Koca Burun, adından da anlaşılacağı gibi, gerçekten kocaman bir burnu olan bir kabaktı. Kabak evde, Meyve ve Sebze Gezegeni'ndeki Elma Sokak'ta, Kavurma Mahallesi'nde, Et Döner Ağacının yanında yaşıyordu. Üzerinde şeftali kabuğundan yapılmış kıyafetler, ayaklarında biberden yapılmış ayakkabılar ve başında armuttan yapılmış bir şapka vardı. Bütün gün müzik çalıp şarkı söyler, çok obur bir kabaktı. İki kardeşi vardı: Koca Ağız ve Koca Ayak. Üçünün de nefesi lahmacun kokuyordu, bu da komşularını bazen hem güldürüyor hem de biraz rahatsız ediyordu.
Bir gün, Koca Burun'un en sevdiği yemek olan 'Lahmacunlu Patates Kızartması'ndan yapılmış devasa bir pasta yaptı. Pasta o kadar büyüktü ki, tüm Kavurma Mahallesi'ni kokusuyla doldurmuştu. Tam pastayı yemeye başlarken, 'Çilek Kralı'nın sarayından bir haberci geldi. 'Çilek Kralı'nın değerli 'Gülücük Taşı' çalınmıştı ve şüpheliler arasında, bilinmeyen bir nedenle, Koca Burun da vardı!
Koca Burun, 'Ben asla bir taş çalmam!' diye bağırdı, burnundan lahmacun kokulu bir duman fışkırtarak. Ama kralın habercisi onu dinlemedi ve Koca Burun'u saraya götürdü. Saray, her yerden çilek kokan, ışıltılı bir yerdi. Koca Burun, garip çilek şekilli koridorlardan geçerken, bir sürü komik şapkaya sahip bekçiyle karşılaştı. Bekçiler, 'Çilek Kralı'nın en değerli koruyucularıydılar, ama aynı zamanda çok da uykudularmış gibi görünüyorlardı.
Koca Burun, mahkemeye çıkarıldı. Çilek Kralı, tahtında oturmuş, üzeri çileklerle süslenmiş bir taç takmıştı. 'Suçunu itiraf et!' diye buyurdu öfkeli bir sesle. Koca Burun, 'Ben masumum!' diye cevap verdi, sesi biraz lahmacun kokuyordu. 'Ben sadece pastamı yiyordum!' Kral, Koca Burun'un masumiyetine pek inanmıyordu, çünkü burnu o kadar büyüktü ki, taşı rahatlıkla saklayabileceği düşünülüyordu.
Tam o sırada, Koca Ağız ve Koca Ayak içeri koştular. 'Biz suçluyuz!' diye haykırdılar. 'Biz 'Gülücük Taşı'nı çaldık, çünkü kralın bahçesindeki çilekleri yemek istiyorduk ve bu taş, bize çilek bahçesinin kapısını açacaktı!' Koca Ağız ve Koca Ayak, 'Gülücük Taşı'nı kralın önüne koydular. Kral, büyük bir sevinçle taşı alırken, Koca Burun'un rahatladığını gördüler.
Kral, Koca Burun'un masumiyetini anlayınca özür diledi ve üç kardeşin lahmacunlu pastayı birlikte yemeleri için izin verdi. Bu olaydan sonra, Koca Burun, Koca Ağız ve Koca Ayak, kendilerini daha iyi tanıtmak için bir 'Lahmacun Kokulu Müzik Grubu' kurdular. Her konser sonunda, kralın bahçesinden çalınan çilekleri geri döndürdüler ve böylece üç kardeş, Çilek Kralı'nın yakın arkadaşları oldular. Ve herkes, Lahmacun kokusunun her zaman mutluluk ve dostluk getirmediğini öğrendi, ama bazen eğlenceli anlara yol açabileceğini de anladılar.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.