Tarık, on iki yaşındaydı ve sosyal medyada vakit geçirmeyi severdi. Bir gün ekranında, kendisi gibi maceralara düşkün görünen, parlak gözlü bir kızın profiline rastladı: Sevim. Mesajlaşmaya başladılar ve kısa sürede, aralarında özel bir bağ oluştuğunu hissettiler. Tarık'ın Antalya'daki güneşiyle Sevim'in İzmir'deki rüzgarı arasında kilometreler vardı ama bu, onların dostluğunu hiç etkilemedi. Aksine, mesafeler onların bağını daha da özel kıldı.
Her akşam, ödevlerini bitirdikten sonra, heyecanla görüntülü konuşmanın saati gelmesini beklerlerdi. Tarık, gün içinde okulda yaşadığı komik bir anıyı anlatırken Sevim kahkahalara boğulurdu. Sevim ise yeni okuduğu bir kitabı Tarık'a coşkuyla tavsiye eder, bazen ona kitaptan bölümler okurdu. Onlar sadece konuşmaz, birlikte sanal maceralara da atılırlardı. Aynı anda bir film açıp yorumlaşarak izler, sanki aynı koltukta oturuyor gibi hissederlerdi. Bazen Tarık, "Keşke şimdi yanımda olsan da beraber gökyüzündeki yıldızları saysak," derdi iç çekerek. Sevim de hemen, "Bir gün kesinlikle yapacağız bunu, hem de benim en sevdiğim kumsalda!" diye karşılık verirdi, sesi umut ve neşeyle doluydu.
Uzaktan sevmeyi, birbirlerinin gözlerine bakamasalar da kalplerinin sesini duymayı öğrenmişlerdi. Tarık, Sevim'in ona verdiği destekle daha cesur hissediyor, Sevim ise Tarık'ın nazik sözleriyle neşeleniyordu. Birbirlerinin doğum günlerini özel küçük sürprizlerle kutlar, el yapımı kartlar gönderirlerdi. Bu kartlar, sadece kağıt parçaları değil, aynı zamanda aralarındaki sevginin somut birer göstergesiydi. Zor bir zamanında Tarık'ın morali bozulduğunda, Sevim ona en sevdiği şarkının bağlantısını gönderir, "Bu şarkı sana her şeyi hatırlatsın: Yalnız değilsin ve ben hep yanındayım, kalbimle!" derdi. Tarık da Sevim'in sınav stresi yaşadığı dönemlerde, ona güven veren mesajlar yollar, "Sen çok zekisin ve çok çalışkansın, Sevim. Başaracaksın, eminim!" derdi.
Onların hikayesi, sevginin ve dostluğun coğrafi sınırları tanımadığını gösteren bir ışıktı. Uzaktan kurulan bu güçlü bağ, onlara sabrı, anlayışı ve en önemlisi koşulsuz sevgiyi öğretmişti. Tarık bir gün Sevim'e, "Seninle tanıştığım için çok şanslıyım. Mesafe sadece bir sayı, bizim sevgimiz her şeyden büyük," dedi. Sevim de gülümseyerek, "Sen de benim için öylesin, Tarık. Uzakta olsak bile, kalplerimiz her zaman birbirine yakın," diye yanıtladı. Her geçen gün bağları daha da güçleniyor, gelecekte bir gün kavuşacakları o güzel anın hayaliyle içleri sevinçle doluyordu. Onlar, uzaktan da olsa birbirlerine sıkı sıkıya bağlı iki kalpti ve bu, dünyanın en güzel sevinciydi.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.