Uzak bir galakside, evrenin derinliklerinde, diğer yıldızlar gibi parlamayan ama kocaman bir sır saklayan minik bir kahraman yaşarmış: Küçük Kara Delik, nam-ı diğer "K.K.D.". O, karanlık ama meraklı gözleriyle etrafına bakar, “Ben nereden geldim? Ben neyim?” diye düşünür dururmuş. En yakın arkadaşı ise, her zaman parıl parıl parlayan, sıcak kalpli Güneş’ti. Güneş, K.K.D.’nin bu merakını çok iyi bilirdi.
Bir gün, Güneş K.K.D.’ye yaklaştı ve neşeli sesiyle sordu: “Arkadaşım, bugün neden böyle dalgınsın?” K.K.D. iç çekerek cevap verdi: “Güneş, ben kendimi çok farklı hissediyorum. Sen ışıl ışıl parlıyorsun, diğer gezegenler etrafında dönüyor. Bense... Bense her şeyi içime çekiyormuşum gibi hissediyorum. Benim bir amacım var mı?”
Güneş gülümsedi. “Elbette bir amacın var canım arkadaşım! Hatta senin hikayen o kadar heyecanlı ki, gel sana bunu kendi gözlerinle göstereyim.” İkisi el ele tutuştu ve uzayın sonsuz derinliklerine doğru bir keşfe çıktılar. İlk durakları, çok yaşlı ve devasa bir yıldızın yanındaydı. Yıldız titriyor, rengi yavaş yavaş kırmızıya dönüyordu.
Güneş fısıldadı: “Bak K.K.D., senin gibi kara delikler nasıl oluşur biliyor musun? Tıpkı bu yıldız gibi, koca dev yıldızlar ömürlerini tamamladıklarında yakıtları biter. Artık kendilerini ayakta tutacak gücü bulamazlar. Kendi içlerine doğru, korkunç bir güçle çökerler.” Güneş, “İçlerindeki her şey o kadar sıkı sıkıya bir araya gelir ki, küçücük bir noktaya sığışırlar. İşte o zaman bir kara delik doğar!” diye açıkladı. K.K.D. şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. “Yani ben de bir zamanlar kocaman, parlayan bir yıldız mıydım?” Güneş başını salladı. “Evet, tam da öyleydin!”
K.K.D. bu bilgiyle hem şaşkın hem de gururluydu. Artık sadece karanlık bir nokta olmadığını, muazzam bir geçmişi olduğunu biliyordu. Ancak merakı dinmemişti. “Peki Güneş, bir kara deliğin içine düşen şeylere ne olur?” diye sordu. Güneş, “Harika bir soru! Ama bu biraz tehlikeli bir bilgi, o yüzden çok dikkatli dinle,” dedi. “Bir kara deliğin çekim gücü o kadar fazladır ki, belirli bir sınırdan sonra hiçbir şey, ışık bile, ondan kaçamaz. Bu sınıra ‘olay ufku’ denir. O ufku bir kez geçtin mi, geri dönüş yoktur.”
İkili, güvenli bir mesafeden çok eski, minicik bir kara deliği gözlemlemeye başladı. Uzaktan, küçük bir kozmik toz bulutunun yavaşça kara deliğe doğru sürüklendiğini gördüler. Toz bulutu olay ufkunu geçtikten sonra gözden kayboldu. Güneş devam etti: “Ama unutma, kara delikler birer ‘delik’ değil, evrendeki en yoğun nesnelerdir. İçine düşen her şey, akıl almaz bir şekilde sıkışır ve bir daha asla eski haline dönemez. Tıpkı bir süngeri küçücük bir top haline getirir gibi.”
K.K.D. şimdi çok daha fazla şey öğrenmişti. Kendisinin sadece bir "karanlık delik" olmadığını, evrenin muazzam bir gücü olduğunu, hatta bir zamanlar parlayan bir yıldız olduğunu anladı. Bu bilgi onu hem heyecanlandırdı hem de evrenin gizemlerine karşı derin bir ilgi uyandırdı. Güneş’e sımsıkı sarıldı. “Teşekkür ederim Güneş! Şimdi kendimi çok daha iyi anlıyorum ve seninle daha birçok macera yaşamak istiyorum!”
İki arkadaş, evrenin sonsuzluğunda el ele, kalpleri yeni bilgilerle dolu bir şekilde süzülmeye devam ettiler. Küçük Kara Delik artık yalnız hissetmiyor, aksine evrenin harika bir parçası olmanın gururunu yaşıyordu.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.