Eliz Ada, yeni doğmuş, çok tatlı bir prensesti. Pembe yanakları, gül gibi dudakları ve parlak gözleri vardı. Annesi ve babası onu çok seviyordu. Ama Eliz Ada, bazen biraz yaramazlık yapmayı severdi. Bir gün, sarayın bahçesindeki çiçekleri koparıp, taç yapmaya karar verdi. 'Bütün çiçekleri koparacağım!' diye düşündü. Annesi, 'Eliz Ada, çiçekleri koparmamalısın, onlar güzel kokuyor ve arılar için çok önemliler' dedi. Eliz Ada, annesinin sözünü dinlemedi ve birkaç çiçek daha kopardı. Sonra, sarayın büyük mutfağında bulunan tüm çilekleri yedi. 'Çok lezzetliler!' diye mırıldandı. Yemek vakti geldiğinde, Eliz Ada, yemeğini yemeyi reddetti. 'Ben çilek yedim, karnım çok dolu!' dedi. Babası, 'Eliz Ada, yaramazlık yapmamalısın. Herkes için yeterince yemek var ve herkesin kendi yemeğini yemesi gerekir' dedi. Eliz Ada, babasının sözlerini dinleyerek, yemeğini yedi. O günden sonra, Eliz Ada, yaramazlık yapmamaya çalıştı. Çiçekleri koparmadı, mutfağın yiyeceklerine dokunmadı ve hep yemeğini yedi. Annesi ve babası, Eliz Ada'nın iyileşmesinden çok mutlu oldular. Eliz Ada, yaramazlık yapmamanın ne kadar güzel olduğunu anladı ve bundan sonra hep iyi bir kız oldu. 'Yaramazlık yapmak eğlenceli görünse de, iyi davranmak çok daha güzelmiş!' dedi Eliz Ada mutlu bir şekilde.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.