Bir zamanlar, yemyeşil ormanların kalbinde, parıldayan taşlarla süslü görkemli bir şato yükseliyordu. Bu şatoda, kalbi pırıl pırıl, saçları altın sarısı, neşeli Prenses Elsa yaşardı. Elsa'nın en iyi arkadaşı, şatonun eteklerindeki sihirli ormanda yaşayan, cesur ve nazik Ken'di. Ken, hayvanlarla konuşabilir, ağaçların fısıltılarını duyabilirdi. Elsa ve Ken, her öğleden sonra, şatonun eski, gizli bir bahçesinde buluşur, saatlerce oyunlar oynar, hayaller kurar ve birbirlerine en özel sırlarını anlatırlardı. Onların dostluğu, ormandaki en yaşlı ağaç kadar köklü, şatonun kulesi kadar sağlamdı.
Ancak bir gün, şatoya yeni bir baş kâhya geldi. Adı Bay Grumpus'tu ve kuralları her şeyden çok severdi. Bay Grumpus, şatonun kapılarını sıkı sıkıya kapattı, Elsa'nın ormana gitmesini yasakladı ve Ken'in şatoya yaklaşmasını engelledi. "Prensesler şatonun içinde kalmalı, orman çocukları da ormanda!" diye gürlerdi. Elsa ve Ken, birbirlerini görememeye başladılar ve yüreklerinde büyük bir özlem hissettiler. Elsa, penceresinden ormana bakar, Ken de ormanın derinliklerinden şatoya doğru umutla bakardı.
Günler geçti, haftalar birbirini kovaladı. Elsa ve Ken, bu ayrılığa dayanamıyordu. Ama pes etmeye de hiç niyetleri yoktu. Ken, ormandaki küçük kuşları ve sincapları kullanarak Elsa'ya minik notlar göndermeye başladı. Notlarda, "Seni çok özlüyorum," ya da "Umut etmeye devam et," yazılırdı. Elsa ise, pencerelerinden özel bir ışık sinyaliyle Ken'e karşılık verir, ona iyi olduğunu ve onu beklediğini anlatırdı. Birbirlerini göremeseler de, kalpleri hep birlikte atıyordu. Her zorluğa rağmen, bir araya gelmek için her yolu denediler.
Bir kış günü, kar tüm yolları kapattığında, ormanda yaşayan yaşlı ve bilge bir baykuş olan Ozan, Ken'e önemli bir mesaj getirdi. Elsa hastalanmıştı ve çok üzgündü. Ken, arkadaşının kötü olduğunu duyunca çok endişelendi. Karlı ve tehlikeli ormanda, Bay Grumpus'un tüm yasaklarına rağmen şatoya gitmeye karar verdi. Büyük bir cesaretle karlı yolları aştı, donmuş nehri geçti. Şatonun kapısına geldiğinde, Bay Grumpus onu durdurmak istedi. "Git buradan çocuk!" diye bağırdı.
Ama Ken'in gözlerindeki kararlılığı ve endişeyi gören Bay Grumpus şaşırdı. Ken, Elsa'nın hasta olduğunu ve onu görmesi gerektiğini anlattı. Tam o sırada, Elsa'nın odasından gelen zayıf bir öksürük duyuldu. Ken'in gözlerindeki samimiyet ve arkadaşına olan derin bağı Bay Grumpus'un katı kalbini yumuşattı. Belki de bu iki çocuğun arasındaki bağ, onun anlamsız kurallarından daha önemliydi. Bay Grumpus, Ken'in içeri girmesine izin verdi. Ken, Elsa'nın odasına koştu. Elsa, Ken'i görünce yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi ve sanki tüm hastalığı bir anda uçup gitti. Birlikte olmanın gücü, her türlü zorluğun üstesinden gelmişti.
O günden sonra Bay Grumpus, kuralların bazen kalplerin bağlanmasına engel olmaması gerektiğini anladı. Elsa ve Ken, yeniden eskisi gibi buluşmaya başladılar. Onların hikayesi, ne kadar zor olursa olsun, gerçekten seven iki kalbin her zaman bir yol bulacağını gösterdi. Şato ve orman, onların sonsuz dostluklarının ve asla vazgeçmeyen sevgilerinin tanığı oldu.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.