Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlarda değil, tam da yanı başımızda, sıcacık bir evde yaşarmış minicik tüyleri olan, bembeyaz bir kedi. Adı Lia'ymış. Lia, sabahları uyandığında gerinir, pençelerini uzatır, sonra da mırıl mırıl sesler çıkarırmış. Lia'nın en sevdiği şeylerden biri, pencerenin kenarında oturup güneşi izlemekmiş. Güneş ışınları tüylerini ısıtır, Lia da gözlerini kısarak uyuklarmış.
Bir gün Lia, her zamanki gibi bahçede gezintiye çıkmış. Minicik patileriyle çimlerin üzerinde dolaşırken, burnuna mis gibi çiçek kokuları gelmiş. Kelebekler etrafında uçuşurmuş. Lia, sevinçle kuyruğunu sallamış.
Birdenbire, "Cik cik!" diye bir ses duymuş. Bu ses, neşeli kuş seslerine benzemiyormuş. Daha çok, "Yardım edin!" der gibi, üzgün bir sesmiş. Lia meraklanmış. Minicik kulaklarını dikmiş, sesin geldiği yöne doğru ilerlemiş. Patileriyle sessizce yürümüş.
Bir de ne görsün! Büyük bir gül ağacının altında, minicik, sapsarı bir kuş yatıyormuş. Kuşun kanadı biraz incinmiş gibiymiş. Uçamıyormuş. Minik kuşun gözlerinden sanki yaşlar akıyormuş gibi, çok üzgünmüş. "Cik cik!" diye fısıldamış tekrar.
Lia, kedilerle kuşların bazen arkadaş olamayacağını bilirdi. Ama bu minik kuşun yardıma ihtiyacı vardı. Lia'nın kalbi sıcacık olmuş. Ona yardım etmek istemiş. "Miyav," demiş Lia, yumuşacık bir sesle. "Üzülme, minik kuş dostum."
Lia, yavaşça minik kuşun yanına yaklaşmış. Onu korkutmak istememiş. Burnunu usulca kuşa yaklaştırmış, koklamış. Sonra patisiyle nazikçe, çok nazikçe minik kuşu iterek, bahçedeki büyük, yeşil yapraklı bir çiçeğin altına götürmüş. Orası daha güvenliymiş, hem de güneşin yakıcı ışıklarından koruyormuş.
Lia, minik kuşun başında beklemeye başlamış. Gözlerini hiç ayırmamış. Mırıl mırıl mırıldanarak, kuşun kendini daha iyi hissetmesini sağlamaya çalışmış. Lia'nın sıcaklığı, minik kuşa iyi gelmiş. Kuş, Lia'nın yanında kendini güvende hissetmiş. Artık o kadar korkmuyormuş.
Saatler geçmiş, Lia hiç ayrılmamış kuşun yanından. Akşam olduğunda, Lia annesinin yanına koşmuş. "Miyav miyav!" diyerek, minik kuşu annesine anlatmaya çalışmış. Annesi, Lia'nın ne kadar iyi kalpli olduğunu anlamış. Birlikte bahçeye gitmişler. Annesi de minik kuşa bakmış, ona bir damla su vermiş.
Birkaç gün boyunca Lia, her gün minik kuşun yanına gitmiş. Onunla konuşmuş, mırıldanmış. Minik kuş da her gün daha iyi olmuş. Kanadı artık eskisi gibi incinmiyormuş. Bir sabah, minik kuş kanatlarını açmış ve "Cik cik!" diye neşeyle şakımış. Artık uçabiliyormuş!
Minik kuş, Lia'ya teşekkür etmek ister gibi, başının etrafında bir tur atmış. Lia çok mutlu olmuş. Kuyruğunu sevinçle sallamış. Artık Lia'nın yeni bir arkadaşı varmış: Minik kuş! Onlar şimdi bahçede birlikte oynarlarmış. Lia kuşun uçuşunu izler, minik kuş da Lia'nın peşinden koştuğunu görür, neşeyle şakırmış.
Hayvanları sevmek ne güzel bir şeymiş! Arkadaşlara yardım etmek, onlara sıcacık kalbini açmak ne harika bir duyguymuş! Lia, hem minik kuşun hem de annesinin kalbini ısıtan sevimli bir kahraman olmuş. Mırıl mırıl mırıldanarak, minik kuş arkadaşıyla birlikte güneşin tadını çıkarmışlar. Mutlu son!
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.