Miros çok mutlu bir kızdı. Gözleri parıl parıl, yanakları al aldı. Her sabah kalktığında "Günaydın dünya!" derdi gülümseyerek. Miros'un en sevdiği oyuncağı, ışıl ışıl, rengarenk bir uzay gemisiydi. Bu uzay gemisi, sadece bir oyuncak değil, aynı zamanda çok özeldi! Çünkü Miros ona bindiğinde, gerçek bir uzay yolculuğuna çıkıyordu.
Bir gün, Miros uzay gemisine bindi. "Vınnn!" diye bir ses çıktı ve gemi yavaşça havalandı. Gökyüzüne doğru yükseldi, bulutların arasından geçti. Kocaman, parlak yıldızlar Miros'a göz kırptı. Miros pencereden dışarı baktı ve "Merhaba yıldızlar!" dedi. Uzay gemisi pırıl pırıl parlayan bir gezegene doğru ilerledi. Burası rengarenk çiçeklerle dolu, mavi ve pembe bir gezegendi.
Miros'un uzay gemisi yavaşça gezegenin üzerine indi. "Tık tık!" kapı açıldı. Miros dışarıya adım attı. Bir de ne görsün! Küçük, yeşil renkli, kocaman gözlü, minicik bir uzaylı bebek vardı orada! O kadar küçüktü ki, Miros hemen ona "Uzaylı Bebek" adını verdi. Uzaylı Bebek, Miros'u görünce şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Sonra sevinçle ellerini çırptı, "Biiip biiip!" diye sesler çıkardı.
Miros gülümsedi. "Merhaba Uzaylı Bebek! Ben Miros. Seninle arkadaş olmak isterim." dedi nazikçe. Uzaylı Bebek, Miros'un yanına geldi, parmağını uzattı. Miros da minik parmağını ona uzattı. İki arkadaşın parmakları birbirine değince, havada minik, parlak yıldızcıklar uçuştu! Çok sihirli bir an.
Miros, Uzaylı Bebek'le oynamaya başladı. Gezegenin üzerindeki renkli taşları topladılar. Uzaylı Bebek, "Abla!" gibi Miros'a bakıyor, her şeyi ondan öğreniyordu. Miros, ona nasıl taşları üst üste koyacağını gösterdi. "Bak Uzaylı Bebek, böyle yapıyoruz!" dedi. Uzaylı Bebek de onu taklit etti, kıkır kıkır güldü.
Sonra Miros, çantasından getirdiği uzay kurabiyelerinden çıkardı. "Bu kurabiye çok lezzetli, Uzaylı Bebek. Paylaşmak ister misin?" diye sordu. Uzaylı Bebek hevesle başını salladı. Miros, kurabiyeyi ikiye böldü, yarısını Uzaylı Bebek'e verdi. Beraber kurabiyelerini yediler, çok mutlu oldular. Miros, Uzaylı Bebek'i korudu, ona yol gösterdi, tam bir 'abla' gibi davrandı. Belki Uzaylı Bebek'in bir abisi ya da ablası yoktu ama artık Miros vardı!
Güneş batmaya başlayınca, gökyüzü turuncu ve mor renklere büründü. Miros'un gitme vakti gelmişti. Uzaylı Bebek'e sarıldı. "Yine geleceğim Uzaylı Bebek! Arkadaşlığımız hiç bitmesin." dedi. Uzaylı Bebek de Miros'a minik bir öpücük gönderdi. Miros uzay gemisine bindi. "Vınnn!" sesiyle havalandı. Uzaylı Bebek'e el sallayarak evine döndü. Kalbi sıcacık, yüzü gülücüklüydü. Çünkü uzayda yeni bir arkadaş edinmişti! Ve birine abla olmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu öğrenmişti.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.