Aliş ve Parıldayan Altın At

Yapay Zeka ile Oluşturulmuş Masal

Yaş Grubu
Aliş
Okuma Süresi
5 dk
Kategori
Masal

Aliş odasındaki yumuşak mindere oturmuş, pencereden dışarı bakıyordu. Akşamın serin ve tatlı esintisi tül perdeleri hafifçe dalgalandırıyordu. Tam o anda, uzaktaki pencereleri küçük birer fener gibi parlayan koca gökdelenin tepesinden gökyüzüne doğru sıcacık bir ışık süzüldü.

Işığın içinden süzülerek gelen, pırıl pırıl parıldayan küçük bir altın attı. Nalları havada çıtır çıtır sesler çıkarıyor, yelesi bal renginde parıldıyordu. Altın at, pencerenin pervazına tüy gibi hafifçe kondu. Sırtında ise yeşil kadifeden yapılmış, kocaman uykucu gözleri olan minik bir dinozor oturuyordu. İkisi de neşeyle gülümsedi. Kadife dinozor tatlı tatlı esneyerek elindeki masmavi taş parçasını gösterdi. Bu taş, gökdelenin tepesindeki gece lambasının ışık küresiydi. Rüzgâr esince yerinden oynamış, parıltısı azalmıştı. Taşı yerine takmak için küçük bir yardıma ihtiyaçları vardı. Aliş bu neşeli oyuna katılmayı çok istedi.

Birlikte neşeyle fısıldadılar:

"Altın yele rüzgârda, pofuduk adımlar bulutta, tatlı düşler yanımızda."

Altın atın yelesinden göğe doğru puf puf parlayan basamaklar uzandı. Bu basamaklar yumuşacık pamuk gibiydi ve üzerine basınca havaya mis gibi vanilya kokusu yayılıyordu. Küçük adımlarla basamakları birer birer tırmandılar. Kadife dinozor pofuduk kuyruğunu sallayarak neşeyle tıpış tıpış yürüdü. Gökyüzüne uzanan gökdelenin en üst katındaki terasa vardıklarında, bütün şehir altlarında ışıl ışıl bir deniz gibi görünüyordu. Işık küresinin yuvası tam terasın ortasındaki gümüş direkteydi ama biraz yukarıda kalıyordu.

Kadife dinozor parmak ucuna bastı, minik kollarını uzattı ama boyu yetişmedi. Altın at başını yukarı kaldırdı fakat dengesini bulamadı. İkisi de durup düşündüler.

Sonra el ele verip nakaratı yeniden söylediler:

"Altın yele rüzgârda, pofuduk adımlar bulutta, tatlı düşler yanımızda."

İşte o an çok güzel bir çözüm buldular. Kadife dinozor, altın atın sırtına usulca bindi. Aliş de dinozorun uzattığı masmavi ışık taşını iki eliyle tutup direkteki yerine tık diye yerleştirdi. Taş yerine oturur oturmaz gökdelenin tepesinden çevreye sıcacık, pembe ve mor bir ışık dalgası yayıldı. Işık, bütün evlerin çatısına ve gökyüzüne ninni söyler gibi usulca döküldü.

Kadife dinozor sevinçle hırlayarak Aliş'e sarıldı. Altın at da ipek gibi yumuşacık yelesini eline sürttü. Şehir artık geceye hazırdı, gökyüzü güvenle ışıldıyordu.

Üç arkadaş terastan ayrılırken şarkılarını bu kez çok sessizce mırıldandılar:

"Altın yele rüzgârda, pofuduk adımlar bulutta, tatlı düşler yanımızda."

Artık dinlenme vakti gelmişti. Altın at ile minik dinozor, Aliş'i odasındaki yatağına kadar getirdiler. Yorgan lavanta kokulu, kabarık ve sıcacıktı. Pencere usulca kapandı, oda bal sarısı bir loşlukla doldu. Yastık başı kucakladı, omuzlar gevşedi. Uzaktaki dev gökdelen de ışıklarını kısıp nazikçe uykuya daldı. Derin ve sakin bir nefes alındı, rüyalar dünyasına giden yol açıldı.