Bir zamanlar, yeşil tepelerle çevrili, şirin bir köyde Ömer ve Esma adında iki kardeş yaşarmış. Ömer, yaramaz ve biraz da şımarık, Esma ise nazik ve uysal bir kızmış. İkisi de birbirlerini çok severlermiş ama arada ufak tefek tartışmalar da yaşarmış. Bir gün, anneleri onlara 'Bugün öğlen namazını birlikte kılacağız, sonra da bahçede oyun oynayacağız' demiş. Ömer, 'Tamam anneciğim!' demiş ama Esma'nın biraz gönülsüz olduğunu görmüş. 'Esma, neden üzgünsün?' diye sormuş. Esma, 'Ömer, hep bağırıyorsun, oyun oynarken beni dinlemiyorsun' demiş üzgün bir sesle. Ömer, 'Özür dilerim Esma! Bundan sonra bağırmayacağım, söz veriyorum!' demiş. İkisinin de yüzü güle güle namazlarını kılmışlar.
Namazdan sonra bahçede oynarken, eski bir sandık bulmuşlar. Sandığı açtıklarında, içinde parlak renklerde, uçan bir halı bulmuşlar! Halı, sanki onlara 'Merhaba çocuklar! Ben sihirli bir halıyım. Beni kim bindirirse istediği yere götürebilirim!' demiş gibi parıldamış. Ömer ve Esma şaşkına dönmüşler. Ömer hemen halının üstüne atlamış, 'Beni İstanbul'a götür!' diye bağırmış. Halı anında havalanıp gökyüzüne doğru yükselmiş. Esma da hemen atlamış arkasından. İstanbul'un üzerinden uçarken, tarihi yerleri, büyük camileri, kalabalık sokakları görmüşler. Ömer heyecanla 'Esma bak, Ayasofya! Bak, Topkapı Sarayı!' diye bağırmaya başlamış, ama bu sefer bağırışları daha yumuşak, daha sevecenmiş. Esma ise etrafı hayranlıkla izliyormuş.
Bir süre uçtuktan sonra, Ömer birden 'Aç oldum!' demiş. Esma ise 'Ben de!' diye eklemiş. Halı, onları güzel bir pastane önüne bırakmış. Çok güzel kurabiyeler, kekler, pastalar varmış. Ömer ve Esma, en sevdikleri tatlıları alıp yemişler. Yemekten sonra halının üzerinde uçuşa devam etmişler. Bir anda korkunç bir duman görmüşler, uzaktan alevler yükseliyormuş. 'Bak Esma, orada bir yangın var!' demiş Ömer. Halı hızla yangın yerine yaklaşmış. Ömer ve Esma, yangının bir evin bahçesinde olduğunu görmüşler. İnsanlar telaşlı bir şekilde bağırıyor, yardım istiyorlardı. Ömer, hiç düşünmeden sihirli halıyla yangının olduğu eve yaklaşmış ve 'Yardım edelim!' diye bağırmış. Halı, itfaiyecilere doğru uçmuş. Itfaiye araçlarının yerini göstermiş, onlara yangının neresinde olduğunu anlatmış. Itfaiye ekibi çok hızlı bir şekilde yangını söndürmüş. Evdeki insanlar çok mutlu olmuş, Ömer ve Esma'ya teşekkür etmişler.
Ömer ve Esma, itfaiyecilerin işlerini ne kadar önemli ve zor olduğunu anlamışlar. Yangını söndürdükten sonra, halıyla köylerine geri dönmüşler. Eve vardıklarında, anne ve babaları çok endişeliymiş. Çocuklar, onlara her şeyi anlatmışlar. Anne ve babaları çok gururlanmış, Ömer ve Esma'yı kucaklamışlar. Ömer, o günden sonra bağırmayı tamamen bırakmış, her zaman Esma'yı dinlemiş ve ona karşı çok daha anlayışlı olmuş. Esma da Ömer'in iyiliğine karşılık daha çok gülümsüyor ve onunla daha çok vakit geçirmekten mutluluk duyuyordu. Sihirli halı ise, artık her zaman kardeşlerin evlerinin çatısında saklanarak onları her zaman mutlu edecek şekilde bekliyormuş. Ömer ve Esma, sihirli halıyla birçok macera yaşamış, yeni yerler görmüş, yeni arkadaşlar edinmişler ve en önemlisi; birbirlerine olan sevgi ve saygılarını daha da güçlendirmişler. Ve her zaman namazlarını düzenli olarak kılmışlar. Bu masaldan alacağımız ders şu ki; kardeşler arasında sevgi, saygı ve anlayış çok önemlidir. Bağırmak yerine, konuşarak sorunlarımızı çözebiliriz. Başkalarına yardım etmek ise, en büyük mutluluktur.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.