Umay, küçücük bir kasabada yaşayan, pırıl pırıl gözlü, on yaşında bir çocuktu. Onun en sevdiği şey, etrafındaki her şeyi dikkatle incelemek ve "Acaba bunu nasıl daha iyi yapabilirim?" diye düşünmekti. Odası, yarı bitmiş icatlarla, rengarenk kablolarla, tornavidalarla ve bir sürü defterle doluydu. Her defterin içinde, bir gün gerçek olacak icatlarının çizimleri vardı. Umay, bir sabah pencereden dışarı bakarken, komşuları Elif Teyze'nin her gün bahçesindeki yüksek dallara ulaşmaya çalıştığını fark etti. Elif Teyze'nin çiçekleri çok güzeldi ama en güzelleri hep en yüksekteydi. Bu manzara Umay'ın zihninde bir şimşek çaktırdı. "Bir şeyler yapmalıyım!" dedi kendi kendine.
Hemen defterini ve kalemini kaptı. Elif Teyze'nin çiçeklerine kolayca ulaşmasını sağlayacak bir alet tasarlamaya başladı. Önce uzun bir çubuk düşündü ama Elif Teyze'nin denge sorunu vardı. Sonra bir merdiven... Hayır, merdiven ağır olurdu. Umay, saatlerce çizim yaptı, sildi, tekrar çizdi. En sonunda, hafif ama uzayabilen, ucunda küçük bir tutacak olan bir "Çiçek Uzatma Kolu" fikri aklına geldi. Fikir harikaydı ama bunu gerçeğe dönüştürmek kolay değildi.
Umay, günlerce atölyesi gibi kullandığı odasında çalıştı. Eski bisiklet parçalarını, birkaç boş şişeyi, dedesinden kalma bir metre teli ve annesinin kullanmadığı eski bir şemsiyenin tellerini bir araya getirdi. Parçaları birleştirmek için babasının alet çantasından gizlice aldığı tornavidaları ve penseyi kullandı. Bazen elleri yağlandı, bazen küçük bir parçayı düşürdü ve onu bulmak için saatler harcadı. Birkaç denemesinde, alet ya çok kısa kaldı ya da istediği kadar sağlam olmadı. Ama Umay pes etmedi. Her başarısızlık, ona bir sonraki deneme için yeni bir fikir verdi. "Her hata, bir sonraki adımı gösteren bir ışık gibidir," diye düşünüyordu.
Sonunda, "Umay'ın Çiçek Uzatma Kolu" hazırdı! Hafif alüminyum borulardan ve geri dönüştürülmüş plastiklerden yapılmış, teleskopik bir yapıya sahipti. Kolu uzatmak için küçük bir düğmeye basmak yeterliydi ve ucundaki yumuşak tutacak, narin çiçeklere zarar vermeden onları yakalayabiliyordu. Umay, icadını sırtına alıp Elif Teyze'nin bahçesine koştu. Elif Teyze, yine en yüksek dallardaki çiçeklere uzanmaya çalışıyordu.
"Elif Teyze, bakın size ne getirdim!" diye bağırdı Umay. Elif Teyze şaşkınlıkla Umay'a baktı. Umay, icadını tanıttı ve nasıl çalıştığını gösterdi. Elif Teyze'nin gözleri parladı. Kolu eline aldı ve kolayca en yüksek dallardaki çiçeklere uzandı. Yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. "Umay, bu harika! Artık tüm çiçeklerime kolayca ulaşabileceğim," dedi minnetle. Umay'ın kalbi mutlulukla dolup taştı. Kendi elleriyle yaptığı bir şeyin başkasına yardım ettiğini görmek, ona dünyadaki en güzel hediyeydi. O gün, Umay sadece bir icat yapmakla kalmamış, aynı zamanda insanlara yardım etmenin ve hayallerinin peşinden gitmenin ne kadar değerli olduğunu da öğrenmişti. Geriye, yeni icatlar yapma heyecanıyla dolu, mutlu bir çocuk kaldı.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.