Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların en güzelinden, masmavi hayallerin en derininden kopup gelen, 9 yaşında, pırıl pırıl gözlü bir kız yaşarmış. Adı Elif’miş. Elif, odasının penceresinden her gece gökyüzünü izlemeyi, yıldızlarla sohbet etmeyi çok severmiş. Onlarla sessizce konuşur, her birine ayrı bir ad takarmış. Ama içten içe hep, “Acaba bir yıldız, bir gün bana düşer mi?” diye hayal edermiş.
İşte tam da böyle bir gecede, gökyüzünde minicik, tatlı bir parıltı belirmiş. Bu parıltı, diğer yıldızlardan biraz farklıymış; sanki yolunu kaybetmiş, biraz da ürkmüş gibi titriyormuş. Yavaşça süzülmüş, süzülmüş ve Elif’in odasının penceresine doğru gelmiş. Puf! diye hafif bir sesle, minicik, tatlı bir yıldız Elif’in odasına düşmüş! Yıldız, halının üzerinde, sanki üşümüş gibi hafifçe parlayıp sönüyormuş.
Elif ilk başta şaşırmış ama hiç korkmamış. Yavaşça yere eğilip, nazikçe yıldızı avucuna almış. Yıldız, Elif’in sıcacık avucunda daha parlak bir ışıkla canlanmış. Sanki tatlı tatlı titreyerek konuşuyormuş gibi gelmiş Elif’e. Elif, yıldızın ailesinden koptuğunu ve gökyüzüne geri dönemediğini, bu yüzden çok üzgün olduğunu anlamış. "Merak etme," demiş Elif, minik dosta bakarak, "Sana yardım edeceğim. Söz veriyorum, yuvana dönmen için bir yol bulacağız!"
İşte böylece, Elif ile bu minik Yıldız arasında eşsiz ve eğlenceli bir dostluk başlamış. Gündüzleri Yıldız, Elif’in oyuncak kutusunda, yumuşacık pamukların arasında gizlenirmiş. Geceleri ise Elif’in kulağına, uzay boşluğundaki maceralarını, galaksilerin sırlarını ve diğer yıldız kardeşlerini fısıldarmış. Elif de ona dünyadaki güzellikleri anlatırmış: yemyeşil ağaçları, rengârenk çiçekleri, şarkı söyleyen kuşları… Yıldız, Elif’in anlattığı her şeye hayran kalır, ışığıyla sevinçle parıldarmış.
Bir gün Yıldız, Elif’e çok önemli bir söz vermiş: "Elif, eğer bir gün gökyüzüne geri döner ve eskisi gibi parlak, güçlü bir yıldız olursam, söz veriyorum ki her zaman senin için en parlak şekilde parlayacağım. Yolunu kaybettiğinde, gökyüzüne bakıp beni bulacaksın. Ben seni asla unutmayacağım, sen benim en iyi arkadaşım oldun." Elif de gözleri parlayarak ona, "Ben de seni asla unutmayacağım, sen benim en özel yıldızımsın," demiş.
Günler geçtikçe Yıldız’ın ışığı, Elif’in sevgisi ve dostluğuyla daha da güçlenmeye başlamış. Sanki gökyüzü, kaybettiği küçük dostunu geri çağırıyormuş gibi hissetmiş. Bir gece, gökyüzünde daha önce hiç görmediği kadar parlak, uzun bir yıldız kayması olmuş. Yıldız, Elif’in avucunda parıldayarak, "Sanırım şimdi tam zamanı," diye fısıldamış. "Gökyüzü beni çağırıyor, Elif."
Elif’in içi biraz burkulmuştu, Yıldız’ın gitmesine üzülüyordu ama Yıldız’ın sözünü tutması gerektiğini ve ait olduğu yere dönmesi gerektiğini biliyordu. Pencereyi açmış. Yıldız, Elif’in avucundan süzülerek usulca gökyüzüne doğru yükselmiş. Işığı gittikçe güçleniyor, gökyüzüne doğru bir meşale gibi parlıyormuş. Elif, gözleri dolarak onu izlemiş.
Yıldız, gökyüzündeki yerini almış. Ama o, artık diğer yıldızlardan çok daha farklı, daha parlak ve en önemlisi daha sabit bir şekilde parlıyormuş. Her gece aynı yerde duruyor, tıpkı Elif’e söz verdiği gibi, hiç yerinden ayrılmıyormuş. Yıllar geçtikçe, insanlar bu özel yıldıza dikkat etmeye başlamışlar. Onun her zaman aynı yerde durduğunu, yolculara, denizcilere ve kaybolanlara doğru yolu gösterdiğini fark etmişler. Ve ona "Kutup Yıldızı" adını vermişler.
Elif büyüdü ama her gece o yıldıza bakmayı hiç bırakmadı. Bilirdi ki o, onun minik arkadaşıydı, sözünü tutan, her zaman orada olan, neşeli Kutup Yıldızı’ydı. Kutup Yıldızı, sadece gökyüzündeki bir ışık değil, aynı zamanda dostluğun ve verilen sözlerin ne kadar önemli olduğunun bir efsanesi haline gelmişti. Elif her gece ona bakıp gülümsedi. Yıldız da gökyüzünden ona göz kırptı sanki, "Sözümü tuttum," der gibi.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.