Gökçe'nin en sevdiği kişi, her şeyi bilen, her şeye sevgiyle yaklaşan ve her zaman güzel hikayeler anlatan Emel Teyzesi'ydi. Emel Teyze ile geçirilen her gün, Gökçe için yeni bir macera, yeni bir dersti. Bir bahar sabahı, ikisi doğanın kalbine, yemyeşil bir ormana gitmeye karar verdiler. Gökçe çok heyecanlıydı; rengarenk kelebeklerin uçuştuğu, kuşların cıvıldadığı bir yere gidecek olmanın düşüncesi bile içini kıpır kıpır etmişti.
Ormana vardıklarında, Emel Teyze Gökçe'nin elini sımsıkı tuttu ve pırıl pırıl gözleriyle ona bakarak, "Bak bakalım Gökçe'ciğim, bugün bu güzel ormanda neler öğreneceğiz, hangi sırları keşfedeceğiz," dedi gülümseyerek. Gökçe, teyzesinin bu merak uyandıran sözleriyle daha da heveslendi.
İlk önce küçük, şırıl şırıl akan bir derenin kenarında durdular. Emel Teyze, eğilip Gökçe'nin minik ellerini suyun serinliğine yaklaştırdı. "Görüyor musun bu suyu? O kadar yol kat edip buralara geliyor. Ağaçlar onunla besleniyor, çiçekler onunla can buluyor, hayvanlar ondan içiyor. Su, hepimize hayat veriyor. O yüzden ona sevgiyle bakmalı, her damlasını korumalıyız," diye anlattı. Gökçe, suyun berraklığına hayran kaldı. Sanki su da teyzesinin sözlerini duymuş gibi daha bir coşkuyla akıyordu.
Daha sonra kocaman, yaşlı bir meşe ağacının altına oturdular. Emel Teyze, ağacın devasa, pürüzlü gövdesine dokundu. "Bu ağaç, yıllardır burada dimdik duruyor. Kuşlara yuva oluyor, bize gölge veriyor, havayı temizliyor. Tıpkı büyük bir aile gibi, herkes birbirine destek oluyor bu doğada. Ağaçlar toprağı tutar, bitkiler hayvanlara yiyecek olur, arılar çiçekleri döller. Bu bir dayanışma, Gökçe. Herkes, farkında olsun ya da olmasın, birbirine yardım ediyor," dedi. Gökçe, ağacın dallarındaki kuş yuvalarını, kabuklarında gezinen karıncaları inceledi. Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu anlamaya başlamıştı.
Gökçe, etrafta uçuşan kelebekleri, daldan dala atlayan sincapları izledi. Bir sincap, yere düşmüş bir palamudu alıp hızla koştu. Gökçe kıkırdayarak, "Teyze, sincap da mı dayanışma yapıyor?" diye sordu merakla. Emel Teyze şefkatle gülümsedi. "Elbette! Sincaplar palamutları saklar, bazen unuturlar. İşte o unutulan palamutlar, yeni ağaçlara dönüşebilir. Farkında olmadan doğaya yardım ederler, yeni hayatların başlamasına vesile olurlar. Biz insanlar da böyle yapmalıyız. Doğaya yardım etmeli, onu korumalıyız. Küçük bir çöpü bile yere atmamak, bir çiçeği koparmamak, bir kuşu korkutmamak... Bunların hepsi sevgi ve dayanışmanın bir parçasıdır."
Gökçe, teyzesinin anlattıklarını büyük bir dikkatle dinliyordu. Kalbi, doğanın güzelliği ve teyzesinin sıcak, öğretici sözleriyle dolmuştu. "Peki teyze, ben nasıl dayanışma yapabilirim?" diye sordu hevesle. Emel Teyze, Gökçe'nin yumuşak saçlarını okşadı. "Sen zaten yapıyorsun, canım. Mesela, okulda arkadaşlarına yardım etmek, evde anne babana destek olmak, hayvanlara şefkat göstermek... Bunların hepsi dayanışma. Ve tabii ki, bugün öğrendiklerimizi hiç unutmamak, doğayı her zaman korumak."
Yürüyüşlerine devam ederken, patikanın kenarında küçük bir kuşun yerde çırpındığını gördüler. Kanadında hafif bir yara vardı. Gökçe hemen kuşa doğru koşmak istedi ama Emel Teyze onu nazikçe durdurdu. "Sakin ol canım. Hayvanlar bazen korkabilir. Yavaşça yaklaşalım, bakalım ne yapabiliriz." Emel Teyze, çok nazik hareketlerle kuşu yerden aldı. Küçük, sıcak bir avuç içindeydi kuş. Gökçe, kuşa bakarken gözleri doldu. "Onu iyileştirebilir miyiz teyze?"
"Elbette iyileştirebiliriz. Onu evimize götürelim, kanadını temizleyelim, ona biraz su ve yem verelim. İyileşince tekrar doğaya bırakırız. Bu da bir sevgi ve dayanışma örneği, değil mi Gökçe'ciğim?" dedi Emel Teyze. Gökçe başını salladı. Kuşu dikkatle taşıyan teyzesinin yanından bir an olsun ayrılmıyordu. O gün, sadece ağaçları, suyu, hayvanları değil, aynı zamanda kocaman bir kalbin nasıl atması gerektiğini de öğrenmişti. Doğadaki her canlının değerli olduğunu, onlara sevgiyle yaklaşıp dayanışma içinde olmanın dünyayı daha güzel bir yer yapacağını anlamıştı. Eve dönerken, Gökçe'nin kalbi kuşun kanadının iyileşeceği umuduyla ve doğaya olan yeni sevgisiyle doluydu. Artık biliyordu ki, dünya kocaman bir aileydi ve bu ailenin her üyesi, diğerlerine sevgiyle bağlıydı.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.