Bir zamanlar, güneşi hiç batmayan, neşeyle dolu minicik bir evde, Esila ve Defne adında iki pırıl pırıl kız kardeş yaşarmış. Esila altı yaşındaymış, Defne ise beş. Gözleri sevgiyle parlar, kalpleri iyilikle çarparmış. Anneleri Şevval ve babaları Samet ile birlikte, her günleri kahkahalarla dolu geçermiş.
Bir sabah, pırıl pırıl güneş içeri süzülüp odalarını aydınlattığında, Esila ve Defne uyanmışlar. Pencereden gelen kuş sesleri onlara "Günaydın!" der gibiymiş. Esila esnemiş, Defne de gözlerini ovuşturmuş. "Abla," demiş Defne, "Bugün ne yapsak ki?" Esila düşünmüş, düşünmüş ve aklına harika bir fikir gelmiş. "Bugün annemize ve babamıza küçük bir sürpriz yapalım mı?" Defne'nin gözleri parlamış. "Nasıl bir sürpriz?"
Esila fısıldayarak planını anlatmış: "Annemiz ve babamız uyanmadan onlara kahvaltı hazırlayalım! Ve belki de bahçedeki çiçekleri sulayalım." Defne bu fikre bayılmış. Sessizce yataktan kalkmışlar, minicik ayak sesleriyle mutfağa süzülmüşler. Esila sandalyeyi çekip tezgaha uzanmış. Defne ise masayı silmeye gönüllü olmuş. Küçük elleriyle peynirleri ve zeytinleri tabağa dizmiş Esila, Defne de annelerinin en sevdiği papatya desenli fincanları masaya koymuş. Bir yandan da mırıl mırıl şarkı söylüyorlarmış. Tabii ki birazcık da ortalığı dağıtmışlar ama önemli olan niyetleriymiş!
Kahvaltı tabağını hazırladıktan sonra, bahçeye çıkmışlar. Minik sulama kaplarını alıp susamış çiçeklerin yanına gitmişler. Her bir çiçeğe "Seni seviyoruz," der gibi nazikçe su vermişler. Papatyalar, güller ve rengarenk laleler sanki onlara teşekkür eder gibi hafifçe sallanmış. İçleri mutlulukla dolmuş. Bir iyilik yaptıkları için kalpleri sıcacık olmuştu.
Anneleri Şevval ve babaları Samet uyanıp mutfağa geldiklerinde gözlerine inanamamışlar. Mis gibi bir kahvaltı masası ve bahçeden gelen çiçek kokusu onları karşılamış. "Vay canına!" demiş babaları Samet. Anneleri Şevval gülümseyerek "Bu harika sürprizi kim hazırladı bakalım?" diye sormuş. Esila ve Defne kıkırdayarak arkalarından çıkmışlar. "Biz yaptık!" diye bağırmışlar aynı anda.
Anneleri ve babaları, kızlarına sıkıca sarılmışlar. "Canım kızlarım, bu çok nazik bir düşünce. Bizi çok mutlu ettiniz," demiş anneleri Şevval. Babaları Samet de "Siz bu evin en tatlı, en iyi kalpli kızlarısınız," diye eklemiş. Hep birlikte kahvaltılarını yapmışlar. O gün, evleri her zamankinden daha neşeli, daha sevgi doluymuş. Esila ve Defne, küçücük bir iyiliğin ne kadar büyük bir mutluluk getirebileceğini bir kez daha öğrenmişlerdi. Kalpleri kelebekler gibi çırpınırken, "İyilik yapmak ne kadar da güzel bir duygu!" diye fısıldamışlar birbirlerine. Ve o günden sonra, her fırsatta küçücük iyilikler yaparak hem kendilerini hem de çevrelerindekileri mutlu etmeye devam etmişler. Çünkü biliyorlarmış ki, iyilik paylaştıkça çoğalan bir hazineymiş.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.