Çok uzaklarda, masmavi gökyüzünün altında, rengârenk çiçeklerle dolu, şırıl şırıl akan derelerin olduğu, güneşi her zaman parlayan harika bir şehir varmış. Bu şehrin adı Mutluluk Şehri'ymiş. Ve bu güzel şehirde, anne ve babasının gözbebeği, neşe dolu, bazen sakin bazen de yaramazlıklarla dolu bir çocuk yaşarmış: Adı Doruk Ege!
Doruk Ege'nin annesiyle babası onu o kadar çok sevmişler ki, onu hep beklemişler. Sonunda Doruk Ege geldiğinde, evleri kahkahalarla, sarılmalarla ve öpücüklerle dolmuş taşmış. Her sabah, Güneş ışıkları Doruk Ege'nin odasına süzüldüğünde, Doruk Ege mışıl mışıl uyuduğu kendi yatağında uyanırmış. Evet, evet, Doruk Ege artık kocaman bir çocuk olmuş, kendi yatağında uyuyormuş! Yatağından kalkar kalkmaz, esneyip gerinir, sonra da pıt pıt ayaklarıyla banyoya koşarmış.
"Günaydın anneciğim, günaydın babacığım!" diye seslenirken, hemen küçük tuvaletine otururmuş. Çünkü Doruk Ege artık annesinin ve babasının yardımı olmadan, pırıl pırıl tuvaletini kendi başına yapabiliyormuş. "Aferin benim aslan oğluma!" diye annesi onu her zaman kocaman öpermiş. Ne kadar sevinçli olurmuş Doruk Ege o zaman!
Kahvaltıda annesi ona rengârenk meyveler ve süt hazırlarken, Doruk Ege etrafına neşeyle bakınırmış. "Anneciğim, bugün parka gidecek miyiz?" diye sorarmış merakla. Annesi gülücüklerle "Elbette tatlım, ama önce kahvaltımızı bitirelim ve dişlerimizi fırçalayalım," derken, Doruk Ege hemen annesinin sözünü dinlermiş. Çünkü o, annesinin söylediklerinin kendisi için en iyisi olduğunu bilirmiş. O kadar akıllıymış ki!
Parkta Doruk Ege'nin enerjisi hiç bitmezmiş. Salıncakta sallanır, kaydıraktan kayar, topuyla koşar dururmuş. Bazen yaramazlık yapıp kelebeklerin peşinden koşarken, annesinin "Doruk Ege, çok uzaklaşma yavrum!" sesini duyunca hemen geri döner, annesinin elini tutarmış. O, annesinin sözünü dinlemeyi çok severmiş.
Öğlen olunca eve döner, anne ve babasıyla lezzetli yemekler yermiş. Sonra biraz dinlenir, kitaplara bakar, resimler yaparmış. Akşam olunca da, babası ona en sevdiği masalı okurmuş. Doruk Ege, masalı dinlerken gözleri yavaşça kapanırmış. Annesiyle babası onu kendi yatağına yatırır, üstünü güzelce örterlermiş. "İyi geceler canım oğlum," derler, alnından öperlermiş. Doruk Ege, kendi yatağında mışıl mışıl uyurken, rüyalarında Mutluluk Şehri'nin en güzel parklarında oynar, kelebeklerle dans edermiş. O, annesini dinleyen, kendi yatağında uyuyan ve tuvaletini kendi yapan çok mutlu bir çocukmuş. Ve Mutluluk Şehri'nde herkes onu çok severmiş!
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.