Elis Deren, kırmızı yanaklı, pırıl pırıl gözleri olan altı yaşında neşeli bir kızdı. Ama Elis'i özel yapan bambaşka bir şey vardı: O, adeta bir çilek tarlası gibi kokardı! Özellikle çok mutlu olduğunda veya birine güzel bir iyilik yaptığında, etrafına mis gibi çilek kokusu yayılırdı. Annesi hep, "Elis'im," derdi, "Senin kalbin de çilekler kadar tatlı ve güzel kokulu!"
Bir bahar sabahı, Elis bahçede oynarken, komşuları Zehra Teyze'nin minik papatya saksısının solduğunu fark etti. Zehra Teyze yaşlıydı ve eğilip bükülmekte zorlanıyordu. Elis hemen koşarak sulama kabını aldı ve papatyaları nazikçe suladı. Sonra elindeki küçük kırmızı kurdeleyi koparıp saksının kenarına bağladı. "Şimdi daha mutlu olursun, minik papatya!" diye fısıldadı. O an, etrafını saran çilek kokusu her zamankinden daha da yoğunlaştı. Hatta bahçedeki minik arılar bile şaşkınlıkla Elis'in etrafında vızıldamaya başladı.
Akşam olduğunda, Elis yatağına girdi. Yaptığı iyiliğin verdiği mutlulukla kalbi pır pır ediyordu. Yorganının altına girdiğinde, odası mis gibi çilek kokusuyla doldu. Bu koku o kadar güzeldi ki, Elis kendini hafiflemiş, bulutların üzerinde süzülüyormuş gibi hissetti. Gözlerini kapattığında, tatlı bir "mistik uykuya" daldı. Bu uyku, sıradan uykulara hiç benzemiyordu.
Rüyasında, Elis kendini dev çileklerden yapılmış bir ormanda buldu. Her yer pırıl pırıl kırmızı ve yemyeşildi. Kuşlar çilek şarkıları söylüyor, kelebekler çilek yaprakları üzerinde dans ediyordu. Karşısına rengarenk tüyleri olan bilge bir baykuş çıktı. Baykuş nazikçe kanat çırptı ve "Elis, sen çok özel bir kızsın," dedi. "Senin içindeki güzellik, yaptığın iyiliklerle tıpkı bu çilekler gibi büyüyor ve etrafına neşe saçıyor. Kokun, kalbinin yansımasıdır. Bu kokuyu duydukça, etrafındaki herkes senin ne kadar nazik ve sevgi dolu olduğunu anlıyor. Bu mistik uyku, sana içindeki bu gücü hatırlatmak için bir hediyeydi."
Elis gülümsedi. Rüyada bile çilek kokusunu duyabiliyordu. Baykuş devam etti: "Unutma, her iyilik tohumu ektiğinde, kalbin daha da güzelleşir ve kokun daha da tatlılaşır. Dünyayı güzelleştirmek, tıpkı minik bir tohum ekmek gibi, senin elinde. Küçük bir iyilik, büyük mutluluklar yaratabilir."
Sabah güneş ışıkları odasına dolarken, Elis gözlerini açtı. Yatağında otururken, odasındaki çilek kokusunun hala durduğunu fark etti. Ama şimdi bu koku, sadece bir koku değil, aynı zamanda bir hatırlatıcıydı. Kalbinin içindeki iyiliğin ve neşenin gücünü hatırlatan tatlı bir sihirli fısıltıydı. Elis o günden sonra, her zamankinden daha da neşeli, daha da nazik oldu. Çünkü biliyordu ki, ne zaman bir iyilik yapsa, kalbi çilek kokan bir bahçeye dönüşüyor ve bu güzel koku, hem kendisini hem de etrafındaki herkesi mutlu ediyordu. Ve o "mistik uyku" sayesinde, içindeki bu güzelliğin dünyayı nasıl değiştirebileceğini de öğrenmişti.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.