Gökçe'nin yemyeşil bir bahçesi vardı. Her sabah uyandığında ilk işi, penceresinden bahçesindeki çiçeklere ve cıvıl cıvıl öten kuşlara bakmak olurdu. Gökçe çok sevecen bir çocuktu ve tüm canlıları çok severdi. Bir gün, bahçesinin hemen arkasındaki, büyük, gür yapraklı ağaçlarla dolu ormanı merak etti. Annesi, "Gökçe'ciğim, orman çok büyük, tek başına gitme," derdi ama Gökçe'nin kalbi ormanın sırlarını keşfetmek istiyordu.
Bir öğleden sonra, Gökçe bahçesinde oynarken minik bir ses duydu. "Pik, pik!" Bu ses, daha önce hiç duymadığı kadar hüzünlüydü. Sesin peşinden gittiğinde, bahçesinin duvarının arkasında, büyük bir meşe ağacının dibinde, minicik bir kuş yavrusu gördü. Yavru kuşun kanadı hafifçe bükülmüştü ve uçamıyordu. Gökçe'nin kalbi sızladı. Hemen yere eğildi, minik kuşa sevgiyle baktı. "Ah, canım benim," diye fısıldadı.
Gökçe, yavru kuşun acısını hissetmişti. Onu nazikçe ellerinin arasına aldı. Kuş, Gökçe'nin sıcak ellerinde biraz olsun rahatladı. Gökçe onu evine götürdü, annesine gösterdi. Annesi de Gökçe kadar şefkatliydi. Birlikte minik kuşun kanadına dikkatlice bir bandaj sardılar. Gökçe, kuş yavrusuna "Cici" adını verdi ve ona özenle baktı. Her gün taze su ve minik tohumlar getirdi, onunla tatlı tatlı konuştu. Cici'nin kanadı iyileşmeye başladıkça, Gökçe'ye daha çok alıştı, hatta omzuna konup mırıldanmaya başladı.
Bir hafta sonra, Cici'nin kanadı tamamen iyileşmişti. Gökçe çok mutluydu ama aynı zamanda Cici'den ayrılacağı için biraz hüzünlüydü. "Cici artık uçabilir," dedi annesi. "Onu ait olduğu yere, ormana geri götürmeliyiz." Gökçe, Cici'yi nazikçe avucuna aldı ve ormanın girişine doğru yürüdü. Tam Cici'yi serbest bırakacakken, ağaçlardan bir ses geldi. "Teşekkür ederiz, güzel çocuk." Gökçe şaşırdı. Ağaçlar konuşuyor muydu? Evet, ağaçlar Gökçe'nin iyiliğini ve hayvanlara olan sevgisini görmüştü.
Cici havalandı ve diğer kuşlarla birlikte neşeyle uçtu. Ormanın derinliklerinden başka hayvanlar da çıktı. Bir sincap, bir tavşan ve minik bir geyik yavrusu Gökçe'ye yaklaştılar. Gözlerinde minnet vardı. Ağaçların sesi tekrar yükseldi: "Gökçe, senin kalbin o kadar güzel ki, tüm orman bunu hissediyor. Sen bizim dostumuzsun. Bizim hayvan dostlarımızı koruduğun için sana minnettarız." Gökçe, ormanın ve tüm hayvanların bir aile olduğunu, hep birlikte yaşayıp birbirlerine yardım etmeleri gerektiğini anladı. O günden sonra Gökçe, ormandaki tüm canlıların en iyi arkadaşı oldu. Onları her zaman sevgiyle koruyacağına söz verdi. Her gece yatağına yattığında, ormandaki macerasını ve yeni dostlarını düşünerek tatlı rüyalara dalardı.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.