kimseyi utandırmadan, kimseyi denetlemeden işler; kasabalılar da bu güvene kendiliğinden, gönülden karşılık verir.

Tüccarın geceleyin pencereden izlediği sahne, hikayenin en sessiz dönüşüm anıdır. Kimse ona bir şey söylemez, kimse onu suçlamaz; sadece kendi bomboş kefelerini görüp bir şeyin değerinin sahiplenmekte değil paylaşmakta saklı olduğunu kendi başına fark eder.

Bir aile bu hikayeden hareketle küçük bir açsan al tok isen bırak sandığı kurabilir, evdeki fazla oyuncakların ya da kitapların bırakılıp alınabileceği bir köşe. Böyle bir uygulamayı her fırsatta hatırlatmak yerine sessizce orada durmasına izin vermek, çocuğun ona kendi isteğiyle yönelmesini sağlar.

Soru & Cevap
Doğru Söyleyen Terazi neyi tartarmış?

Terazi, kefelerine konulan şeylerin ağırlığını değil, onları bırakan kişilerin niyetini tartarmış.

Tüccar teraziyi aldıktan sonra hangi kuralı koydu?

Tüccar, ekmek bırakmak isteyenden üç bakır, almak isteyenden beş bakır ücret almaya başladı.

Mira, tüccarın dükkânı önüne ne bıraktı?

Mira kendi tahta sandığını koyup üzerine babasının verdiği somunu bıraktı, yanına açsan al tok isen bırak yazan bir kağıt iliştirdi.

Tüccar geceleyin ne yaparak hatasını kabul etti?

Tüccar geceleyin teraziyi eski yerine geri koydu, yanına özür dileyen bir not bıraktı ve kendi ekmeğini kefeye koydu.