Bir zamanlar, rengarenk evlerin, cıvıl cıvıl çocukların yaşadığı bir köy vardı. Bu köyde Doğan adında, kalbi sevgi dolu, kocaman gülümsemesi olan bir çocuk yaşarmış. Doğan, her sabah uyandığında ilk iş, pencereden dışarı bakıp "Bugün kime gülücük dağıtabilirim?" diye düşünürdü. Onun öyle tatlı bir gülümsemesi vardı ki, en somurtkan teyzelerin bile yüzünü anında güldürürdü. Doğan herkese sevgi vermeyi, etrafındaki herkesi mutlu etmeyi çok severdi.
Bir gün, Doğan köyün en yüksek tepesine çıkmış, papatyalarla şarkı söylüyor, neşeyle dans ediyordu. Birdenbire gökyüzünden pofuduk mu pofuduk, bembeyaz bir bulut iniverdi yanına. Ama bu sıradan bir bulut değildi. Gözleri vardı, kulakları vardı ve kocaman, neşeli bir ağzı! Bulut havada hafifçe zıplayarak Doğan'a yaklaştı. "Merhaba Doğan!" dedi bulut, sesi yumuşacık bir pamuk şeker gibiydi. "Ben Neşe Bulutu! Senin kocaman kalbindeki sevgiyi, dostluk isteğini hissettim ve sana yardım etmeye geldim."
Doğan şaşkınlıkla bulutun etrafında döndü, gözleri kocaman açılmıştı. "Neşe Bulutu, sen gerçekten konuşuyor musun?" diye sordu. "Elbette!" dedi bulut, havada minik bir takla atarak. "Ve ben sadece sevgi, dostluk ve neşe getiren dilekleri gerçekleştiririm. Hazır mısın Doğan, köydeki herkesin kalbini ısıtmaya ve onlara dostluğu öğretmeye?"
Doğan'ın gözleri parladı. İşte bu tam ona göre bir işti! İlk olarak, köy meydanında her zaman tatlı tatlı didişen iki komşuya, Ayşe Teyze ile Fatma Teyze'ye baktı. Onlar aslında birbirlerini çok severlerdi ama küçük şeylerden kavga ederlerdi. "Neşe Bulutu," dedi Doğan fısıltıyla, "onların kalbine birazcık tatlılık serp ve onları güldür!" Neşe Bulutu hızla ikilinin üzerine doğru uçtu ve pofuduk bedeninden rengarenk, simli pırıltılar dökmeye başladı. Pırıltılar Ayşe Teyze'nin çiçeklerinin daha parlak açmasını sağlarken, Fatma Teyze'nin ise yeni yaptığı ekmeğinin daha kabarık ve mis kokulu olmasını sağladı. İki teyze şaşkınlıkla birbirlerine baktı, sonra kahkahalarla gülmeye başladılar. "Bu sihirli bir gün olmalı!" dediler ve birbirlerine sımsıkı sarıldılar. O günden sonra aralarındaki tüm küslükler uçup gitti, yerini tatlı dostluk sohbetlerine bıraktı.
Doğan ve Neşe Bulutu, köyde neşeyi ve sevgiyi yaymaya devam ettiler. Bir keresinde, köyün en yaşlı sakini Mehmet Amca, çok yalnız hissediyordu. Doğan, Neşe Bulutu'ndan Mehmet Amca'nın penceresine rengarenk kelebekler göndermesini istedi. Bulut öyle çok kelebek gönderdi ki, Mehmet Amca'nın evi adeta hareketli, canlı bir çiçek bahçesine dönüştü. Mehmet Amca, bu güzelliği görünce gözleri doldu ve hemen köydeki çocukları penceresine çağırdı. Hep birlikte kelebekleri izlediler ve Mehmet Amca o gün hiç bu kadar yalnız hissetmediğini fark etti. Çocuklarla kurduğu dostluk onun kalbini ısıtmıştı.
Neşe Bulutu, bazen de komik, şaşırtıcı işler yapardı. Bir keresinde köyün en huysuz kedisi Tekir'i, kuyruğundan tutup havaya kaldırdı ve Tekir hayatında ilk kez kıkırdayarak kahkaha attı! Bütün köy halkı Tekir'in gülüşünü duyunca şaşkınlıktan donup kaldı, sonra hep birlikte gülmeye başladılar. Tekir o günden sonra daha uysal, daha neşeli bir kedi oldu, hatta çocuklarla oynamaya bayılırdı.
Doğan, her gün Neşe Bulutu ile birlikte köyü dolaştı. Kimin bir gülümsemeye ihtiyacı varsa, kimin kalbi biraz kırılmışsa, kimin dostluğa hasretiyse, Doğan ve Neşe Bulutu oradaydı. Doğan herkese sevgiyi, dostluğu ve paylaşmayı öğretti. O, sadece sihirli bir bulutun yardımıyla değil, kendi kocaman kalbindeki sevgiyle de herkese neşe saçıyordu. Köydeki herkes Doğan'ı çok seviyordu çünkü o, kalbindeki sevgiyi her yere, herkese cömertçe dağıtan sihirli bir çocuktu. Ve Neşe Bulutu, Doğan'ın bu güzel kalbini görünce gururla gülümsedi ve köyün üzerinde pofuduk pofuduk süzülmeye devam etti, yeni maceralara doğru.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.