Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarlarda değil, hemen yanı başımızda, rengârenk bir evde Mahmut Efe adında pırıl pırıl bir çocuk yaşarmış. Mahmut Efe o kadar hareketli, o kadar eğlenceliymiş ki, sanki içinde küçük bir zıpzıp yay varmış gibi hiç durmadan zıplar, hoplar, güler, kahkahalar atarmış. Hele ki bugün, sıradan bir gün değilmiş! Bugün, Mahmut Efe'nin beşinci yaş günüymüş!
Sabahın ilk ışıkları penceresinden içeri süzülürken, Mahmut Efe yatağında bir sağa bir sola yuvarlanmış, sonra birden gözlerini kocaman açmış. "Doğum günü! Benim doğum günüm!" diye fısıldamış kendi kendine. Yatağından fırladığı gibi, bir roket gibi ablası Arven'in odasına koşmuş. Arven, yatağında mışıl mışıl uyurken, Mahmut Efe nazikçe (!) yatağının kenarını zıplayarak sallamaya başlamış. "Abla, abla! Kalksana! Bugün benim doğum günüm! Tam beş yaşındayım!"
Arven, kardeşinin heyecanlı sesine uyanmış, gözlerini yavaşça açmış. Mahmut Efe'nin pufur pufur yanaklarını sıkmış gülerek. "Günaydın doğum günü çocuğu! Biliyorum canım kardeşim, nasıl unuturum ki senin bu özel gününü?" Arven, Mahmut Efe'yi sımsıkı kucaklamış. Kardeşine olan sevgisi, sabah güneşi gibi içini ısıtmış.
İkisi el ele mutfağa koşmuşlar. Ne görsünler! Anne ve babaları mutfağı rengârenk balonlar ve süslerle donatmış! Masanın ortasında kocaman, çikolatalı bir doğum günü pastası duruyormuş. Mahmut Efe'nin gözleri parlamış, ağzı kulaklarına varmış. "Vaay! Şahane!" diye bağırmış sevinçle. Kahvaltıda bile yerinde duramamış, sandalyenin üstünde zıpzıp durarak şarkılar söylemiş.
Günün geri kalanı bir şenlik havasında geçmiş. Mahmut Efe, ablası Arven'le bahçede saklambaç oynamışlar, top peşinde koşmuşlar, sonra da babasıyla komik taklitler yapmışlar. Arven, kardeşinin her oyununa katılmış, onun kahkahalarına kendi kahkahalarını katmış. Mahmut Efe topu yakalamakta zorlandığında, Arven sabırla ona nasıl tutacağını göstermiş. İşte o anlarda, kardeşlik sevgisi ve birbirlerine olan bağlılıkları öyle güzel parlamış ki, sanki etraflarında minik ışıklar dans ediyormuş.
Akşam olduğunda, sıra hediyelere gelmiş. Mahmut Efe, annesinden rengârenk bir araba, babasından ise sesli bir robot almış. Ama en çok, ablası Arven'in hediyesine sevinmiş. Arven, kendi elleriyle, Mahmut Efe'nin en sevdiği dinazoru çizdiği kocaman bir resim yapmıştı. Resimde Mahmut Efe, dinazoruyla el ele tutuşmuş, gökyüzünde uçuyor gibi görünüyormuş. Mahmut Efe, bu resmi alıp Arven'e sımsıkı sarılmış. "Bu, benim en güzel hediyem, abla! Çünkü sen yaptın!" demiş, sesi biraz titreyerek.
Pasta kesildikten sonra, Mahmut Efe dileğini fısıldayarak mumu üflemiş. Bütün aile ona sarılmış. Mahmut Efe, anne babasının ve ablasının sıcak kolları arasında, kalbinin sevgiyle dolup taştığını hissetmiş. Bu neşe dolu, eğlenceli ve hareketli doğum günü, ona aile olmanın, birbirini sevmenin ve her zaman birbirine destek olmanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha öğretmiş. Yatağına yattığında, "Bugün hayatımın en ama en güzel günüydü!" diye mırıldanmış. Arven de yanağına bir öpücük kondurmuş. "Çünkü biz birbirimizi çok seviyoruz Mahmut Efe," diye fısıldamış. Mahmut Efe, gülümseyerek tatlı rüyalara dalmış, içindeki zıpzıp yay bile bugün biraz yorulmuştu ama kalbi sevgiyle doluydu.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.