Toprak odasındaki yumuşak yeşil halının üzerine renkli yarış pistini kurmuştu. Plastik rayların birbirine takılırken çıkardığı tıkır tıkır sesler tüm odayı neşeyle dolduruyordu. Kırmızı yarış arabası öğleden sonra güneşinde ayna gibi parıldıyordu. Tam o sırada kapı hafifçe aralandı ve arkadaşı Can elinde parlak mavi arabasıyla içeri girdi.
İki arkadaş pistin başında yan yana oturdular. Pistin tam ortasında tahta küplerden yapılmış daracık bir tepe ve bir köprü vardı. Can yarışma heyecanıyla hemen yerinden fırladı. Kendi mavi arabasını hızla öne sürdü. "Bu yarışı sadece ben kazanacağım, sen arkada kalacaksın, yolu sana vermem!" diyerek köprünün girişine doğru hızla atıldı. Fakat o kadar acele etmişti ki mavi araba dar virajda savruldu. Ön tekerleği sarı bir tahta bloğun kenarına sıkışıp kaldı. Tekerlekler boşa dönüyor, vızıldıyor ama araba hiç ilerleyemiyordu. Can kaşlarını çattı, arabasını çekmeye çalıştı ama başaramadı.
Toprak hiç kızmadı, arkadaşına darılmadı ya da ona gülmedi. Küçük kırmızı arabasını usulca eline aldı. Arabanın serin ve pürüzsüz boyasını parmak uçlarında hissetti. Can'ın yanına diz çöktü. Dostça gülümsedi ve tatlı bir sesle mırıldandı:
"Vın vın tekerlek, döner neşeyle, en güzel yarış hep birlikte!"
Can başını kaldırdı, arkadaşının sakin sesini duyunca yüzündeki öfke uçup gitti. Toprak kırmızı arabasını mavi arabanın arkasına yerleştirdi. "Tek başına kalırsan oyun biter Can. Birlikte olursak yarış hep devam eder. İkimiz aynı anda itelim mi?" dedi.
İki küçük el aynı anda arabalara dokundu. Kırmızı araba arkadan hafifçe destek verdi, mavi araba yönünü buldu. Tıkırt diye bir ses duyuldu ve sıkışan tekerlek tahta bloktan kurtuldu. İki araba birden tahta köprünün üzerinden neşeyle kaydı. Pistin altındaki yeşil halı onlara pürüzsüz bir yol açıyordu.
Arabalar yan yana hızlanırken ikisi bir ağızdan neşeyle tekrar ettiler:
"Vın vın tekerlek, döner neşeyle, en güzel yarış hep birlikte!"
Bu kez Can yolu kapatmadı. Virajlarda kırmızı arabaya yer açtı, Toprak da köprü inişinde mavi arabayı bekledi. Kimse öne fırlamak için diğerini itmedi. Tekerleklerin çıkardığı tatlı uğultu odanın tavanında yankılandı. Paylaşarak oynamak, yarışı iki kat daha eğlenceli kılmıştı.
Son virajı dönüp büyük damalı bayrağa doğru süzüldüler. Kırmızı ve mavi araba, tekerlek tekerleğe bitiş çizgisini tam aynı anda geçti. İki arkadaş alkışlayarak güldüler. Can arkadaşına baktı ve "Seninle yan yana yarışmak tek başına birinci olmaktan çok daha güzelmiş," dedi. İki dost minik arabalarını pistin kenarındaki güvenli kutularına özenle yerleştirdiler. Yarış arabaları da yorulmuş gibi dinlenmeye çekildi. Odadaki tatlı tıkırtılar yerini ılık bir huzura bıraktı.
Pencereden süzülen akşam serinliği odayı doldurdu. Gökyüzü koyu lacivert bir battaniye gibi şehrin üzerine serildi. Toprak yumuşacık yatağına tırmandı. Annesinin serdiği lavanta kokulu yorganı çenesine kadar çekti. Yorgan sıcacık ve güvenliydi. Derin, sakin bir nefes aldı. Bütün bedeni gevşedi. Tavandaki küçük yıldız çıkartmaları loş ışıkta parıldarken göz kapakları ağırlaştı. Kırmızı arabanın rüyalara uzanan sessiz, sakin yolunda huzurla uykuya daldı.
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir hikayeye yönelik izin alınması zorunludur.