Engin, çok yaramaz ama aynı zamanda çok da iyi kalpli bir çocuktu. Her sabah güneş doğmadan önce uyanır, bahçesindeki çiçeklerle konuşur, arılarla oyun oynardı. En sevdiği çiçek, bahçenin köşesinde, diğerlerinden biraz daha büyük ve daha parlak kırmızı olan bir papatya idi. Bu papatyayı 'Kırmızıgül' diye adlandırmıştı.
Bir gün, Kırmızıgül'ün yaprakları sararmaya başladı. Engin çok üzüldü. 'Kırmızıgül, ne oldu sana?' diye sordu fısıldayarak. 'Ben hasta oldum Engin,' diye yanıtladı Kırmızıgül sanki konuşabiliyormuş gibi. 'Toprağım kurudu, suya ihtiyacım var.'
Engin hemen koşa koşa eve gitti. Sulama kabını aldı, Kırmızıgül'ün yanına koştu. Suyu yavaşça döktü, Kırmızıgül'ün yapraklarına dokundu. 'Geçmiş olsun Kırmızıgül,' dedi. 'Sana her gün su vereceğim.'
Engin her gün Kırmızıgül'e su verir, onunla konuşur, ona şarkılar söylerdi. Günler günleri kovaladı. Kırmızıgül yavaş yavaş iyileşmeye başladı. Yaprakları tekrar yeşerdi, daha parlak ve canlı bir kırmızıya döndü. Ama bu sefer sadece güzelliğiyle değil, minik, parlak, altın rengi tohumlarla doluydu.
Engin çok sevindi. Kırmızıgül'ün iyileşmesine çok sevindi ama tohumların ne işe yarayacağını merak etti. Akşam eve döndüğünde annesine sordu. Annesi gülümsedi ve 'Bu tohumlar, daha çok Kırmızıgül yetiştirmeni sağlayacak küçük mucizeler Engin. Toprağa eker ve onlara sevgiyle bakarsan, çok güzel çiçekler açacaklar.' dedi.
Engin çok heyecanlandı. Ertesi gün, annesinin yardımıyla, bahçesinin bir köşesine tohumları ekti. Her gün onlara su verdi, güneşten korudu, ve onlarla konuştu. Sanki her tohum küçük bir dostuymuş gibi, onlara 'Günaydın!' 'İyi geceler!' dedi. Onları severek, özenle büyüttü.
Zamanla, küçük filizler çıktı topraktan. Küçük Kırmızıgüller yavaş yavaş büyüdüler ve açtılar. Bahçe, rengarenk bir Kırmızıgül bahçesine dönüştü. Engin, her bir çiçeğe ayrı ayrı baktı. Onları sevgiyle büyüttüğü için çok mutluydu. Komşularına da çiçeklerinden verdi. Herkes Engin'in bahçesine hayran kalmıştı.
Engin bu deneyimden çok şey öğrendi. Sadece çiçeklere değil, her canlıya sevgiyle bakmanın, onlara özen göstermenin ne kadar önemli olduğunu anladı. Kırmızıgül'ün iyileşmesi ve yeni çiçeklerin açması, ona sevginin ve özenin büyüsünü göstermişti. O günden sonra, Engin sadece kendi bahçesini değil, tüm doğayı sevgiyle kucakladı. Kuşlara yem verdi, kedileri okşadı, ağaçlara tırmandı. Her canlının, tıpkı Kırmızıgül gibi, sevgiye ve ilgiye ihtiyacı olduğunu biliyordu.
Engin'in hikayesi, tüm çocuklara sevginin gücünü ve doğayı korumayı öğretti. Sevgiyle baktığımız her şeyin daha güzel, daha güçlü ve daha mutlu olacağını anlattı. Ve bu, Engin'in en sevdiği hikaye oldu. Çünkü bu hikaye, onun yüreğine sevgi ekmişti.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.