Güneş, pırıl pırıl parlıyordu, kuşlar cıvıltılarla sabaha merhaba diyordu. Küçük Eliza, bahçesindeki papatyaların arasında oyun oynarken, gökyüzünde parıldayan bir yıldızı fark etti. Yıldız, diğerlerinden daha parlak ve daha güzeldi. Eliza, yıldızın gizemli ışığına kapılıp, 'Acaba o yıldız kimin?' diye düşündü.
Annesi, Eliza'nın yanına gelip, 'Küçük kızım, yıldızlar uzak diyarlardan gelen ışık parçacıklarıdır. Her birinin kendi hikayesi vardır, tıpkı senin gibi' dedi. 'Ancak, gördüğümüz herkese güvenmemeliyiz. Bazıları, dost görünür, ama aslında kötü niyetli olabilirler.'
Eliza, annesinin sözlerini dikkatle dinledi. O gün, köyün kenarında yaşayan yaşlı bir adam, Eliza'ya yaklaştı. Adam, 'Sevgili kızım, sana çok güzel bir hediye vereceğim' dedi gülümseyerek. Adamın elinde, parıldayan bir taş vardı. Taş, Eliza'nın gördüğü parlak yıldız gibiydi.
Eliza, önce biraz çekindi. Annesinin sözleri aklına geldi. 'Gördüğümüz herkese güvenmemeliyiz' diye düşündü. Adamın gözlerine dikkatle baktı. Adamın gözlerinde bir tuhaflık vardı, sanki bir şey gizliyordu. Eliza, cesaretini toplayıp, 'Teşekkür ederim, ama ben bu hediyeyi kabul edemem' dedi. 'Ben, tanımadığım insanlardan hediye kabul etmeyi öğrenmedim.'
Yaşlı adam, Eliza'nın cevabına şaşırdı. 'Peki, neden?' diye sordu.
Eliza, 'Annem, tanımadığımız insanlara güvenmememiz gerektiğini söyledi. Siz kimsiniz ve bu taşı bana neden veriyorsunuz?' diye sordu.
Adam, 'Ben, sadece iyi niyetli bir gezginim. Bu taş, gökyüzündeki yıldızlardan bir parçadır, sana şans getirecektir.' diye cevapladı, fakat sesinde bir titreme vardı. Adamın gerginliği Eliza'ya daha da şüphe uyandırdı.
Tam o sırada, köyün bekçisi, yaşlı adamın yanına geldi. Bekçi, 'Bu adamı tanıyorum, o köyümüzden birkaç kişiyi kandırıp değerli eşyalarını çalmış bir dolandırıcı!' diye bağırdı. Yaşlı adam, bekçiyi görünce kaçmaya çalıştı, fakat bekçi ve birkaç köylü onu yakaladı.
Eliza, çok korkmuştu. Eğer yaşlı adamın teklifini kabul etseydi, ne olacağını düşününce tüyleri diken diken oldu. Annesinin öğüdü sayesinde tehlikeden kurtulmuştu.
Köylüler, yaşlı adamı yetkililere teslim ettiler. Eliza, evine döndüğünde annesine sarıldı ve 'Annem, çok haklıymışsın. Gördüğümüz herkese güvenmemeliyiz' dedi. Annesi, Eliza'yı kucaklayıp, 'Sevgili kızım, akıllı ve uyanık olduğun için çok gurur duyuyorum. Hayatımızda karşılaşacağımız birçok tehlike olabilir ama dikkatli ve uyanık olursak, her zaman doğru yolu bulabiliriz.' dedi.
O günden sonra, Eliza, her zaman dikkatli ve uyanık oldu. Tanımadığı insanlardan hediye kabul etmedi ve her zaman annesinin öğütlerini hatırladı. Eliza, bu olaydan büyük bir ders çıkardı ve her zaman güvendiği insanlarla birlikte olmanın önemini anladı. Parlayan yıldız da, gökyüzünde parıldamaya devam etti, Eliza'ya iyi insanların her zaman var olduğunu hatırlatıyordu. Ve Eliza, mutlu mesut yaşadı. Olaydan sonra, köyde herkes, çocuklarına gördükleri herkese güvenmemeleri gerektiğini öğretti. Köy, birlik ve beraberlik içinde güvenli ve mutlu bir yer olarak kaldı.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.