Bulutların hemen üstünde, pamuk gibi yumuşak bir vadide masal gibi bir okul vardı. Bu okulun pencereleri taze nane ve vanilya kokulu ılık rüzgarlarla aralanır, bahçesi pembe sabah ışığıyla aydınlanırdı. Bir sabah, gökyüzündeki neşeli çan sesi tatlı bir melodiyle çaldığında öğrenciler pıtış pıtış koşarak sınıfa doluştu. Hepsinin sırtında pofuduk küçük kanatları, gözlerinde ise merak dolu pırıltılar vardı.
Öğretmen, kapıda durmuş her birini sıcacık bir tebessümle karşılıyordu. Miniklerin başlarını okşuyor, sabah serinliğinde üşüyen minik patilerini sevgiyle ısıtıyordu. Sınıfın içi ahşap kokuyordu, yerler yumuşacık yosun halılarla kaplıydı. O gün sınıfta çok özel bir uğraş vardı. Bahçedeki Sevgi Ağacı'nın en tepesinde parıldayan altın renkli düş meyvesini hep birlikte toplayacak ve sınıfın ortasındaki neşe kasesine koyacaklardı. Ancak minik öğrenci Maviş, parmak uçlarına bassa bile ağacın dalına yetişemedi. Kanatları henüz küçücük olduğu için yükseğe uçamıyordu.
Maviş biraz duraksadı, omuzları hafifçe düştü. O anda öğretmen usulca yanına yaklaştı ve güven veren yumuşak sesiyle fısıldadı. Arkadaşları da hemen etraflarında sıcacık bir halka oldu. Hep birlikte okulun neşeli şarkısını söylediler:
"Birlikte gülümser, birlikte öğreniriz; el ele verir, yolu buluruz."
Maviş arkadaşlarının gözlerindeki pırıltıyı görünce içini tatlı bir huzur kapladı. Tavşancık Yumuk, hemen öne çıktı ve "Benim sırtım çok güçlü, bana basıp yükselebilirsin," dedi. Minik Sincap Çıtçıt da dalları iki eliyle tutarak yolu açtı. Öğretmen ise kollarını arkalarında kocaman açmış, güvenli bir gölge gibi onları sarıyordu. Ancak Maviş tam meyveye uzanırken hafif bir rüzgar esti ve dal biraz yukarı doğru salındı. Meyveye dokunamamıştı ama arkadaşları hiç bırakmadı, Yumuk kıpırdamadan durdu, Çıtçıt sımsıkı tutmaya devam etti.
Hiçbiri vazgeçmedi, birbirlerine güvenle gülümsediler ve aynı şarkıyı daha güçlü bir fısıltıyla söylediler:
"Birlikte gülümser, birlikte öğreniriz; el ele verir, yolu buluruz."
Bu defa diğer iki öğrenci de yardıma koştu. Biri Yumuk'un patisini tuttu, diğeri dalı hafifçe aşağıya doğru eğdi. Öğretmen de sevgi dolu bakışlarıyla onlara cesaret verdi. Maviş minik parmaklarıyla altın renkli meyveyi dalından incitmeden kopardı. Meyve kaseye konduğu anda bütün sınıfın içi ılık bir ballı süt kokusuyla doldu, etrafa yumuşacık sarı ışıklar saçıldı. Hepsi birbirine sevinçle sarıldı. Birbirlerine olan sevgileri ve yardımlaşmaları, boylarından çok daha yükseğe ulaşmalarını sağlamıştı.
Vakit ilerledi, gökyüzü yavaşça koyu laciverte büründü. Günün koşturmacası yerini tatlı bir sessizliğe bıraktı. Bahçedeki rüzgar artık bir ninni gibi hafif esiyordu. Öğrenciler okulun yumuşak bulut minderlerine usulca uzandılar. Üzerlerine serilen lavanta kokulu battaniyeler sıcacıktı. Yorganı çenelerine kadar çektiler, yastıklarına başlarını koydular. Derin ve sakin bir nefes aldılar, nefesi yavaşça verirken gökyüzündeki yıldızların parıltısını izlediler. Öğretmenin şefkatli fısıltısı odayı sararken göz kapakları ağırlaştı, hepsi kendini tatlı ve huzurlu bir uykunun kollarına bıraktı.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.