Bir varmış bir yokmuş, kış mevsimi gelince her yeri bembeyaz bir örtüyle kaplayan, minicik bir köyde, Hazal adında pırıl pırıl gözleri olan, kalbi iyilikle dolu bir kız yaşarmış. Hazal, kar yağdığında pencere kenarına koşar, her bir kar tanesinin dans edişini hayranlıkla izlermiş. Ona göre kar, gökyüzünden dökülen inci taneleri gibiymiş. Her biri o kadar güzel ve eşsizmiş ki!
O sabah da uyanır uyanmaz pencereye koştu Hazal. Gördüğü manzara karşısında küçük kalbi sevinçle doldu. Gece yağan kar, her yeri pamuk tarlasına çevirmişti. Ağaçlar bembeyaz gelinlikler giymiş, çatılar puf puf olmuştu. Hazal hızlıca kahvaltısını yaptı, annesinden izin alıp kalın giysilerini giydi ve kendini karların büyülü dünyasına attı.
Dışarıda, karın ayaklarının altında "gıcır gıcır" eden sesi ona şarkı söylüyormuş gibi geliyordu. Bir süre karla oynadı, minik kardan adamlar yaptı, karda yuvarlandı. Sonra biraz ileride, minik bir kuşun titreyerek dalda durduğunu gördü. Kuşun yiyecek aradığı ama her yer karla kaplı olduğu için bulamadığı belliydi. Hazal'ın içi cız etti. "Ah zavallı kuş," diye mırıldandı.
Hemen eve koştu. Annesinden biraz buğday tanesi ve ekmek kırıntısı istedi. Annesi merakla sordu: "Ne yapacaksın bunlarla Hazalcığım?" Hazal gülümseyerek: "Kuşlar aç kalmasın diye anneciğim, onlara bir iyilik yapacağım!" dedi. Annesi Hazal'ın bu düşüncesine çok sevindi ve ona yardımcı oldu.
Hazal, elinde minik kasesiyle tekrar dışarı çıktı. Kuşun yanına yaklaştı, usulca buğdayları ve kırıntıları yere serdi. Sonra da biraz uzağa çekilip kuşun gelmesini bekledi. Çok geçmeden, minik kuş Hazal'ın iyilik dolu hareketini fark etti ve cesurca yere konup karnını doyurmaya başladı. Ardından başka kuşlar da geldi. Hepsi mutlu mutlu yemlerini yiyorlardı.
Hazal, kuşların bu sevincini izlerken içini sıcacık bir duygu kapladı. O an anladı ki, kar sadece bembeyaz güzelliğiyle değil, aynı zamanda iyilik yapma fırsatlarıyla da doluymuş. Karların soğuk görüntüsünün altında, sıcacık kalplerin iyilik yapma isteği gizliymiş. Hazal, kuşların keyifle yem yediğini görünce gülümsedi. Sanki karlar da Hazal'ın bu iyiliğine karşılık, daha da parlak, daha da güzel parlıyordu. O gün Hazal, iyilik yapmanın kalbi nasıl ısıttığını, karın da iyilikle birleşince nasıl daha anlamlı ve güzel olduğunu öğrendi. Ve her kar yağdığında, bu güzel anıyı hatırladı, daha nice iyilikler yapmaya söz verdi. Karlar, sadece dünyayı değil, kalpleri de güzelleştiriyordu.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.