Ömer Hamit, annesi, babası ve küçük kız kardeşi Elif ile şahane bir evde yaşıyordu. Evleri her zaman neşeyle, kahkahalarla ve kocaman sarılmalarla doluydu. Anneleri ve babaları onlara her zaman ailede sevgi ve saygının ne kadar önemli olduğunu öğretirlerdi. “Çocuklarım,” derdi annesi gülümseyerek, “Bizim evimizde küfür olmaz, kötü sözler söylenmez. Biz birbirimize her zaman en güzel sözlerle, sevgiyle ve anlayışla yaklaşırız. Unutmayın, öfkemiz bizi yenmemeli, her zaman sabırlı olmalıyız ve hiçbir canlıya zarar vermemeliyiz.” Ömer Hamit, bu sözleri kalbinin en güzel yerine koymuştu.
Bir gün Ömer Hamit, en sevdiği parlak kırmızı oyuncak arabasıyla salonun ortasında oynuyordu. Arabayı hızla yerde sürerken, küçük kız kardeşi Elif pıtı pıtı adımlarla yanına geldi. Elif’in minik gözleri arabanın ışığına takılmıştı. Arabayı almak ve oynamak istediğini belli eden sevimli sesler çıkarıyordu. Ömer Hamit o an çok sinirlendi. Arabasıyla oynamaya doymamıştı ve Elif’in ona dokunmasına bile izin vermek istemiyordu. Yüzü hafifçe kızarmaya başladı, kaşları çatıldı. Tam “Hayır, benim!” diye bağıracakken, annesinin sözleri kulaklarında çınladı: “Öfkemize yenik düşmemeliyiz, sabırlı olmalıyız.” Derin bir nefes aldı ve kendini sakinleştirdi.
Elif’in küçücük elleri hâlâ arabaya uzanıyordu. Ömer Hamit, yumuşacık bir sesle “Elifciğim, ben şimdi oynuyorum ama birazdan sana verebilirim. Ne dersin, arabayı bir de beraber mi sürelim?” dedi. Elif’in yüzünde kocaman, dişlek bir gülümseme belirdi. “Evet, evet!” diye sevinçle bağırdı. Ömer Hamit, arabayı bir süre daha sürdükten sonra Elif’e uzattı. Elif çok mutlu oldu. Birlikte arabayı paylaştılar, sırayla sürdüler ve bu şekilde daha da güzel vakit geçirdiler. Ömer Hamit, öfkesine yenilmediği için çok sevinmişti.
Bir başka gün, Ömer Hamit bahçede top oynuyordu. Topu havaya atıp tutmaya çalışırken, yanlışlıkla çok hızlı fırlattı. Top, komşunun penceresinin önüne doğru uçtu. Pencerenin önünde ise komşunun çok sevdiği, rengârenk çiçeklerle dolu küçük bir saksı vardı. Top saksıya çarptı ve saksı yere düşüp kırıldı, çiçekler etrafa saçıldı. Ömer Hamit çok üzüldü ve korktu. “Eyvah!” diye düşündü, “Şimdi ne yapacağım?” O an aklından kötü bir söz geçecek gibi oldu ama hemen durdu. Annesi ve babasının öğrettikleri aklına geldi: “Hiçbir canlıya zarar vermemeliyiz, bitkiler de birer canlıdır ve onları korumalıyız.”
Hemen komşunun kapısını çaldı. Komşu teyze kapıyı açtığında, Ömer Hamit mahcup bir şekilde “Çok özür dilerim teyzecim, top oynarken yanlışlıkla çiçeğinizi düşürdüm ve saksısı kırıldı,” dedi. Komşu teyze, Ömer Hamit’in dürüstlüğüne ve kibarlığına çok sevindi. “Önemli değil yavrum,” dedi şefkatle gülümseyerek. “Bazen böyle şeyler olabilir. Önemli olan özür dilemen ve hatanı telafi etmek istemen.” Komşu teyze ve Ömer Hamit, kırık saksının parçalarını dikkatlice topladılar ve çiçeği yeni bir saksıya ektiler. Ömer Hamit, o gün öfkesine kapılmadığı, kötü söz söylemediği, hatasını dürüstçe söylediği ve hiçbir canlıya zarar vermediği için içi rahatlamıştı. Böylece kalbi mutlulukla doldu.
Akşam yemeğinde, Ömer Hamit ailesine gün içinde yaşadığı bu olayları anlattı. Annesi ve babası onu dikkatle dinlediler ve çok gururlandılar. “Aferin sana canım oğlum,” dedi babası. “Sabırlı oldun, sevgi ve saygıyla yaklaştın. Öfken seni yenmedi ve dürüst davrandın.” Annesi de ekledi: “Küfür etmemen ve dürüst olman çok güzel bir davranış. Ailemizde sevgi ve saygı en değerli hazinemizdir. Unutma, sabır, anlayış ve dürüstlükle her şey daha güzel olur, hem senin için hem de etrafındaki herkes için.” Ömer Hamit, o gece yatağına uzanırken, ailesinin kocaman sevgisiyle ve kendi içindeki iyi duygularla sımsıcak bir mutluluk hissetti. Biliyordu ki, sevgi ve saygı her zaman en doğru yoldu.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.