Hatice Selvi dokuz yaşındaydı ve annesini çok severdi. Ama bazen, annesinin onun için yaptığı küçücük şeylerin aslında ne kadar büyük olduğunu unuturdu. Odası genellikle bir felaket bölgesi gibiydi. Oyuncaklar bir dağ gibi yığılır, çoraplar kendi başlarına bir macera arar gibi odanın dört bir yanına dağılırdı. Annesi ise her sabah, bir sihirbaz edasıyla, gülümseyerek bu karmaşayı düzenlerdi. Hatice Selvi, annesinin yorgun olduğunu fark etmezdi bile; onun için anneler hep güçlü ve enerjikti.
Bir sabah, Hatice Selvi yatağının başucunda parlak, altın rengi, çerçeveleri sarmal sarmal dönen tuhaf bir gözlük buldu. "Bu da ne?" diye mırıldandı. Gözlükler komik görünüyordu ama bir denemekten zarar gelmezdi, değil mi? Merakla gözlükleri taktı. Birden odası... Canlandı! En sevdiği ayıcığı, "Merhaba Hatice!" diye ona göz kırptı. Dağınık çoraplar bir çizgi filmin karakterleri gibi kendi aralarında fısıldaşıyordu. Hatice Selvi şaşkınlıkla güldü.
Annesi kahvaltı hazırlamak için mutfağa girdi. Hatice Selvi gözlüklerle annesine baktığında, annesinin sadece süt kutusunu açmadığını gördü! Annesi, devasa, mor benekli, kahkahalar atan bir inekle güreşiyor, sütten oluşan bir şelaleyi bardağa doldurmak için büyük bir gayret gösteriyordu. Mısır gevreği kutusu Everest Dağı gibi yükseliyor, annesi onu tırmanarak kahvaltılıkları alıyordu. Yumurtalar tavada değil, sanki minik balerinler gibi vals yaparak pişiyordu. Hatice Selvi kıkırdamaktan kendini alamadı. Annesi ona döndü: "Ne oldu canım, neye gülüyorsun?" Hatice Selvi sadece "Hiçbir şeye anneciğim, sadece sen harikasın!" diyebildi.
Kahvaltıdan sonra annesi Hatice Selvi'nin odasını toplamaya başladı. Gözlüklerle baktığında, odayı toplamak bir savaş alanı yönetmek gibiydi! Dağınık oyuncaklar, yaramaz goblinler gibi saklambaç oynuyor, yerdeki kıyafetler kaygan yılanlar gibi kıvrılıyordu. Yatağı, homurdanan dev bir canavara dönüşmüştü ve annesi onu nazikçe okşayarak sakinleştiriyordu. Hatice Selvi, annesinin her bir eşyayı yerine koymak için ne kadar çaba harcadığını, ne kadar dikkatli ve sabırlı davrandığını fark etti. Bir anda, annesinin bu "görünmez süper gücünü" görmeye başladı.
"Anneciğim, sana yardım edeyim mi?" diye sordu Hatice Selvi, bu kez gerçekten samimi bir istekle. Annesi şaşırdı ama gülümsedi. "Elbette tatlım, şu kitabını yerine koyabilirsin." Hatice Selvi kitabı eline aldı. Gözlüklerle baktığında, kitap sadece bir kitap değildi; o, rafa nazikçe yerleştirilmesi gereken, bilgelik dolu, ağır bir baykuştu. Kitabı rafa koymak bile küçük bir macera oldu. Hatice Selvi, annesinin gün içinde yaptığı tüm işlerin aslında ne kadar zahmetli ve komik olduğunu anlamaya başlamıştı.
Gün boyunca annesinin yaptığı her şey, gözlükleriyle Hatice Selvi için fantastik bir şölen haline geldi. Yemek yapmak sanki bir iksir hazırlamak gibiydi, çamaşırları katlamak renkli kumaş canavarlarını evcilleştirmek gibiydi. Annesi, bu "süper güçlerini" hiç fark etmeden, her şeyi gülümseyerek yapıyordu. Hatice Selvi, annesinin yorgunluğunu gözlerinin kenarında, ama kalbindeki sevgiyi de gözlerinin içinde görüyordu. Annesinin ona ve ailesine duyduğu sevginin, bu "süper gücün" gerçek kaynağı olduğunu anladı.
Akşam yemeği bittikten sonra, Hatice Selvi yorgun ama mutlu bir şekilde gözlüklerini çıkardı. Dünya normale dönmüştü. Oyuncaklar tekrar sadece oyuncaktı, annesinin yüzündeki gülümseme ise sadece bir gülümsemeydi. Ama Hatice Selvi için artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Annesinin her bir hareketinde, her bir sözünde, her bir bakışında sihirli bir dokunuş, kocaman bir sevgi ve fedakarlık görüyordu.
Annesine sıkıca sarıldı. "Teşekkür ederim anneciğim," diye fısıldadı. "Sen dünyanın en güçlü ve en sihirli annesisin!" Annesi şaşkınlıkla güldü ve Hatice Selvi'nin saçlarını okşadı. "Ne oldu benim kızıma bugün böyle?" Hatice Selvi göz kırptı. "Sadece bir sır anneciğim. Ama artık sana hep yardım edeceğim. Çünkü biliyorum ki senin süper güçlerin var ve ben de senin küçük yardımcın olabilirim!" Annesi onu daha da sıkı sarıldı. O gün Hatice Selvi, annesine duyduğu sevgi ve saygının, sihirli gözlüklere bile ihtiyaç duymayan, en gerçek süper güç olduğunu anlamıştı.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.