Gökçe, dokuz yaşında, bahçelerinde çiçeklerle konuşmayı, kuşları dinlemeyi seven sakin bir kızdı. Bir öğleden sonra, okuldan dönerken bahçelerinin köşesinden gelen cılız bir miyavlama sesi duydu. Merakla sesin geldiği yere doğru ilerledi. Çalıların arasında, minicik, gri bir kedi yavrusu titriyordu. Yavru o kadar küçüktü ki, bir avucuna sığacak gibiydi ve gözleri henüz yeni açılmıştı sanki. Gökçe'nin kalbi bir anda hızlandı, içini hem bir hüzün hem de yardım etme isteğiyle dolu bir heyecan kapladı. "Eyvah, annesi nerede acaba?" diye düşündü. Yavru kediye yavaşça yaklaştı, onu korkutmak istemiyordu. Gökçe, kedinin üşüdüğünü ve çok aç olduğunu hemen anladı.
Nazikçe minik kediyi yerden kaldırdı. Yavrunun tüyleri kirli ve soğuktu. Gökçe hemen eve koştu. Kapıda onu karşılayan annesine durumu anlattı. Annesi de Gökçe kadar duygusal ve hayvanseverdi. Birlikte, kediyi sıcak bir beze sardılar ve bir kaba ılık süt koydular. Minik kedi önce korkarak baktı ama sütün kokusunu alınca hemen içmeye başladı. Gökçe, kedinin bu kadar aç olmasına çok üzüldü ama aynı zamanda ona yardım ettiği için içi rahatlamıştı. "Ona bir isim vermeliyiz," dedi Gökçe heyecanla. "Tüyleri pofuduk pofuduk, adı Pofuduk olsun!"
Sonraki günler Gökçe için macera doluydu. Pofuduk'un her ihtiyacıyla yakından ilgilendi. Ona özel bir köşe hazırladı, oyunlar oynadı, hatta onunla fısıldaşarak konuştu. Pofuduk ilk başta çekingen olsa da, Gökçe'nin şefkati sayesinde kısa sürede ona alıştı. Gökçe, Pofuduk'un her geçen gün nasıl güçlendiğini, tüylerinin nasıl parladığını hayranlıkla izledi. Minik kedi, Gökçe'nin peşinden koşuyor, bacaklarına sürtünüyor ve mırıl mırıl sesler çıkarıyordu. Bu sesler Gökçe'nin en sevdiği melodi olmuştu. Pofuduk'un oynarken yaptığı komik hareketler, Gökçe'yi kahkahalara boğuyordu.
Gökçe, Pofuduk'la ilgilenirken hayvanları korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladı. Onların da tıpkı insanlar gibi sevgiye, şefkate ve bir yuvaya ihtiyaçları vardı. Annesi ve babası da Pofuduk'u çok sevmişlerdi. Ailece oturup konuştular ve Pofuduk'u sahiplenmeye karar verdiler. Gökçe'nin mutluluğu tarif edilemezdi. Artık Pofuduk onların minik aile üyesiydi.
Gökçe, Pofuduk sayesinde hayatındaki en güzel derslerden birini öğrenmişti. Hayvanlara yardım etmek, onların hayatına dokunmak, dünyanın en güzel hislerinden biriydi. Okulda arkadaşlarına Pofuduk'u anlatırken, onların da çevredeki hayvanlara karşı daha duyarlı olmaları gerektiğini söyledi. Minik Pofuduk, sadece Gökçe'nin değil, tüm ailesinin ve hatta Gökçe'nin arkadaşlarının da kalbinde özel bir yer edinmişti. Gökçe, her hayvanın bir şansa ve sıcak bir yuvaya layık olduğunu biliyordu. Ve biliyordu ki, onun gibi daha birçok Pofuduk, dışarıda bir yardım eli bekliyordu. Gökçe, her zaman hayvanların yanında olacağına dair kendine söz verdi.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.